Hangimiz Muhammed?

Adını dilimizden düşürmediğimiz Peygamber’in ahlakını hayatımıza ne kadar taşıyoruz?

O’nu sevdiğimizi söylüyoruz. Mevlidlerde gözyaşı döküyor, salavatlarla dilimizi süslüyoruz. Peki ya sonra?

Hangimiz Muhammed?

Hakaret edilince beddua etmek yerine dua edebilen hangimiz?

Güç eline geçtiğinde intikam almak yerine affedebilen hangimiz?

Komşusu açken tok yatmayan hangimiz?

Yetimin başını okşayan, garibin derdini kendi derdi bilen hangimiz?

Alışverişte kusurlu malını gizlemeyen, teraziyi eksik tartmayan hangimiz?

Bir makam uğruna adaletini satmayan, bir menfaat uğruna doğruluğundan vazgeçmeyen hangimiz?

Bugün gösteriş çağındayız.

En büyük evler bizim olsun istiyoruz.

En pahalı arabalar bizim olsun istiyoruz.

En çok takipçi, en çok beğeni, en çok alkış bizim olsun istiyoruz.

O ise hasır üzerinde uyuyordu.

Biz sofralarımızı israfla donatıyoruz.

O, günlerce evinde sıcak yemek pişmediği halde şükrediyordu.

Biz kırılınca küslüğü büyütüyoruz.

O, kendisine eziyet edenlerin hidayeti için ellerini semaya açıyordu.

Bugün insanlar dini konuşuyor; fakat ahlakı yaşamıyor.

Kur’an okuyan çok…

Kur’an’ın emrine teslim olan az.

Peygamber sevgisini anlatan çok…

Peygamber ahlakını yaşayan az.

Sakal uzatmak kolay…

Kalbi kibirden arındırmak zor.

Tesettüre girmek kolay…

Nefsi örtmek zor.

Namaz kılmak büyük bir ibadettir…

Ama namazın insana kazandırması gereken doğruluk, merhamet ve emanete riayet olmadan eksik kalır.

Bugün Müslümanların en büyük problemi düşmanlarının gücü değil, kendi ahlaklarındaki zayıflıktır.

Çünkü Peygamber, önce insanı yetiştirdi.

Sonra toplum kurdu.

Biz ise bina yapıyoruz ama gönül yapamıyoruz.

Kalabalık oluyoruz ama ümmet olamıyoruz.

Birbirimizi din adına yargılıyor, dünya menfaati uğruna birbirimizi tüketiyoruz.

Oysa Muhammed olmak; dürüst olmaktır.

Muhammed olmak; merhamet olmaktır.

Muhammed olmak; adaletli olmaktır.

Muhammed olmak; emanete sadakat göstermektir.

Muhammed olmak; öfkesini yutabilmektir.

Muhammedi olmak; makamla değil, ahlakla büyümektir.

Belki de bugün kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:

Biz gerçekten Hz. Muhammed’in ümmeti miyiz, yoksa sadece O’nun adını anan bir kalabalık mıyız?

Çünkü O’nun adı dillerimizde ne kadar varsa, ahlakı hayatlarımızda da o kadar olmalıdır.

Aksi hâlde sorun, Peygamber’i tanımamak değil; tanıdığı hâlde O’na benzemeye çalışmamaktır.

Ve günün sonunda aynı soru vicdanımızda yankılanmaya devam edecektir;

Hangimiz Muhammed?

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

“Muhammed-i Yaşam Sürdüğümüzde

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ