Bir davaya inanırsınız…
Makam için değil, inancınız için çalışırsınız. Gecenizi gündüzünüze katarsınız.
Çoluğunuzun çocuğunuzun rızkından fedakârlık eder, cebinizden harcar, tek bir teşekkür beklemeden mücadele edersiniz.
Sonra dönüp geriye baktığınızda acı bir gerçekle karşılaşırsınız.
Meğer bazı davalarda emek değil, ilişki; sadakat değil, yakınlık; fedakârlık değil, güç konuşuyormuş.
2013 yılından bu yana aynı siyasi hareketin içinde mücadele ettim.
Üç dönem belediye başkan aday adayı, bir dönem milletvekili aday adayı oldum.
Hiçbir zaman sponsorların kapısını çalmadım. Kimsenin himayesine girmedim.
Ne bir ihale beklentim oldu ne de bir makam pazarlığı yaptım.
Bütün adaylık süreçlerimin maddi yükünü kendi imkânlarımla karşıladım.
Çoluğumun çocuğumun rızkından fedakârlık ettim. Çünkü bu davaya inanıyordum.
Bununla da yetinmedim.
On üç yıldır çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazarak partimizin politikalarını, milletimize fayda sağlayan projeleri ve doğru yapılan işleri savunmaya çalıştım.
Kalemimi hiçbir zaman şahsi hesaplar için değil, inandığım değerler için kullandım.
Helali hoş olsun.
Asıl mesleğim ticaret.
Geçmişte 130 kişiye istihdam sağlayan bir işletmenin sorumluluğunu taşıdım.
Bugün ise tedarik sektöründe çalışmaya devam ediyorum. Hayatım boyunca üretmenin, istihdam sağlamanın ve alın teriyle kazanmanın mücadelesini verdim.
Fakat bunca emeğin, fedakârlığın ve sadakatin karşılığında ne yazık ki hizmet ettiğimiz partimizden en küçük bir sıcaklık bile göremedik.
İnsan ister istemez soruyor;
Vefa bu mu?
Dava adamlığı bu mu?
Düne kadar bu davaya en ağır sözleri söyleyenler bugün en sıcak makam odalarında ağırlanırken; yıllarını bu harekete vermiş insanlar kapının dışında bekletiliyorsa, burada herkesin dönüp kendine bakması gerekir.
Partimiz bir soba olsaydı…
Yanına oturup biraz ısınmak isterdik.
Ama ne hikmetse sobanın başında hep aynı insanlar oturuyor.
Üç dönem milletvekilliği yapanlar yeni makamların peşinde koşuyor.
Üç dönem belediye başkanlığı yapanlar yine önemli görevlere getiriliyor.
Görevler değişiyor ama isimler değişmiyor.
Kapının dışında bekleyenler ise hep aynı insanlar oluyor.
Sonra da bize “vefa”, “dava ahlakı” ve “kardeşlik hukuku” anlatılıyor.
Vefa, seçim zamanı hatırlayıp seçim bitince unutmak değildir.
Vefa, yıllarca omuz omuza yürüdüğün insanları bir kenara bırakmak değildir.
Vefa, yola çıktıklarını, yolda bulduklarına satmak değildir.
Vefa, fedakârlığı alkışlayıp fedakâr insanı yalnız bırakmak hiç değildir.
Hiç kimse bulunduğu makamı sonsuza kadar kendisinin zannetmesin.
Çünkü mahkeme kadıya mülk değildir.
Bugün sahip olunan makamlar da, yetkiler de, unvanlar da geçicidir.
Asıl kalıcı olan; geride bıraktığınız iz, insanların gönlündeki yeriniz ve vicdanlarda verdiğiniz imtihandır.
Biz yine doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz.
Belki makamımız olmayacak…
Belki sırtımızı dayayacağımız güçlü çevreler de olmayacak…
Ama alnımız açık olacak.
Çünkü biz bu şehrin insanıyız.
Dün buradaydık…
Bugün buradayız…
Yarın da burada olacağız.
Sizler ise bir gün o makamları bırakıp bu şehrin sokaklarında, çarşılarında, camilerinde ve meydanlarında yine insanlarla karşılaşacaksınız.
İşte o gün geldiğinde…
Bugün yaptığınız vefasızlıkları nasıl izah edeceksiniz?
Yıllarca emeğini görmezden geldiğiniz insanlarla hangi yüzle selamlaşacak, hangi yüzle oturup sohbet etmeye çalışacaksınız?
Makamlar biter.
Koruma araçları gider.
Resmî unvanlar silinir.
Kapılar kapanır.
Fakat insanın karakteri, vicdanı ve ardında bıraktığı iz ömür boyu konuşulur.
Belki bugün ekonomik güç, siyasi nüfuz ve makam sahibi olanlar kazanan gibi görünebilir.
Ama biz biliyoruz ki gerçek kazanç, Allah’ın huzuruna alnı açık çıkabilmektir.
Biz, koltuğun gücüyle değil; emeğimizin, karakterimizin ve alın terimizin gücüyle ayakta durmaya devam edeceğiz.
Çünkü bir gün herkes yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla ve unuttuklarıyla hatırlanacaktır.
Ve o gün geldiğinde makamların değil, vicdanların hükmü geçecektir.
Çünkü helal kazanılmış bir lira, haramla elde edilmiş yüz liradan daha değerlidir.
Selam ve Dua İle
Bir siyasetçinin, sistem eleştirisini okudunuz..!
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ