OPERASYON MU, ÇÜRÜME Mİ?
Son günlerde aynı soru dolaşıyor;
“Fon vurgunu AK Parti’ye yönelik bir seçim operasyonu muydu?”
Hatta daha ileri gidiliyor;
“Plan erken mi bozuldu?”
Siyasette her ihtimal konuşulur.
Ama her musibeti komployla açıklamak da kolaycılıktır.
Çünkü bu hikâyenin en acı tarafı başka;
Vurgun mahallindekiler bizim çocuklardı.
Yerliydiler.
Milliydiler.
Finans dehası olarak görülüyorlardı.
Güçlüydüler.
Öyle bir güven alanı oluşmuştu ki, zamanla kendilerini siyasetin ve davanın doğal koruma çemberinde görenler bile oldu.
AK Parti’nin kuruluşunda gözyaşı dökenler, seccadesini ıslatanlar, yıllarca karşılık beklemeden mücadele edenler bir tarafta dururken; bazı çevrelerde para, güç ve itibarın oluşturduğu ayrı bir dünya oluştu.
Asıl tehlike tam da burada başlıyor.
Yozlaşma bir gecede olmaz.
Önce taviz gelir.
Sonra güç.
Sonra para.
Sonra da “Bize bir şey olmaz” duygusu…
Zehirli sarmaşık gibi büyür.
Mahalle farkına varmadan her yeri sarar.
Sonra devlet devreye girer.
Denetim mekanizmaları çalışır.
Soruşturmalar başlar.
Fonların tasfiye süreci gündeme gelir.
Ve mesele artık görmezden gelinebilecek bir noktada olmaktan çıkar.
Şimdi asıl soruya gelelim;
Bu yapılar nasıl bu kadar büyüyebildi?
Denetim mekanizmaları yeterince erken çalıştı mı?
Eksikler nerede oluştu?
Sistemin hangi noktalarında zaaf meydana geldi?
Ve bundan sonra aynı risklerin tekrarlanmaması için ne yapılmalı?
Bunlar konuşulmadan meseleyi sadece “seçim operasyonu” diye açıklamak, asıl meseleden uzaklaşmak olur.
Elbette AK Parti’nin tökezlemesini isteyenler vardır.
Elbette yaşananlardan siyasi sonuç çıkarmaya çalışanlar da olacaktır.
Sendelersen bir tekme de onlar vurur.
Ama dışarıdaki hesabı konuşurken içerideki yozlaşma ihtimalini görmezden gelemeyiz.
Çünkü mesele sadece bir fon meselesi değildir.
Mesele devletin itibarıdır.
Mesele piyasalara duyulan güvendir.
Mesele emanete sahip çıkmaktır.
Ve burada ölçü çok basit olmalıdır;
Kimse siyasi aidiyeti, geçmişi, çevresi veya itibarı nedeniyle ayrıcalıklı görülmemeli.
Aynı şekilde, ortada kesinleşmiş bir sorumluluk yokken de kimse peşinen suçlanmamalı.
Devlet hem kararlı hem adil olmalıdır.
Çünkü AK Parti’nin kuruluş iddiası da tam burada sınanıyor;
İmtiyaz mı, adalet mi?
Kapalılık mı, hesap verebilirlik mi?
Güç mü, hukuk mu?
Bu yüzden artık komplo hikâyelerinden çok, gerçeklerin ortaya çıkmasına ihtiyaç var.
Kim ne yaptıysa hukuk içinde ortaya konulsun.
Eksik varsa tespit edilsin.
Sorumluluk varsa hukuk çerçevesinde belirlensin.
Ve sistem, bir daha aynı zeminin oluşmasına izin vermeyecek şekilde güçlendirilsin.
Çünkü devletin adaleti isimlere değil, ilkelere dayanır.
Selam ve Dua İle
Ne Zaman İnsan Oluruz?
“ hak edenin hakkını teslim ettiğimizde,”
Kaynak: Yeni Sakarya gazetesi
Fotoğraf: sosyal medya