Yaz mevsiminin gelişiyle birlikte okullar da kapanıyor. Öğrenciler için uzun bir eğitim döneminin ardından dinlenme, aileleriyle vakit geçirme ve yeni hedeflere hazırlanma zamanı başlıyor. Ancak son yıllarda eğitim yılının sonuna damga vuran bir başka konu daha var, Mezuniyet törenleri...
Elbette bir öğrencinin yıllarca emek vererek tamamladığı eğitim sürecini sevinçle kutlaması en doğal hakkıdır. Mezuniyet; başarıyı, emeği ve geleceğe umutla bakmayı simgeleyen anlamlı bir dönüm noktasıdır. Ne var ki bugün düzenlenen bazı mezuniyet programları, kutlama amacından uzaklaşarak adeta bir özenti gösterisine dönüşmüş durumda.
Günlerdir sosyal medyada karşımıza çıkan görüntüler, birçok anne babayı olduğu gibi bizleri de düşündürüyor. Henüz çocuk yaşta denilebilecek öğrencilerin, kültürümüzle bağdaşmayan kıyafetler içinde sergiledikleri danslar, yabancı kültürlerin birebir taklit edildiği gösteriler ve "gösteriş" adına yapılan abartılı organizasyonlar, eğitimin vermesi gereken değerlerle ne kadar örtüşüyor?
Üzücü olan ise bu programların sadece öğrencilerin talebiyle gerçekleşmemesi... Kimi zaman öğretmenler, kimi zaman okul yönetimleri, kimi zaman da veliler bu sürecin içinde yer alıyor. Hatta bazı veliler, bu organizasyonları adeta bir prestij meselesi hâline getirerek öncülük ediyor. Oysa eğitim kurumları, çocuklara sadece akademik bilgi değil; aynı zamanda edep, nezaket, ölçü ve kültürel aidiyet de kazandırmakla yükümlüdür. Gerçi son yıllardaki mezuniyet törenlerinin hazırlıkları ve mezuniyete verilen önem eğitime veriliyor mu? Sorusunu da başta eğitimciler kendilerine sormalılar.
Bir öğretmenin öğrencileriyle birlikte sahneye çıkıp uygunsuz kıyafetlerle yabancı kültürleri taklit eden gösteriler sergilemesi veya kendisini ön plana çıkaran davranışları gerçekten eğitim adına örnek alınacak bir davranış mıdır? Eğlenmek elbette mümkündür. Ancak eğlence; insanın kendi değerlerinden uzaklaşmasını gerektirmez. Mezuniyet anneleri konusuna girmiyorum bile.
Bizim kültürümüzde sevinci paylaşmanın, başarıyı kutlamanın ve gençleri geleceğe uğurlamanın çok daha zarif, çok daha anlamlı yolları vardır. Mezuniyet törenleri; öğrencilerin umutlarını, hedeflerini ve ülkelerine olan bağlılıklarını ifade ettikleri, ailelerin gurur duyduğu, öğretmenlerin emeklerinin karşılığını gördüğü nezih programlar hâline getirilebilir. (Bakın geçtiğimiz hafta bazı ünlüler! Çocuklarının mezuniyet törenlerinde nasılda İngiliz kültürü aldıklarını, ya da nasıl mankurtlaşıyorları övünerek gösterdiler. Bir tane Türk bayrağının olmadığı, hatta dillerinden düşürmedikleri Atatürk’ün posterinin olmadığı, gaydalarla İngiliz modeli bir törende boy gösterdi ünlüler. Yani tam ağlanacak hale gülme durumu. Orada bir mehter çalsa T.C. ye uygun değil diye isyan ederler, ama gayda önünde saygı ile eğildiler. İnşallah bakanlık bu tür oluşumlara müdahale eder. Yakın tarihte İngiliz muhipler derneğine üye oldu diye idam edilen bir kuşaktan, İngiliz okullarında eğitim alan, şampanyalarla mezuniyet kutlayan bir nesile geldik. Kanaatim o ki; Tedbir alınmazsa mandacı zihniyeti kendimiz seve seve yetiştirmiş oluruz. )
Eleştirmek kadar çözüm üretmek de önemlidir. Bu nedenle aynı hassasiyeti taşıyan öğretmenlerimizin, okul yöneticilerimizin ve velilerimizin alternatif mezuniyet programları hazırlamaları artık bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Kendi kültürümüzü, kendi musikimizi, kendi değerlerimizi merkeze alan; nezaketin, edebin ve samimiyetin öne çıktığı törenler düzenlemek hiç de zor değildir.
Gençlerimize bırakacağımız en büyük miras, kimliğini kaybetmeden dünyaya açılabilme özgüvenidir. Başkasını taklit ederek değil, kendimiz olarak alkışlanan bir nesil yetiştirebilirsek gerçek başarıya, gerçek eğitime ulaşmış oluruz.
Temennimiz; mezuniyet adı altında sergilenen bu özenti ve gösteriş yarışının yerini, kültürümüzü yansıtan, gençlerimize yakışan, ailelerin gönül rahatlığıyla izleyebildiği anlamlı programların almasıdır.
Çünkü mezuniyet, sadece bir okulun bitişi değil; karakter sahibi bireyler olarak hayata atılmanın da başlangıcıdır.
Kalın sağlıcakla.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ