Söyleşi: Fahri Tuna

Necdet Niş? Onun hakkında kitap yazacak kadar çok yakınlığımız vardı. Sakaryaspor tarihinde üç değişik dönemde üç kez gelip de (1980-81, 1986-87, 1987-88) üç şampiyonluk yaşatan, üç kupa kazandıran yegane teknik direktördür. Her zaman yönetimlere karşı futbolcudan yana tavır almıştır. Yönetimlerin futbolcuya verdiği sözlerin kesinlikle yerine getirilmesini isteyen bir hocaydı. Futbolcularla çok iyi ilişkileri olan biridir. Özel hayatında ise çok düzgün yaşayan birisiydi. Çok dost canlısıydı.

Nejat Ersin? Bana göre oyunculuk kabiliyeti ve stiliyle çok çok daha büyük yerlere gelmesi gereken bir kardeşimizdi. Yanılmıyorsam, Adapazarlı kardeşimiz olarak Genç Milli formayı giyen odur. Real Madrid’in eski sol açığı Raul’e hem fiziki hem de futbol olarak bu kadar çok benzeyen Nejat’tan başka futbolcu olmamıştır herhalde.

Nejat Tayman? Kasımpaşa Süper Lig’deyken eski futbolcusuydu. Samspunpor’u da ilk kez Süper Lig’e çıkaran Teknik direktördür. Sakaryaspor’a, kurulduğu yıllarda teknik direktör olarak gelmişti. Adapazarı’nı iyi benimsemiş ve yerleşmişti. Sakayaspor’un şu anda armasında görünen amblemi de o çizmişti.

Neşet Muharrem Javeli? Sakaryaspor’da oynamış istikrarlı kalecilerin başında gelir. Sakaryaspor’a iyi hizmetleri geçti. Kontrollü oyuncuydu. Top kalemizden uzaktayken bile iyi takip eden bir özelliği vardı. Kaleci için düzgün bir fiziği vardı. Halen Adapazarı’na geldiğinde ne zaman yolda karşılaşsak sohbet ederiz. Efendi biridir.

Nezihi Tosuncuk? Sakaryaspor tarihine sembol olmuş futbolculardan birisidir. Tribünlere yaptığı yumruk şov onunla bütünleşmiştir. Stoper oynar, bek oynar, santrafor oynar; fark etmezdi. Verilen görevi, yapabileceği en iyi şekilde yapaya çalışan biriydi. Bursapor’dan, 1980-81 sezonu devre arası gelmişti. Necdet Niş Abi onu santrafor oynatmaya başladı. Karagümrük deplasmanında maç 0-0 devam ederken, bir türlü gol atamadığımız anlarda, sağdan gelen yerden bir karış yükseklikteki bir ortaya, zemini zımpara gibi toprak olan bir zeminde uçarak attığı kafayla Sakaryaspor’u galip getiren golü atması hafızalardan silinmiyor. Çok çılgın bir karakter olduğu için de Deli Nezihi lakabını almıştı. Sakarya futbol kamuoyunda onun özel bir yeri vardır. Saha dışında, sahadaki hırçın futbol stilinin aksine büyüklerine çok saygılı, küçüklerine de sevecen bir ruh hali vardır.

Oğuz Çetin? Türk futbolunun orta sahadaki imparatorlarından birisidir. Aile genetiği olsa gerek, babası rahmetli Nihat Abi de uzun yıllar önce Ankara’nın Süper Lig takımı Gençlerbirliği’nin 10 numaralı formasını giymişti. Çok yüksek top kontrolü yüzdesine sahipti. Her iki ayağını da kullanırdı. Top sürerken yaptığı vücut çalımlarını kesinlikle unutmuyorum. Daha uzun yıllar onun gibi bir orta saha oyuncusu Türk futbolunda çıkar mı bilemem. Saha içinde ve dışında son derece efendi ve saygılı bir kardeşimizdir. Başta Fenerbahçe olmak üzere oynadığı takımların ve A Milli Takımızın beyniydi.

Oğuz Dizer? Babası kamyoncu Hakkı Amca, Günüz Kılıç’ın en yakın dostlarından birisiydi. Oğuz Dizer’in ailece Galatasaraylılığı oradan gelir. Oğuz, genç yaştan beri sporun içinde olmuştur. Sakaryapor’un bir dönem basket takımında oynamıştır. Sakaryaspor’u uzun yıllar yakıdan takip etmiştir. Genç yaşta Ömer Aydemir Başkanlığındaki Sakaryaspor yönetim kurulunda bulunmuştur. Uzun yıllardır ulusal basında spor yazarlığı devam ediyor.

Oktay Sarı (Spiker)? Yıllar önce Sakaryaspor maçlarını yerel radyoda anlatırken tanıdım. Futbola çok meraklı aynı zamanda anlatmaya da çok hevesliydi. Ancak plaj futbolu ilk oynanmaya başladığı yıllarda oraya yöneldi. Ve çok kısa zamanda Türkiye’de yapılan plaj futbolu turnuvalarında devamlı davet alır duruma geldi. Halen yaz sezonunda nerede bir plaj futbolu turnuvası yapılsa, spikerlik için herkes Oktay’ı davet etme yarışına girer. Plaj futbolu denince Türkiye’de ilk akla gelen isimdir.

Olgunlar Turnuvası? Belki de Türkiye’de kesintisiz 33 yıl süren tek Olgunlar Turnuvası bizimkisidir. Semih Saner ve Semih Köprülü’nün Adapazarı’na armağanıdır. Esas Semih Saner’in bu işin doğuşunda olağanüstü katkısı vardır. Bu çabası kesinlikle yadsınmaz.

Orhan Şevki Aldinç? İlk gazeteciliğe 1954 yılında bugünkü Yeni Sakarya’nın ilk hali olan Demokrat Sakarya’da başlamıştır. O yıllarda Adapazarı Merkez Ortaokulunda resim öğretmeni olan Erzurumlu Süheyla Hanımla evlendiğini biliyorum. Evlendikten sonra İstanbul’a taşındıklarını hatırlıyorum. Çünkü aile büyüğüm Faruk Girişken, Orhan Abinin kız kardeşi Nesrin yengemizle evli olduğundan o aileyi çok yakından tanımış oldum. Sanatçı Ayşegül Aldinç’in babasıdır. Uzun yıllar Hürriyet Gazetesinde spor yazarı olarak görev yaptıktan sonra Güneş Gazetesine transfer olmuştu. İslam Çupi ile çok yakın arkadaştılar. İstanbul’a gittiğimizde sık sık Orhan Abi ve İslam Abi ile yıllarca beraber olduk. Adapazarı’na geldiğinde mutlaka her akşam Briç Kulübüne ve Zeki Konuk – Deve Ziya Konuk abilerimize uğrayıp hep beraber olurduk. Hemen her geldiğinde sık sık Yorgolar, Erenler ve Emirdağ Mezarlıklarına, üstelik yürümeyi çok sevdiğinden yürüyerek gidip tanıdığı eski Adapazarlıların kabirlerini ziyaret eder Fatiha okurdu.

Osman Yıldırım? Fiziki görünüşü bir savunmacıya ters orantılıydı. Fakat savunmanın sağ tarafında Sakaryaspor’da önemli görevler yaptı. Sakaryaspor dönemlerinde transfer sezonunda sağbeke kim alınırsa alınsın, beş - altı maç sonra formayı yine Osman kapardı. Sakatlık hariç bir daha o formayı vermezdi. Çok sakin biriydi. Allah rahmet eylesin.

Ömer Yazıcı? 2005-06 yılı Ankara’da Play-Off’ta Altay’ı yenip Süper Ligi çıktığımız sezon, aynı yönetimde beraber çalıştık. Sakaryaspor konusunda çok heyecanlı bir yapısı vardı. İki dönem başkanlık yaptı. İlişkilerinde sakin, saygılı bir karakteri vardı. Allah rahmet eylesin.

Pıçır İsmet Kahyaoğlu? Sakarya’nın spor ve Sakaryaspor tarihine altın harflerle geçecek oyunculardan birisidir. Sakaryaspor’da dokuz sezon görev yaptı. Çok çok iyi bir orta saha elemanıydı. Mecbur aldığınızda liberonuz sakatsa orada oynatırsın, santraforun sakat veya cezalıysa orada da oynatabileceğin çok yönü bir futbolcuydu. Top ayaklarındayken kollarını ve belini rakibe karşı o kadar iyi kullanırdı ki, faul yapmadan ayağından top alamazdınız. İnsan olarak da sakin bir yapısı vardı. Selanik’ten gelen dedesine ufak tefek manasına Pıçır derlermiş. Ona da lakap olarak Pıçır İsmet denirdi. Allah rahmet eylesin.

Rahim Zafer? Gençlerbirliği’nden BJK’ya transfer olurken menajeri ile ufak bir maddi pürüz olduğundan, Süleyman Abi (Seba) beni İstanbul’a kulübe çağırmıştı. Telefonla Rahim ile görüştükten sonra ‘Tamam abi, BJK’ın şartlarını kabul ediyorum. Menajerimle şimdi görüşeceğim’ demişti. Erdinç Şehit’le görüşüp anlaşma sağlanmıştı. O jestini unutmam. İyi bir savunmacıydı. Rakiplerle oyun içinde dalaştığını hiç görmedim. Saha içinde ve dışında düzgün bir yapısı vardır.

Recep Çetin? Sakaryaspor altyapısında genç takımın 10 numarasını giyen oyuncuydu. Boluspor’a genç yaşta transfer olunca 2 numaralı formanın uzun yıllar sahibi ve ‘Takoz’ Recep’ oldu. Sonra BJK’da uzun yıllar 2 numaralı formanın tapusunu aldı. Ben hayatımda bu kadar çabuk bir sağbek seyretmedim.

Reşit Çeker? Reşit Abiyi çok genç yaşlarımda Güneşspor’un 8 ve 10 numarası olarak izledim. Stil olarak Baba Recep’e (Adanır’a) çok benzerdi. Çok sert şutları vardı. Futbolu bıraktıktan sonra Sakarya’nın önemli hakemlerinden oldu. Sahada otoriter bir yapısı vardı.

Rıfkı Manavoğlu? Sakaryaspor’un kuruluş kadrosunda yer alan, oynadığı müddetçe unutulmayan solaçıktır. İç saha maçlarında sol kanadı iyi kullanmasına rağmen rakip sağbekin motivasyonunu bozmak için türlü yollara başvurup kart cezalısı durumuna sokmaya çalışan bir yapısı vardı. Deplasmana gittiğimizde ise sağbeklerin yanlarına fazla yaklaşmazdı. 11 kişi olsak da sanki sahada 10 kişi kişiydik. Deplasmanlarda pasifti. Yaptığı ortalar sanki santraforun kafasına ‘adrese teslim’ gibiydi.

Sabri Ugan? Çok küçük yaşlarda Sakaryaspor maçlarını, stad duvarından atlayıp izlediğini hatırlarım. İyi bir Sakarysporludur. Adapazarı’nın ilk ofset yerel gazetesi Sakarya’da spor yazarlığı ve müdürlüğü ile başladığı mesleğinde kısa zaman sonra İstanbul’da ulusal televizyonların spor servislerinde görev yapıyor. Başarılı bir şekilde futbol spikerliğini uzun yıllar sürdürdü. Bazı televizyonlarda spor müdürlüğü yaptı. Maçlarda heyecanlı pozisyonları anlatırken bile kelimelerin son harfini iyi vurgulardı. Bu da dinleyenlerin hoşuna giderdi. İyi bir kardeşimizdir.

Sezai Çiftçi? 2. Lig’de ilk şampiyon olduğumuz 1980-81 sezonunda Sakaryaspor kadrosunda sık sık yer alan, şimdi çapa dedikleri, 6 numaralı formanın mücadeleci kuvvetli sertlikten yılmayan bir elemanıydı. İstanbul’da Süper Lig’deki ilk yılımızda Yenal’ın penaltı golüyle Fenerbahçe’yi 1-0 yendiğimiz maçta, FB stoperi Güngör ile yaptığı 90 dakika süren sert mücadeleyi halen hatırlarım. Geçirdiği sakatlıktan dolayı futbol hayatı uzun süremedi.

Sinan Turhan? GS’dan gelip Sakaryaspor’da Türkiye Kupasını aldığımız yılda da (1988) önemli katkıları oldu. Samsun’la oynadığımız final maçlarının her ikisinde de (2-0, 1-1) çok iyi performans göstermişti. Rahmetli Büyük Aykut (Yiğit), bana birkaç kez, ‘Erol Abi, benim ol krallığımda en büyük pay Sinan’ındır. Bana kafayla harika toplar indirirdi’ ifadesinde bulunmuştu. İyi kafaya çıkan bir santrafordu. Kuvvetli fiziki yapısı vardı.

Selahattin Aydın? Sakaryaspor’un ekonomik kriz geçirdiği dönemlerin birinde borçları temizlemek için olağanüstü çaba gösterip sıfırlanmasını sağlamıştır. Kısa aralıklarla üç kez Sakaryaspor başkanlığı yaptı. Sakaryaspor menfaatleri konusunda hiç taviz vermeyen bir başkanlık anlayışına sahiptir.

Süleyman Seba? Kendimi çok şanlı addediyorum. Böyle bir kişilik abidesiyle kırk iki yıl bir abi-kardeş gibi, çok yakın ilişkilerimiz oldu. Ne kadar anlatsam azdır. Uzun yıllar birlikte olduğumuzdan çok olaylara şahit olmuşumdur. İstanbul’da herhangi bir yerde çok kez yemekteyken, BJK’ın rakipleri GS ve FB taraftarları masaya Süleyman Abi’ye ‘hoşgeldiniz, iyi akşamlar’ demek için gelirlerdi. Süleyman Abi, kendisinden çok küçüklere de olsa ayağa kalkar, önünü ilikler, onların gösterdiği nezakete aynı hassasiyetle karşılık verirdi. Bir akşam Kadıköy yakasında bir yerde yemekteyken o kadar çok FB taraftarı Süleyman Abiye ‘hoş geldiniz’e geldiler ki ben bir ara ‘Süleyman Abi, maşallah, nazar değmesin, o kadar çok gelen giden oluyor ki, rahat yemek yiyemiyoruz’ deme gafletinde bulundum. Süleyman Abi de bana ‘Gaga bey, (ciddi bir şey söyleyeceği zaman bana ‘Gaga Bey’ diye hitap ederdi), rakibin yoksa sen bir hiçsin. Kiminle oynayıp şampiyon olacaksın. Onlar bana hangi saygıyı gösterip yanıma kadar geliyorlar ise ben de onlara daha fazlasını göstermek mecburiyetineyim’ dediğini hiçbir zaman unutmadım. Süleyman Abi’nin sevdiği ve sık sık beraber olduğu ayrı gruplar vardı. Ben hemen hemen hepsinde bulundum. GS Başkanı Özhan Canaydın ve FB Başkanı Aziz Yıldırım ile de zaman zaman beraber olurlardı. Masada gazeteciler de olurdu. Masada konuşulan masada kalırdı. O başkanlarla bile ilişkileri uzun yıllar devam etti. Futbol oynadığı yıllardaki karşılıklı oynadığı hayatta olan oyuncularla da sık sık beraber olurdu. Süleyman Abi’yi anlatmak için sayfalar yetmez. Onun için, onun yakın dostu olmaktan her zaman mutluluk ve onur duyuyorum.

Şaban Yıldırım? Sakaryaspor altyapısında yetişip, yetiştiği kulübe hizmet ettikten sonra Süper Lig’de Bursapor’da uzun zaman solbek ve soliç oynayıp Sakarya’yı temsil etmiştir. Futbolu bıraktıktan sonra da hangi takımı çalıştırsa mutlaka aldığı zamankinden daha yukarlara taşıyan teknik adam profili çizmiştir. Saha içinde ve dışında son derece uysal bir yapısı vardır.

*Adnan Yüksel tarafından hazırlatılan; Fahri Tuna’nın Erol Girişken ile 10.7.2023 tarihinde, Dr. Resul Narin’in ‘Sakarya’da Spor’ kitabında (Aday Yayıncılık, 2025, Sakarya) kitabı 325-335 sayfalarda yaptığı söyleşinin metnidir.

Haftaya: Şansal Büyüka’dan Deve Ziya’ya

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ