Uluslararası siyaset, görünen manşetlerden çok görünmeyen masalarda şekillenir.
Bugün televizyon ekranlarına bakanlar yalnızca krizleri görüyor; oysa satır aralarını okuyanlar, çok daha büyük bir dönüşümün ayak seslerini duyuyor.
Belki de gelecek, Amerika, Türkiye ve Rusya'nın birbirine tamamen benzediği bir dünya değil; çıkarlarının belirli alanlarda kesiştiği yeni bir stratejik dengeye doğru ilerliyor.
İlk bakışta bu ihtimal birçok kişiye imkânsız gelebilir.
Çünkü Washington ile Moskova yıllardır rakip, Ankara ise zaman zaman biriyle, zaman zaman diğeriyle sert gerilimler yaşıyor.
Ancak devletler duygularla değil, çıkarlarla hareket eder.
Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.
Bugün enerji hatları, Karadeniz'in güvenliği, Orta Doğu'nun yeniden şekillenmesi, Kafkasya dengesi, terörle mücadele ve Çin'in yükselişi; birbirine rakip görünen aktörleri aynı masaya oturmaya zorlayabilecek başlıklardır.
Elbette taktiksel ayrışmalar olacaktır. Zaman zaman sert açıklamalar yapılacak, yaptırımlar konuşulacak, krizler yaşanacaktır.
Fakat bunlar büyük resmin tamamı olmayabilir. Çünkü stratejik ortaklık, her konuda aynı düşünmek değildir; ortak tehditlere karşı ortak çıkar üretmektir.
Türkiye artık yalnızca bir NATO ülkesi değildir.
Aynı zamanda Karadeniz'in kilidi, enerji koridorlarının merkezi, Avrupa ile Asya arasındaki jeopolitik köprüdür.
Böyle bir ülke, yeni dünya düzeninde sadece izleyen değil, denklemi kuran aktörlerden biri olma potansiyeline sahiptir.
Amerika ise küresel liderliğini korumanın yollarını arıyor. Rusya ise yaptırımlara rağmen jeopolitik ağırlığını muhafaza etmeye çalışıyor.
Bu iki güç, bazı alanlarda rekabet ederken bazı alanlarda zorunlu iş birliğine yönelebilir.
Türkiye ise bu iki eksen arasında denge kurabilen ender ülkelerden biri olarak öne çıkabilir.
Belki de önümüzdeki yılların en büyük sürprizi, yüksek sesle ilan edilen ittifaklar değil; sessizce inşa edilen stratejik mutabakatlar olacaktır.
Dünya artık siyah ile beyaz arasında seçim yapmıyor.
Gri alanlar büyüyor.
Eski düşmanlıklar yeniden tanımlanıyor, eski dostluklar ise yeniden sorgulanıyor.
Bu nedenle bugünün tartışmalarına sadece bugünün gözlüğüyle bakmak yanıltıcı olabilir.
Geleceğin haritası çizilirken, haritayı çizen eller görünmeyebilir.
Belki de tarih, yıllar sonra bugünü anlatırken şu cümleyi kuracaktır;
"Dünya yeni bir döneme girerken en önemli gelişme, birbirine rakip görünen güçlerin çıkar ekseninde kurduğu sessiz stratejik dengeydi."
Bellimi olur, yakın gelecekte Amerika, Rusya ve Türkiye Yeni Dünya düzeninin kanun koyucusu olur mu olur.
Selam ve Dua İle…
Ne Zaman İnsan Oluruz?
"Devletimize Güvenmeye Devam Ettiğimizde."
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ