Son yirmi yıl içinde hemen herkesin zihninde iz bırakmış bir Amerikan filmi vardır: Mahşerin Dört Atlısı. Seyretseniz de seyretmeseniz de aklınızın bir köşesinde yer etmiştir bu filmin isim.
Film hakkında kısacık da bir bilgi vereyim: "Mahşerin Dört Atlısı, (Horsemen) adıyla bilinen 2009 yapımı Amerikan psikolojik gerilim filmi, eşini kaybetmiş, çocuklarından uzaklaşmış bir dedektifin (Dennis Quaid) İncil'deki kehanetlere dayanan seri cinayetleri araştırmasını konu alır. Jonas Âkerlund’un yönettiği filmde cinayetler, savaş kıtlık salgın ve ölüm imgeleri üzerinden işlenir.”
İşte son yirmi yıldır Adapazarı semalarında bir dost/bir arkadaş grubu yaşıyor: Mahşerin Beş Yayanı.
Şaka mı bu dediğin Fahri Tuna. Değil vallahi. Gerçek. Ekmek kadar su kadar hava kadar gerçek. Ama masalsı bir grup. Kâh var ortalıkta kâh yok. Ateşböceği gibi, bir yanıyor bir sönüyor. Bir burada bir dünyanın başka tarafında. Bu yaz Edirne’de sonraki yaz Mardin’de. Prizren Mamuşa’da bir Türk sofrasında da gördüm bu iyilik çetesini, Mostar’ın tarihi köprüsünün başında Boşnak dondurması alırken de.
Her üç ayda bir toplanırlar. Her üç ayda bir yenilenirler. Her üç ayda bir zihinlerini güncellerler.
Biri hariç hepsi iş insanıdır. Dolayısıyla economik gidişat muhabbetin ana konusudur. Ama iki saatlik oturumda ekonomik analizler beş-on dakikayı geçmez. Mevzunun ağırlığı daha çok güncel siyaset üzerinedir. İşlerinin / sektörlerinin gidişatı da bazen detaylı konuşulur. Veya yeni yatırım/genişleme düşünülüyorsa o konuda detaylar, analizler… Spor nadiren konuşulur. Yatırım da. Paranın bizzat kendisi de gündeme gelmez.
Esasında toplanmanın ana sebebi muhabbettir. Hasret gidermedir. Beş yayanı bir araya getiren muhabbetten başka bir şey değildir esasında. Yapılan, sevgi-saygı denizinde özgürce kulaç atmak. Takılmak, eğlenmek, şakalaşmak.
Ekibin yaşları 41, 43, 48, 52, 66’dır. Meslek olarak -yaş sırasına göre-, bilgisayar programcısı, temizlik ürünleri satıcısı, bilgisayar satıcısı ve programcısı, konfeksiyon ticareti ve emekli bürokrat/yazardır. Üçü ilin merkezinde, ikisi farklı iki ilçesinde yaşamaktadır.
Bu beşliyi birbirine bağlayan üç unsur vardır: Hayat, sevgi, birbirini tamamlama. Modern çağın bin bir karmaşası içinde insan olmak / insan kalmak çabası. Bunu da sırtlarını İslâm’a vererek ve kadim Türk kültürüne yani yer yer şiire atasözlerine deyimlere ve türkülere dayanarak sağlıyorlar.
Hepsi de musalli insanlardır. Hepsi de beş vakitinde insanlardır, evet. Aralarında dinî ve siyasî görüş farkı yoktur. Hiçbiri de partili ve partici değildirler. Siyasete mesafelidirler. Ama mesafeleri, şehrin siyasi kişi ve kurumlarınadır. Şehrin ve ülkenin gidişatına değil. Ne tümüyle muhaliftirler ne tümüyle muvafık (iktidar destekçisi.) Özellikle 25 yıllık iktidarın ekonomik kararlarının çoğuna muhaliftirler. Eğitim kültür ile her geçen gün artan usulsüzlük, liyakatsizlik, yolsuzluk ve tarafgirlik konularına şiddetle muhalif, başörtüsü özgürlüğü, Ayasofya’nın açılması, eğitim eşitsizliğinin giderilmesi, savunma sanayiinin güçlendirilmesi türü icraatlarının şiddetli destekçisidirler.
Kimseye ismiyle hitap edilmez bu grupta. Bazı özelliklerine göre lakapları vardır. O lakaplarla hitap edilir telefon konuşmalarında veya yazışmalarında, mekân muhabbetlerinde. Bunlar Bilo, Hacıabi, Başkan, Abi, Reis şeklindedir.
Yeri gelmişken, bunlar neden mahşerin beş atlısı değil de mahşerin beş yayanı sorunuza cevap vereyim. Haklısınız bunu merak etmekte, zira. Watsap grubu kurulurken, fi tarihinde, grubun en yaşlısı (onlar reis diye hitap ediyorlar ona) takmıştı kendilerine bu ismi. Zira yürüyorlardı geziyorlardı dolaşıyorlardı. Sokak sokak, şehir şehir, ülke ülke. 2010’larda. At, atlı, atlılar yoktu ama yayalar vardı. Yayaydılar onlar. Modern seyyahtılar. Ama yayan seyyah. O nedenle bu ismi takmıştı. Başlangıçta dört kişiydiler. Mahşerin Dört Atlısınıçağrıştırıyorlardı.
Hemen hepsi mesleklerinde iyiydiler. Başarılıydılar. Her birinin evi barkı arabası vardı. Orta halli, hatta üzerindeydiler. Ama hepsi de mütevazıydılar. Gösterişsizdiler. Fakir fukaraya yakındılar. Mahşerin Beş Yayanı tabiri onları mutlu ediyordu. Mal varlıklarını olmasa da kalplerini ve tevazularını yansıtıyordu onların.
Sevgili okur; dilersen -ki biliyorum merak ettiğini- portre portre anlatayım Mahşerin Beş Yayanı’nı.
Bilo (Bilal Balıklıkaya): Orta boylu, griye çalar saçlı yakışıklı delikanlı. Grubun en genci. En enerjik ve muzibi. Herkese takılır, özellikle de Başkana (Erdal’a). En meşhur cümlesi bir sonraki yemeği kime kitliyoruzdur. Hafif tatlı bir Adapazarı delikanlısı argosuyla konuşur. Çok güzel spor giyimi ve Priştina sevgisiyle dikkat çeker. Ayda bir veya iki kez Kosova iş ziyaretiyle meşhurdur. (Ziyaretlerin sadece iş nedeniyle olması için grupça dua edilmektedir.) Başkanla ortaklaşa nargile fokurdatmaları ve ne yapıp edip nargile ücretini başkana kilitlemesiyle gündemdedir.
Diğer dört kişinin portresi için grubun en genci Bilo’ya kulak veriyoruz:
Hacıabi (İbrahim Aka): Reise ve Necmettin Abi’ye ‘Hacıabi’, Erdal Başkana ve bana ‘Hacım’ diye hitap eder. Ortadan uzunca boyludur. Spor giyimi, uzun saçları ve sakalıyla dikkat çeker. Sakin ve uyumludur. Sormadan konuşmaz. Çok kontrollüdür. Arada bir isteksizliğini varsa da belli de eder. Mühürleme et ikramlarıyla meşhurdur. Izgara ve mangal konusunda doçentliği kesindir. Profesörlüğe atanmak için kadro beklemektedir. Yenilikçidir. Dünyada yeni et pişirme yöntemlerini de yakından takip eder.
Başkan (Erdal Mert): Orta boylu seyrek saçlı seyrek sakallı Pamukovalı. En sık kullandığı ‘yapacak bir şey yok’ cümlesidir. Dil sürçmeleri meşhurdur. Mesela Prizren’de Edrion’a‘android’ demesi, grup tarihine geçmiştir. Hızlı konu değiştirmesiyle dikkat çeker. Bazen konunun önünden, bazen arkasından gider. Uyumlu bir kişiliğe sahiptir. Pamukova yaylalarında tuzlu tavuk ve çilek ikramları meşhurdur. Vefalıdır. Grup üyelerini sık sık arar, ziyaret eder.
Abi (Necmettin Çetin): Orta boylu seyrek saçlı güler yüzlü Muhacir delikanlısı. Güzel giyimiyle dikkat çeker. Ufku ne kadar açıksa, burnu o kadar tıkalıdır. Çünkü sinüzittir. Piyasaya daima negatif bakar. İhtiyatlı ve temkinlidir. Ülke ekonomisine eleştirileri meşhurdur. Genel olarak olumlu toparlayıcı ve aklı selim bir kişiliğe sahiptir. Sesini yükseltmez. Herkesi coşkuyla kucaklar. Gönülsüz kibirsizdir. Grubun çimentosudur. İkili üçlü dörtlü beşli herkesin ortak paydası, ilk arayanı, en çok uğradığıdır. Bir ayağı Adapazarı’nda, bir ayağı baba memleketi Makedonya’da, bir ayağı torun memleketi Bosna’dadır.
Reis (Fahri Tuna): Orta boylu ak saçlı ak bıyıklı ak benizli ağabeyimiz. Tecrübe yaş güngörmüşlük, belirgin özellikleridir. Yaşlı kurt. Grubun âkilidir. Önce tek tek hâlhatır eder, sonra başlar konuşturmaya. Milletin gazını aldıktan sonra da kendi bildiğini okur. Negatife takılmaz, olumlu konuşmalar yapar. İflah olmaz iyimserdir. Türkiye’de ve Balkanlar’da hangi şehirde nerede ne yenir, çok iyi bilir. Açık çayı meşhurdur. Bana Bilo, İbrahim’e Hacıabi, Erdal’a Başkan, Necmettin Abiye de ismiyle hitap eder. Her sohbetinde, sözü dönüp dolaştırıp illa Balkanlar’a getirir. Yazar olmasına rağmen toplantılarda edebiyat parçalamaz. Mütevazıdır. Ona ‘reis’ diye hitap ederiz. Organize, yol göstericilik ve sahiplenmesiyle de bu sıfatı hak eder.
Mahşerin Beş Atlısı, on beş seneyi aşkın süren, en az altmış kez bir araya gelişlerinin nedenini şöyle izah etmektedirler: Bilo’ya göre, Frekans ve espri uyumu. Hacıabi’ye göre, ihlas, Başkan’a göre, menfaatsizlik, fikir birliği ve gülme ihtiyacını giderme, Necmettin Çetin’e göre, gönülden, kalpten gelen kardeşlik, Reis’e göre, modern dünyanın kirlerine karşı, birkaç saatliğine de olsa huzur-sevgi limanına sığınmadır.
Evet; Mahşerin Beş Yayanı, bir tür iyi kalpli kardeşler topluluğudur. Bir nevi huzur limanıdır.
Neşeli bir kardeşlik türküsüdür. Kardeşlik destanıdır.
Yalan dünyada gerçek bir kardeşlik masalıdır, evet. Tam da böyledir.





Fotoğraf: Yeni Sakarya gazetesi