Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, Haber Trabzon mikrofonlarına yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Son dönemde “evi olmayan belediye başkanı” olarak gündeme gelen Bıyık, siyasette maddi kazanç elde edilmemesi gerektiğini vurguladı. Uzun süredir kirada oturduğunu belirten Bıyık, bugüne kadar ne Yomra Belediyesi’nde ne de Trabzon siyasetinde herhangi bir ticari ilişkiye girmediğini söyledi. Sadece maaşıyla geçindiğini ifade eden Bıyık, siyasetin zenginleşme aracı haline getirilmemesi gerektiğini dile getirdi.

***

Türkiye’de SİYASET denildiğinde insanların zihninde çoğu zaman umut değil, kuşku beliriyor. Çünkü bu ülkede siyaset, uzun yıllardır milletin derdiyle dertlenme alanı olmaktan çok, kimi çevreler için GÜÇ DEVŞİRME, NÜFUZ BİRİKTİRME ve SERVET BÜYÜTME aracına dönüştürüldü.

MAKAMLAR HİZMET İÇİN DEĞİL, ÇIKAR İÇİN İSTENDİ. KOLTUKLAR EMANET DEĞİL, GANİMET gibi görüldü.

İşte tam da böyle bir atmosferde, Yomra Belediye Başkanının yaptığı açıklama sıradan bir cümle değil; doğrudan doğruya ahlaki bir meydan okumadır: “SİYASETÇİ ZENGİNBLEŞMEYECEK.”

Bu söz, bugünün Türkiye’sinde öyle kolay söylenebilecek bir söz değildir.

Çünkü herkesin sustuğu, herkesin görmezden geldiği, herkesin alıştığı kirli bir düzene karşı söylenmiştir. Bu söz, SİYASETİ YATIRIM ARACI gibi görenlere karşı söylenmiştir. Bu söz, MAKAMI ŞAHSİ SERVETE TAHVİL eden anlayışa karşı söylenmiştir. Bu söz, belediye koltuğuna oturunca halktan biri olmaktan çıkıp küçük bir iktidar odağına dönüşen zihniyete karşı söylenmiştir. Mustafa Bıyık’ın farkı da tam burada ortaya çıkmaktadır.

İki dönemdir belediye başkanlığı yapıyor ve hâlâ kirada oturuyor. Türkiye şartlarında bu başlı başına bir haber değeri taşıyor. ASLINDA NORMAL OLAN BUDUR. Aslında OLMASI GEREKEN TAM DA BUDUR.

Ama öyle bir ÇÜRÜME yaşanmıştır ki, GÖREVDE OLUP DA SERVETİNE SERVET KATMAYAN SİYASETÇİ ARTIK İSTİSNA GİBİ GÖRÜLMEKTEDİR.

İşini düzgün yapan, ihaleyi yandaşa peşkeş çekmeyen, imar rantını kişisel zenginliğe çevirmeyen, BELEDİYEYİ AİLE ŞİRKETİNE DÖNÜŞTÜRMEYEN biri çıktığında insanlar dönüp tekrar bakıyor.

Çünkü DÜRÜSTLÜK SIRADAN OLMAKTAN ÇIKARILDI; neredeyse OLAĞANÜSTÜ BİR MEZİYET gibi gösterilir hale geldi. Bu bile memleketin ne kadar ağır bir ahlaki aşınma yaşadığını göstermeye yeter.

Mustafa Bıyık’ın kıymeti tam da bu yüzden büyüktür. Çünkü o, siyasetçinin nasıl yaşaması gerektiğini sözle değil hayat tarzıyla göstermektedir. “Ben ticarete girmedim, sadece maaşımla geçindim” demek, bugünün siyasi ikliminde yalnızca bir kişisel beyan değildir; aynı zamanda bir karakter testidir.

Bu ülkede pek çok kişi MAKAMI GÖRÜNCE DEĞİŞİR. Dün sade yaşayan adam, koltuğa oturunca çevresini değiştirmeye, ilişkilerini değiştirmeye, hayat standardını yükseltmeye başlar. Bir süre sonra halktan biri olmaktan çıkar, halkın sırtına yük olan bir yapının parçasına dönüşür. Mustafa Bıyık ise bu yozlaşmış yolda yürümemiştir. Asıl mesele de budur.

“DAVA ADAMI” lafı Türkiye’de çok TÜKETİLDİ. O kadar hoyratça kullanıldı ki anlamı neredeyse boşaltıldı.

Bir dönem bu ifade, samimiyetin ve fedakârlığın adıydı; sonra sloganların, propaganda metinlerinin ve çıkar hesaplarının içine gömüldü.

Kimi insanlar “DAVA” dedi ama SERVET BÜYÜTTÜ.

Kimi insanlar “MİLLET” dedi ama MİLLETİN HAKKINI YEDİ.

Kimi insanlar “HİZMET” dedi ama KENDİNE ve ÇEVRESİNE ALAN AÇTI.

Kimi insanlar İNANCI, AHLAKI, ADALETİ DİLLERİNDEN DÜŞÜRMED ama PARAYI, GÜCÜ ve AYRICALIĞI KUTSADI.

İşte böyle bir zeminde Mustafa Bıyık’a “dava adamı” demek, içi boş bir övgü değildir. Aksine, bu kavramı yeniden ait olduğu yere yerleştirmektir.

Çünkü GERÇEK DAVA ADAMI, NUTUK ATAN DEĞİL, BEDEL ÖDEYENDİR.

Gerçek dava adamı, MAKAMI SÖMÜREN DEĞİL, MAKAMIN HAKKINI VERENDİR.

Gerçek dava adamı, SİYASETİ ŞAHSİ SERVETE GİDEN KESTİRME YOL GİBİ GÖRMEYENDİR.

Gerçek dava adamı, saldırıya uğradığında MAĞDURİYETİNİ PAZARLAMAYAN; görevdeyken de DÜRÜSTLÜĞÜNÜ REKLAMA ÇEVİRMEYENDİR.

Gerçek dava adamı, kalabalıkların alkışına göre eğilip bükülen değil, İLKESİNİ şartlara göre DEĞİŞTİRMEYENDİR. Mustafa Bıyık’ın durduğu yer tam da burasıdır.

Onun bu tavrı, sadece Yomra için değil, Trabzon için (Türkiye için) de önemlidir.

Çünkü Karadeniz insanı (şüphesiz Türkiye insanı) lafa değil tavra bakar.

Kim ne dediğinden çok, nasıl yaşadığıyla tartılır.

Eğer bir belediye başkanı yıllardır görev yapmasına rağmen hâlâ sade bir hayat sürüyor, ticari ilişkilerden uzak duruyor ve zenginleşmeyi siyasetin doğal sonucu gibi görmüyorsa, bu halkın önüne güçlü bir örnek koyuyor demektir. Bu örnek, gençlere de çok şey söyler: “Demek ki temiz kalmak mümkündür. Demek ki siyasetin içinde olup kirlenmemek mümkündür. Demek ki koltuğa oturmakla vicdanını satmak aynı şey değildir.”

Bugün TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SORUNLARINDAN BİRİ EKONOMİK KIRİZ KADAR AHLAKİ KIRİZDİR (BİZE GÖRE BİRİNCİL VE ÜLKENİN EN BÜYÜK SORUNUDUR).

İnsanlar artık sadece geçim derdi yaşamıyor; kimin doğru, kimin sahte, kimin samimi, kimin fırsatçı olduğunu da ayırt etmeye çalışıyor. Toplum, sözden çok karakter arıyor. Bu nedenle Mustafa Bıyık gibi isimler sadece belediye başkanı olarak değil, siyasi ahlakın yaşayan örneği olarak da öne çıkıyor. Çünkü memleketin asıl ihtiyacı, çok konuşan siyasetçiler değil; eli temiz, dili ölçülü, vicdanı sağlam yöneticilerdir.

Mustafa Bıyık’ın verdiği mesaj nettir: “Siyaset, zenginleşme kapısı değildir.”

Makam, servet üretme aracı değildir.

Belediye, imar rantının üstüne oturup kendini ihya etme fırsatı değildir.

Kamu görevi, kişisel hayatı lüksle donatma bileti değildir. Bunları açıkça söylemek önemlidir; ama bunları yaşayarak göstermek çok daha önemlidir. İşte bu yüzden Mustafa Bıyık’ın sözleri dikkat çekmiş, yaşama biçimi ise saygı uyandırmıştır.

Bu ülkede DÜRÜST SİYASETÇİYE HASRET KALMIŞ geniş kitleler var.

KENDİSİNE DEĞİL HALKA ÇALIŞAN, YAKIN ÇEVRESİNE DEĞİL KENTE HİZMET EDEN, CEBİNİ DEĞİL VİCDANINI BÜYÜTEN yöneticiler görmek istiyor insanlar. Mustafa Bıyık, bu beklentinin boşa olmadığını gösteren isimlerden biridir. Onun varlığı, siyasetin tamamen çürümüş bir alan olmadığını; hâlâ omurgalı, ilkeli ve temiz insanların da ayakta kalabildiğini göstermektedir.

Bu yüzden Mustafa Bıyık’a sadece “başkan” demek yetmez. Çünkü bazı insanlar makam unvanından daha büyük bir anlam taşır. Mustafa Bıyık, bugün için yalnızca bir belediye başkanı değil; siyasetin nasıl yapılması gerektiğini hatırlatan bir vicdan çağrısıdır.

Dava adamlığı da zaten tam budur. Davayı diline dolamak değil, hayatına taşımaktır. İnandığı şeyi sloganlaştırmak değil, yaşamaktır. Gücün başını döndürmesine izin vermemektir. Makamı cebine değil, sorumluluğuna yazmaktır.

Evet, Trabzon’un da bu ülkenin de Mustafa Bıyık gibi insanlara ihtiyacı var. Daha çok konuşana değil, daha temiz kalana ihtiyacı var. Daha çok gösteriş yapana değil, daha çok karakter gösterene ihtiyacı var. Çünkü bu memleketi kurtaracak olan şey, süslü cümleler değil; dürüst insanların sessiz ama sarsıcı örnekliğidir.

Mustafa Bıyık bu yönüyle gerçekten bir dava adamıdır. Ve bunu en çok da, hiçbir gösterişe ihtiyaç duymadan ispatlamaktadır. (Gökhan Dihkan)

EK: Sözü edilen başkanı tanımam. Sözkonusu meziyetleri, günümüzde istisna olan meziyetleri var mı bilmem. Gökhan kardeşimizin şahitliğinden hareketle bizde şahitlik ediyoruz. Asıl mesele ve önemli olan, üzerine basa basa durulması gereken bu belediye başkanı değil, bu başkan üzerinden verilen “SİYASET VE KAMU GÖREVİNİN ZENGİNLEŞME ARACI OLAMAYACAĞI” mesajıdır ki bunun altına imzamızı atıyoruz.

Kaynak: yeni sakarya gazetesi