MİD‘AM’IN HIRKASI: MÜSLÜMAN SİYASETÇİLERE AĞIR BİR MANİFESTO.

(ESASEN TÜM SİYASETÇİLERE, İNSANIM DİYEN, İNSAN KALABİLEN VE HUSUSEN MÜSLÜMANIM DİYEN SİYASETÇİLERİN HEPSİNE!)

Ey dillerinden Allah’ı, Peygamber’i, Kur’an’ı, ümmeti, ezanı, bayrağı, mukaddesatı düşürmeyen Müslüman siyasetçiler!

Size bugün bir saraydan, bir makam odasından, bir lüks araç konvoyundan, bir ihale masasından, bir parti kürsüsünden değil; Hayber’in tozlu meydanından sesleniyoruz. Size bugün alkışların, sloganların, seçim zaferlerinin, protokol sofralarının, kameraların, danışman ordularının, güvenlik çemberlerinin içinden değil; Allah Resûlü’nün kamu malı karşısındaki sarsılmaz adaletinden sesleniyoruz.

Çünkü bu ümmetin hafızasında bir hırka vardır. Evet, sadece bir hırka.

Ne bir saray, ne bir filo, ne bir şirket, ne bir milyarlık ihale, ne bir kamu arazisi, ne bir imar rantı, ne bir banka hesabı, ne bir akraba kayırması, ne bir örtülü ödenek, ne bir israf düzeni… Sadece bir hırka.

HAYBER günü MİD’AM adlı bir kişi öldürülünce insanlar onun hakkında “Cennet ona mübarek olsun” dediler. Çünkü zahiren Allah yolunda bulunmuş, savaş meydanında can vermişti. Fakat Resûlullah buna izin vermedi. Allah’ın Elçisi, duygusal övgülerin, kalabalık kanaatinin, dış görünüşe göre verilen hükümlerin önünü kesti ve şöyle buyurdu: “Ganimet taksim edilmeden aldığı hırka onun üzerinde ateş olarak yanmaktadır.”

Bu söz, sadece Mid‘am’a söylenmiş bir söz değildir.

Bu söz, devlet hazinesine el uzatan herkesin alnına yazılmış ilahî bir ihtardır.

Bu söz, kamu malını şahsi konforuna, aile servetine, parti çıkarına, zümre saltanatına, yandaş düzenine, lüks hayatına, gösterişli imajına alet eden herkesin kulağında kıyamete kadar çınlayacak bir uyarıdır.

Ey Müslüman siyasetçi! Şunu bil: Mid‘am’ın hırkası, bugün senin makam aracındır. Mid‘am’ın hırkası, senin gereksiz koruma ordularındır. Mid‘am’ın hırkası, devlet bütçesinden yaptığın gösterişli harcamalardır. Mid‘am’ın hırkası, fakirin hakkı olan kaynağı itibara, şatafata, yandaş zenginliğine, israfa, keyfe ve propaganda düzenine çevirmendir.

Mid‘am’ın hırkası, bugün kamu ihalesinde kayırdığın akrabandır.

Mid‘am’ın hırkası, liyakatsiz atadığın partilindir.

Mid‘am’ın hırkası, milletin vergisiyle yaptığın saltanat sofrandır.

Mid‘am’ın hırkası, devlete ait imkânı kendi siyasi ömrünü uzatmak için kullanmandır.

Mid‘am’ın hırkası, fakir evinde tencere kaynamazken makam odalarında ihtişam yarıştırmandır.

Mid‘am’ın hırkası, “hizmet” diyerek servet biriktirmendir.

Mid‘am’ın hırkası, “dava” diyerek dünyalık devşirmendir.

Mid‘am’ın hırkası, Allah’ın adını anıp Firavunların konforuna özenmendir.

Ey iktidar nimetini emanet değil ganimet sananlar!

Bilin ki İslam’da devlet malı sahipsiz mal değildir. Kamu malı, yetimin, emeklinin, işçinin, memurun, dul kadının, öksüz çocuğun, borç içinde kıvranan esnafın, tarlasında mazot bulamayan çiftçinin, hastane koridorunda bekleyen hastanın, atanamayan gencin, evine ekmek götüremeyen babanın hakkıdır.

O hazine sizin babanızın malı değildir.

O bütçe sizin hanedanınızın kasası değildir.

O makam sizin şahsi mülkünüz değildir.

O devlet sizin partinizin tapulu arazisi değildir.

O imkânlar sizin yakın çevrenizin sofrasına serilmiş nimetler değildir.

Devlet malı, Allah’ın kulları adına size emanet edilmiş ağır bir sorumluluktur. Siz o emaneti korumak için varsınız; onu yağmalamak, israf etmek, kendi çevrenize aktarmak, gösterişe dönüştürmek, şahsi itibarınıza malzeme yapmak için değil. (G. Dihkan) DEVAMI VAR

Kaynak: Yeni Sakarya Gazetesi