İki hafta önce Necati Mert, Özgür Arık ve ben, Adapazarı Fikir Kulübü’nün konuğu olduk. Daha doğrusu, kulübün üyeleri ile birlikte, konuşma-cı olarak davet edilen Osman Nuri Zengin’i dinleme fırsatı bulduk.
Adapazarı Fikir Kulübü, siyasi meşrebi birbirinden bir hayli farklı insanlar tarafından, Adapazarı’nın entelektüel hayatına katkı yapmak amacıyla oluşturulmuş. Kulüp her Perşembe, birini çağırıp konuşturuyor. Konuşmanın ardından bir tartışma ortamı doğuyor. Bu arada üyelerinden birinin Esat Pınarbaşı olmasının Adapazarı Fikir Kulübü’nü benim gözümde daha anlamlı hâle getirdiğini de belirtmek isterim.
***
Bu notu düştükten sonra gelelim Osman Nuri Zengin’in konuşmasına... Akademik bir disiplin içinde kurgulanmış olan sunuş mükemmeldi ve sosyal demokrasi ya da sol başlığı altında söylenmesi gereken her şeyi kapsıyordu. Osman abi, hiç abartmadan söylüyorum, sosyal demokrat ve sosyalist hareketler üzerinden Türkiye’nin yakın siyasi tarihini önümüze koydu.
Büyük keyif aldığım o sunuşa, bu sütundan ufak bir katkı yapmak istiyorum. Belki malumun ilamı olacak ama bir kez daha altını çizmek gerekiyor. Sosyal demokrasi olarak isimlendirilen siyaset teorisi ve pratiği, her şeyin ötesinde Marksizm’den mülhemdir. Bu yapının temellerinin, her ikisi de Marx’ın izini sürmüş olan, Kautsky [Lenin’in tanımı ile “dönek” Kautsky] ve Bernstein tarafından oluşturulduğu unutulmamalıdır. Bu adamlar, Marksist teoriyi yeniden yorumlayarak ve belli ölçüde dönüştürerek sosyal demokrat siyasetin altyapısını hazırlamıştır. Lakin şunu da belirtmeliyiz. Sosyal demokrat siyaset, Marx’ın düşüncesinin içinde akacağı farklı bir nehir yatağı olarak, Leninizm’den keskin bir biçimde ayrılmaktadır.
Marksist temelleri [referansları] bir tarafa bırakıldığı için, sosyal de-mokrasi herkesin kendine göre tanımladığı [Osman abinin ifadesi ile “körün fili tarifi”] ve taşıyamayacağı anlamlar yüklediği bir kavram hâline gelmiştir. Bir başka ifade ile sosyal demokrasi kavramı, tarihsel-toplumsal bağlamından kopartılarak içeriksizleştirilmiştir. Ortada cid-di bir yanılgı var. Sosyal demokrasi ile Marksizm arasındaki genetik ilişki göz ardı ediliyor.
***
Peki neden? Hasan Bülent Kahraman [Sosyal Demokrasi: Türkiye ve Partileri] bu “yanılgıyı”, hâlihazırda tarihe mal olmuş olan reel sosyalizmin yaşadığı sorunlar ile sosyal demokrasi arasında ilişki kurarak anlaşılır hâle getirmeye çalışıyor.
Kahraman’ın söylediği şu: Özü itibariyle “bürokratik, merkeziyetçi ve despotik” olan sovyet modeli’nin, bir başka ifade ile reel sosyalizm’in yaşadığı sorunlar, öyle olmadığı hâlde, Marksizm’in hatta tüm sosyalist düşüncenin yetersizliği olarak yorumlanmıştır. Bu tavırla bağlantılı olarak, sosyal demokrat siyasetin Marksist temellerini unutma [unutturma] gayretleri yoğunluk kazanmıştır. Ekleyelim: Sosyal demokrat siyaset, ülkemizde, ulusalcı ve antiemperyalist duruşun, sosyalist [sınıfsal] nüveden [içerikten] yoksun versiyonları ile birlikte ve vesayet altında yaşamaya mahkûm edilmiştir.
Hakkını teslim etmek gerekir, Osman Nuri Zengin bütün bunların farkında olan bir sosyal demokrat.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ