15 Temmuz
15 Temmuz 2016 gecesi, bu millet tarihinin en karanlık gecelerinden birini yaşadı. Saf ve temiz duygularla insanların inancını, vatan sevgisini ve dini hassasiyetlerini istismar eden FETÖ ve onun uzantıları, yıllarca sinsice devletin kılcal damarlarına sızdıktan sonra silahlarını bu aziz millete çevirdi. Ancak hesap edemedikleri, küçümsedikleri bir gerçek vardı. Millet. Söz konusu vatan olduğunda canını ortaya koymaktan asla çekinmeyecek olan aziz millet.
Yakın tarihimizde milletimiz birçok zorluk yaşadı. Dinine bağlı, ahlaklı nesiller yetiştirildiği düşüncesiyle nice aileler çocuklarını iyi niyetle bu yapının okullarına ve yurtlarına emanet etti. Kimse, bu yapının günün birinde milletin tankını millete sürecek, milletin uçağıyla kendi insanını bombalayacak kadar gözü dönmüş bir ihanet şebekesine dönüşeceğini tahmin edememişti.
15 Temmuz 2016 gecesi ise bütün maskeler düştü. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla milyonlar sokaklara indi. Tankların önüne yatanlar, kurşunlara göğsünü siper edenler, şehadet şerbetini içmeyi göze alanlar, bu vatanın kolay kazanılmadığını bütün dünyaya gösterdi. O gece milletimiz, kökü dışarıda olan hainlere ve onların efendilerine bu devleti teslim etmeyeceğini ilan etti.
Elbette mücadele o gece sona ermedi. Hala uyanık olmaz ve gözlerimizi dört ancak zorundayız. Darbe girişimi bastırıldı; ancak örgüt farklı yöntemlerle faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyor. Yurt dışına kaçan Fetö mensupları, sosyal medya platformları, YouTube kanalları ve çeşitli dijital mecralar üzerinden Türkiye Cumhuriyeti'ni karalamaya, devletimizi ve milletimizi hedef almaya devam ediyor. İçeride kalıp kaçamayan, saklanan, onların söylemlerine destek verenler, örgütü masum göstermeye çalışanlar veya işledikleri ihaneti unutturmaya gayret edenler de sadece toplum vicdanında değil yakalanarak adalete de hesap vermeliler.
Bugün en önemli görevlerimizden biri de bu konuda toplumsal hafızayı canlı tutmaktır. Yeni nesiller, 15 Temmuz'un ne olduğunu, hangi bedeller ödenerek bu ülkenin ayakta kaldığını mutlaka öğrenmelidir. Çünkü unutulan ihanetler, uygun zemin bulduklarında yeniden filizlenebilir.
Zaman zaman bazı çevrelerin, FETÖ mensuplarının tamamının mağdur olduğu yönündeki iddiaları gündeme getirdiğini görüyoruz. Elbette hukuk devletinde suçlu ile suçsuz birbirinden titizlikle ayrılmalıdır. Masum olan hiç kimsenin mağdur edilmesini istemeyiz. Adaletin gereği de budur. Ancak bu hassasiyet, örgütün devlete ve millete karşı işlediği büyük ihaneti gölgelememelidir. Meseleye yalnızca tek tek kişiler üzerinden değil, milletimizin bekasına kasteden büyük tablo üzerinden bakmak gerekir.
Suça karışanlar, hukuk içinde hesap vermeli; yurt içinde ve yurt dışında adalet önüne çıkarılmalıdır. Bu, intikam değil; devletin bekası ve toplumun huzuru için adaletin gereğidir.
Rabbimizden niyazımız odur ki, bu aziz millete bir daha böylesine karanlık yapılar musallat olmasın. Tarihte Hasan Sabbah'ın kurduğu ihanet düzeninin benzerlerini bugün farklı isimlerle görsek de, milletimizin feraseti ve devletimizin gücü sayesinde hiçbir hain emeline ulaşamayacaktır.
15 Temmuz'u unutmayacağız, unutturmayacağız. Çünkü o gece yazılan destan, sadece bir darbenin engellenmesi değil; millet iradesinin, vatan sevgisinin ve bağımsızlık ruhunun yeniden bütün dünyaya ilanıdır.
kaynak: Yeni Sakarya gazetesi