Bazı yolculuklar vardır; sadece kilometreleri aşmaz, gönüller arasında da köprüler kurar. Bazı konvoylar vardır; yalnızca araçlardan oluşmaz, umutları, duaları ve insanlığın ortak vicdanını da taşır. Bazı yolculuklar ise gönül birliktelikleriyle zalime karşı çıkmak için haykırır. İşte geçtiğimiz hafta Sakarya olarak bizler böylesine anlamlı haykırışla yola koyulan konvoya ev sahipliği yaptık.
Filistin'e destek, terörist İsrail’e dur demek amacıyla yola çıkan uluslararası Filistin Konvoyu, üç gün boyunca şehrimizde misafir edildi. Bu konvoy yalnızca bir güzergâhı takip etmiyordu; aynı zamanda dünyanın sessiz kaldığı bir zulme dikkat çekmek, mazlumların sesi olmak ve insanlığın ortak vicdanını harekete geçirmek için yollardaydı. Üstelik anlamlı bir başlangıç yaparak tola revan oldular. Yıllar önce Avrupa’nın ortasında Bosna/Srebrenitsa’da yaşanan katliam ile Filistin’de günümüzde yaşanan katliam ortak bir eylemle anılıyor.
İçerisinde bulunmaktan onur duyduğum Sakarya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, bugüne kadar olduğu gibi bu organizasyonda da önemli bir sorumluluk üstlendi. Yıllardır gerçekleştirdiği sosyal projeler, yardım faaliyetleri ve toplumsal çalışmalarıyla Sakarya halkının güvenini kazanan platformumuz, bu kez dünya gündemine taşınan anlamlı bir organizasyonun ev sahipliğini yaptı.
Elbette bu süreçte yalnız değildik. Başta Sakarya Valiliğimiz olmak üzere Sakarya Büyükşehir Belediyemiz ve Serdivan Belediyemiz, konvoyun en güzel şekilde ağırlanması için büyük gayret gösterdiler. Valimiz Rahmi Doğan beyefendiye, Belediye başkanlarımız Yusuf Alemdar’a ve Osman Çelik’e özel teşekkür ediyorum. Aktivistlerin emaneti olarak ta Emeği geçen tüm kurumlarımıza ve devlet yetkililerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Hayatta bazen siz bir yola çıkmak istersiniz ama imkânınız olmaz. Gücünüz yetmez, şartlar elvermez. Fakat yola çıkanlara omuz vermek, onların yükünü hafifletmek, moral olmak ve "yalnız değilsiniz" diyebilmek de en az yolculuk kadar kıymetlidir. İşte Sakarya tam da bunu yaptı.
Konvoy, Bosna'nın Srebrenitsa katliamını anarak yola çıktı. Arnavutluk ve Yunanistan üzerinden İpsala Sınır Kapısı'ndan ülkemize giriş yaptı. İstanbul'daki kısa konaklamanın ardından Kocaeli il sınırında, Sakarya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu tarafından onlarca araçtan oluşan bir konvoyla karşılandı. Şehir turu atarak Serdivan belediyesinin tahsis ettiği alanda kayıt işlemleri gerçekleşti. Konvoyun geçişine şahit olan herkes, bunun sıradan bir karşılama olmadığını hissetti.
Konvoydaki uluslararası aktivistler gördükleri ilgi karşısında duygularını defalarca dile getirdiler. Sosyal medya hesaplarında ve yaptıkları canlı yayınlarda Sakarya'nın misafirperverliğini anlattılar. Böylece şehrimizin adı yalnızca Türkiye'de değil, dünyanın farklı ülkelerinde de vicdan ve kardeşlik duygularıyla birlikte anılmış oldu.Ama bu sadece bir karşılamaydı.
Aynı gün akşam saatlerinde Demokrasi Meydanı'ndan başlayıp Çark Caddesi üzerinden Millet Bahçesi'ne uzanan yürüyüş ise adeta insanlığın ortak vicdanının haykırışıydı. Binlerce vatandaşımız Filistin için yürüdü, yürüyüş esnasında atılan sloganlarla dünyaya mazlumun yanındayız diye ilan ettik. Millet bahçesinde mini bir miting havasıyla aktivistlerin temsilcileri Sakarya STK Platform temsilcileri konuşma imkânı buldu. Birkaç dakika da olsa bana verilen mikrofonla duygularımı dile getirdim. Terör devleti İsrail'in sürdürdüğü saldırılara karşı yükselen sesler, yalnızca Gazze için değil, bütün insanlık adına atılan bir çığlıktı.
Aktivistler iki gün boyunca çeşitli eğitim ve programlara katıldıktan sonra Ankara, Konya, Gaziantep, Şanlıurfa, Habur Sınır Kapısı, Irak ve Ürdün üzerinden Batı Şeria'ya ulaşmak üzere pazartesi sabah yola revan oldular.
Dikkat ederseniz özellikle "Gazze" değil, "Batı Şeria" diyorum. Çünkü bugün Siyonist terör devleti İsrail'in saldırıları artık yalnızca Gazze ile sınırlı değil. Batı Şeria'da da insanlar evlerinden ediliyor, topraklarına el konuluyor, masum siviller hayatını kaybediyor. Hatta sadece insanlar değil; hayvanlar, zeytinlikler, hurma bahçeleri ve bir halkın yaşam kaynakları da sistemli şekilde yok ediliyor. Zulmün coğrafyası genişlerken, vicdanın da aynı ölçüde büyümesi gerekiyor.
Kanaatim odur ki; bürokratından belediyelerine, sivil toplum kuruluşlarından basınına, esnafından vatandaşına kadar Sakarya bu sınavdan alnının akıyla çıkmıştır. Şehrimiz yalnızca bir konvoyu ağırlamamış, insanlığa yakışan bir duruş sergilemiştir. Ahirette karınca misali küçük de olsa “biz de oradaydık” diyebileceğiz.
Bu vesileyle emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Özellikle organizasyonu kamuoyuna duyuran ve gelişmeleri büyük bir hassasiyetle takip eden basın mensuplarımıza da ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
Temennimiz odur ki bu konvoy, sadece yolları değil gönülleri de birbirine bağlasın. Rabbimiz, Filistin topraklarında akan kanın durmasını, mazlumların huzura kavuşmasını ve adaletin yeniden hâkim olmasını nasip eylesin.
Çünkü bazen bir şehir, sadece misafir ağırlamaz; vicdana da ev sahipliği yapar. Geçtiğimiz hafta Sakarya tam da bunu yaptı.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ