Papyonlu Türk Görünümlüler;

NATO Zirvesi yalnızca güvenlik politikalarının konuşulduğu bir toplantı değildi.

Aynı zamanda yeni dünya düzeninde güç merkezlerinin yeniden şekillendiğini gösteren siyasi bir fotoğraftı.

Türkiye'nin zirvenin merkezinde yer alması, yalnızca başarılı bir ev sahipliği değil; bölgesel ve uluslararası etkisinin arttığının güçlü bir göstergesiydi.

Zirvede Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Başbakanı Danult Trumpbaşta olmak üzere tüm liderlere Türk savunma sanayiini ve geleneksel silah ustalığını temsil eden Gümüşay marka revolverler hediye etti.

Bu hediye, bir savaş çağrısı değil;

güçlü devletlerin barışı koruyacak caydırıcılığa da sahip olduğu yönünde sembolik bir diplomatik mesajdı.

Gel görki;

Dünyayı ürettiği silahlarla kana bulayan bazı liderler sembolik revolver hediyesini, ülkelerindeki silah kanunu gerekçe gösterip büyükelciliklerine bıraktılar.

Sevsinler sizin ikircikli tavrınızı..!

Aynı zirvede Türk mutfağının seçkin lezzetleri ikram edildi.

Mehter marşları yankılandı, yeniçeri temsilleriyle asırlık devlet geleneğimiz dünya liderlerine tanıtıldı.

Türkiye, aynı masada hem kültürünü hem tarihini hem de savunma sanayiindeki birikimini dünyaya gösterdi.

Bu zirvenin en önemli siyasi mesajı ise şuydu;

Türkiye artık sadece kendisine verilen rolü oynayan bir ülke değil;

bölgesel dengeleri etkileyen, kriz masalarında aranan ve uluslararası siyasette ağırlığı giderek artan bir aktördür.

Karadeniz'den Kafkasya'ya, Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar Türkiye'nin olmadığı hiçbir denklem artık kalıcı değildir.

Fakat en dikkat çekici olan, dünya liderlerinin ilgiyle karşıladığı bu tablodan rahatsız olmamaları;

en büyük rahatsızlığın yine içeriden yükselmesiydi.

İşte ben bu zihniyete "Papyonlu Türkler" diyorum.

Papyon takmak mesele değildir.

Mesele;

papyonun arkasına saklanıp bu milletin değerlerini küçümseyen, Anadolu insanına tepeden bakan, kendi tarihini küçümseyen ve Batı'nın alkışını kendi milletinin takdirinden daha değerli gören zihniyettir.

İngiltere kraliyet muhafızlarını sergileyince buna gelenek deniliyor.

Japonya samuray kültürünü tanıtınca buna kültürel diplomasi deniliyor.

Fransa tarihî askerî törenlerini yapınca buna devlet ciddiyeti deniliyor.

Türkiye mehteriyle, yeniçerisiyle ve tarihî mirasıyla dünyaya çıktığında ise içeride bazıları rahatsız oluyor.

Çünkü onların sorunu ne mehterdir...

Ne yeniçeridir...

Ne de hediye edilen sembolik revolverdir...

Onların asıl sorunu, Türkiye'nin yeniden ayağa kalkmasıdır.

Çünkü onlar, Türkiye'nin güçlü olmasına değil;

güçlü görünmesine bile tahammül edemiyorlar.

Oysa dünya gerçeği çoktan kabul etti.

Türkiye artık sadece sınırlarını koruyan bir devlet değil; bölgesinin istikametini etkileyen bir güçtür.

Türkiye artık yalnızca davet edilen ülke değil; masanın kurulmasında söz sahibi olan ülkedir.

Ve unutulmamalıdır ki...

Milletine yabancılaşanlar, yabancıların alkışını kazanabilir; ama tarihin sayfalarında hiçbir zaman milletin gönlünde yer bulamazlar.

Tarih, papyonluları değil; kendi medeniyetine güvenerek dimdik duran milletleri yazar.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

"Köklerimize ve Göklere Sımsıkı Sarıldığımızda"

kaynak: yeni sakarya gazetesi

Fotoğraf: AA ARŞİV