“Solun eksikliği demokrat olmamak” diyor Mete Tunçay, Anlayış Dergisi’nden (Mayıs 2005, Sayı 24) Mücahit Küçükyılmaz’a verdiği mülakatta:
“Eğer siz toplum için iyinin ne olduğunu biliyorsanız, o zaman iyi hakkında bir şey sormaya ihtiyacınız yok. Onlara bu iyiyi sunarsınız. Hatta zorlarsınız; zorlamak sizin için ahlakî bir vazifedir bile. Solcu da bu bakımdan müminden farklı değil; doğru cevabı biliyor. Niye kafa saysın, niye tartışsın, doğru cevabı empoze etmek varken. İşte bu bana yanlış bir şey gibi geliyor.”
Bilindiği gibi, Mete Tunçay Türkiye Solu’nun entelektüel düzeyde önemli isimlerinden biri. Mülakatı yapan Mücahit Küçükyılmaz’ın ifadesi ile “Türk solunun hafızası”. Mete Tunçay’ın virgülüne dokunmadan aktardığımız bu sözleri, sol düşüncede yerleşik olan ve geride bıraktığımız yüzyılda pratiğe aktarılan modernleştirici [pozitivist] vurgunun, başka bir dünya tahayyülünü ne kadar muazzam bir zemin kaymasına uğrattığının açık bir ifadesi.
Sol’un aslî fonksiyonlarından biri de iktidar sahipleri tarafından pek dikkate alınmayan toplumsal talepleri sınıf temelli bir analize tabi tutuktan sonra siyaset diline tercüme etmek değil midir? Bu fonksiyonu yerine getirmekten kaçınan ve [sınıfsal temelden yoksun olduğu hâlde] mutlaklaştırılmış birtakım doğruları yukarıdan topluma dayatan bir hareket ne kadar sol’dur?
Mete Tunçay, tam da bu soruların cevabını vermeye çalışıyor. Ve bunu yaparken geleneksel [ortodoks] sol çizginin bir hayli uzağına düşüyor. Bu tavrı, Mete Tunçay’ın [şayet hâlâ edilmedi ise] ortodoks sol tarafından aforoz edilmesi için yeterli. Çünkü demokrasi, sol çevrelerin [özellikle Leninist hareketlerin] itibar ettiği bir olgu değil. Söz konusu çevrelere göre, demokrasinin oturtulması yâni siyasal ve kültürel özgürlüklerin ge-nişletilmesi burjuvazinin bir sorunudur.
Niyetim Mete Tunçay’ın bu farklı duruşunu tartışmak [sorgulamak] değil. Kaldı ki söz konusu duruşun beni rahatsız eden bir tarafı da yok. Dahası, bu duruş bağlamında Mete Tunçay’ın yanında rahatlıkla saf tutabilirim. Esas itibariyle beni ilgilendiren, Mete Tunçay’ın, sol’un toplumla olan sorunlu ilişkisini tanımlamaya çalışırken yaptığı “mümin” benzetmesi.
***
Seneler önceydi. 1997 belki de 1998. Liberal Düşünce Topluluğu’nun önemli bir üyesi [aynı zamanda bir akademisyen, hadi adını da söyleyelim: Atilla Yayla] Adapazarı’na gelmiş. Akşam vakti oturduk ve gece yarısına kadar sohbet ettik. İşin doğrusu, daha çok misafiri dinledik. Vedalaşırken Esat (Pınarbaşı) abi ilginç bir şey söyledi: “Beyefendi, gördüğüm o ki, liberalizmi tıpkı bir mümin gibi savunuyorsunuz”.
Evet, ister solcu olalım ister liberal, düşüncelerimizin mutlak doğrulara tekabül ettiğine ve dışımızdaki dünyanın anlamsız olduğuna vehmediyoruz. Dahası, toplumun bizim düşüncelerimiz doğrultusunda hareket etmesini ve biçimlenmesini istiyoruz. Toplumsal hassasiyetler [algılayışlar] ile bizim perspektifimiz arasında bir çatışma olduğunda, demokratik tavırdan rahatlıkla vazgeçebiliyoruz.
Bu, kendini demokrat olarak tanımlayanları ilgilendiren bir sorun. Daha başlangıçta demokrasiyi reddedenler ve “biz toplum için iyinin ne olduğunu biliriz” diyenler açısından ortada bir sorun yok.
Kaynak: Yeni Sakarya gazetesi