Koç gurubu Tüpraşı sattığını açıkladı, açıkçası biz bu sürecin Yapı kredi bankasının satışıyla başladığını, Küreselci ekonominin Türkiye’den çıkmaya başladığını ön görmüştük.
Dünya değişiyor.
Ama mesele sadece değişim değil; kimin lehine, kimin aleyhine değiştiği…
Son yıllarda Türkiye ekonomisine baktığımızda dikkat çeken bir gerçek var;
Sermaye el değiştiriyor.
Ama bu sıradan bir devir teslim değil.
Bu, küresel aklın yerli görünümlü aktörler üzerinden sahaya yeniden dizilişi olabilir mi?
Bir zamanlar “özelleştirme” adı altında başlayan süreç, bugün daha sofistike bir biçimde karşımıza çıkıyor.
O gün devlet küçülüyordu, bugün ise kontrol şekil değiştiriyor.
Dün doğrudan satış vardı, bugün ise dolaylı ortaklıklar, fonlar ve görünmeyen sahiplik yapıları…
Türkiye’de birçok stratejik sektör, enerji, gıda, finans ve lojistik sessiz sedasız el değiştiriyor.
Kağıt üzerinde “yerli yatırım” gibi duran bu yapılar, gerçekte uluslararası sermayenin uzantısı mı, yoksa gerçekten milli bir ekonomik güç mü?
İşte asıl soru burada.
Küresel sermaye artık eski yöntemlerle hareket etmiyor.
Tankla, topla gelmiyor,
Kravatla geliyor.
Fonlarla geliyor,
Ortaklık teklifleriyle geliyor.
Ve en tehlikelisi, “yerli gibi” davranarak geliyor.
Bugün Türkiye’de bazı şirketlerin büyüme hızına baktığınızda, arkasındaki finansal destek dikkat çekici.
Bu destek nereden geliyor? Hangi şartlarla geliyor?
Ve en önemlisi;
Bu destek yarın geri çekildiğinde ne olacak?
Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir.
Ekonomi aynı zamanda egemenliktir.
Üretim gücünü, dağıtım ağını ve finansal kontrolü kaybeden bir ülke, bağımsızlığını da tartışmaya açar.
Küreselci ekonomi modeli, ülkeleri doğrudan işgal etmez.
Onları borçlandırır, bağımlı hale getirir ve karar mekanizmalarını etkiler.
Türkiye bu oyunun dışında mı? Yoksa oyunun tam ortasında mı?
Bugün yaşananlara baktığımızda, bazı satışların, birleşmelerin ve yatırımların sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik olduğu açıkça görülüyor.
Bu noktada sormamız gereken soru şu?
Türkiye kendi ekonomik kaderini mi yazıyor, yoksa yazılan senaryoyu mu oynuyor?
Elbette her yabancı yatırım kötü değildir.
Ancak mesele yatırımın kendisi değil, kontrolün kimde olduğudur.
Eğer karar mekanizması dışarıdaysa, tabelada Türkçe yazmasının bir anlamı kalmaz.
Sonuç olarak, Türkiye’de ekonomi sadece büyümüyor…
Aynı zamanda yeniden şekilleniyor. Ve bu şekillenmenin yönü, geleceğimizi belirleyecek.
Bu yüzden mesele basit bir “el değiştirme” değil.
Mesele, kimin elinde olduğu…
ve o elin kime hizmet ettiğidir.
Umarım,
Küreselci ekonominin yerini, yerli bizden olan sermaye alır.
Selam ve Dua İle
Ne Zaman İnsan Oluruz
“Yerli sermayeyi desteklediğimizde”
kaynak: yeni sakarya gazetesi