Daha önce yazmıştım: Sol, aykırı siyasî duruşun tarihsel ifadesi olarak, kurulu düzenin meşruiyetinin reddedildiği alandır. Siyasetin, “hikmetinden sual olunmaz” bir irade tarafından belirlendiği, bireyin bu iradenin buyruklarını yerine getirmekten başka seçeneğinin olmadığı dayatmasına başkaldırı, sol’un ayırt edici özelliğidir (...) Enerjisini mevcut olanı korumak ya da daha kötüsü eski yapıları yeniden üretmek için harcayan bir politik oluşum, kendisini nasıl tanımlıyorsa tanımlasın, “sol tahayyülün” dışındadır. Bu tür gayretler sol düşüncenin muhafazakârlaşması ve ana ekseninden kayması sonucunu doğurur (Yeni Sakarya, 4 Kasım 2004).
***
Acele edip “ayının kırk türküsü varmış hepsi de armut üzerineymiş” demeyin. Bu meseleye heyecan içinde tekrar dönmemin sebebi İktisat Profesörü Korkut Boratav’ın şu çarpıcı cümlesi oldu: “Galiba genetik olarak muhalifim” (Milliyet, 16 Ocak 2005).
Bakın Boratav ne diyor?
“Muhalif olmayı politik bir tavır olarak düşünebilirsiniz. Bilimsel düşünce açısından Marksizm’den esinlendiğimi, siyasi olarak da sosyalist olduğumu belirtmeliyim. Bu unsurlar beni muhalif pozisyona koyuyor. Çünkü Marksizm’in öğretisi kapitalist toplumun eleştirisidir. Geleneksel Marksizm’in ön koşulu yaşadığımız toplumun eleştirel bir perspektifle kavranması, anlaşılmasıdır.”
Eleştirel [muhalif] duruşun belli bir sınırı olamaz, olmamalıdır. Söz konusu duruşun her koşulda yeniden üretilmesi gerekir. Bakın, Boratav sosyalist olduğunu vurguladıktan sonra hiç çekinmeden “düzen sosyalist bile olsa muhtemelen muhalefetimi sürdürürdüm” diyebiliyor. Boratav’a göre:
“Her düzen kendi eleştiri akımlarıyla birlikte yaşıyorsa ayakta kalır. Eleştiri kanallarını fiilen veya siyaseten tıkıyorsa kendine problem olur.”
Boratav, eleştirel [muhalif] duruşun önemini [benim de yeni öğrendiğim] bir kavrama “apoloji” kavramına atıf yaparak vurgulamaya çalışıyor:
“Eleştiri öğrenmemizi, kavramamızı sağlar, apoloji ise durumu karıştır. Apoloji yâni güç odaklarının isteklerini, tavırlarını doğrulamak ve desteklemek bilimin işlevlerine aykırıdır. Aynı [şeyi] sosyalist rejimde yaşayan bir marksist için de söyleyebilirsiniz. Apoloji yapanlar olguları karartıcı işlev görmüşlerdir.”
Ben Korkut Hocanın söylediklerini şöyle okuyorum: İktidar odaklarının isteklerini, tavırlarını doğrulamak ve desteklemek, görünenin [gösterilenin] dışında bambaşka bir dünya olduğu gerçeğinin üstünü örtmeye çalışmaktır. Ne dersiniz?
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ