Okullar kapandı, karneler alındı. Kimi öğrencimiz büyük bir sevinçle yaz tatiline başladı, kimi ise eksiklerini telafi etmenin planlarını yapıyor. Ancak unutulmaması gereken önemli bir gerçek var; yaz tatili, çocuklarımız için sadece dinlenme zamanı değil, aynı zamanda karakter ve kişilik eğitiminin en önemli fırsatlarından biridir.
Nitekim okulların kapanmasının hemen ardından mahalle camilerimizde Kur'an kursları başladı. Yıllardır süregelen bu güzel gelenek, çocuklarımızın manevi dünyasını inşa eden en önemli eğitim faaliyetlerinden biri olmaya devam ediyor. Çocuklarımız Kuranla tanışıyor, dininin temek esaslarını öğreniyor.
Bugün acı bir gerçekle karşı karşıyayız. Eskiden birçok evde anne veya babalar çocuklarına Kur'an okumayı öğretir, temel dini bilgileri bizzat aktarırdı. Günümüzde ise bu tablo giderek zayıflıyor. Çocuklarımızın önemli bir kısmı Kur'an-ı Kerim ile ilk ciddi tanışmasını yaz Kur'an kurslarında gerçekleştiriyor. Bu nedenle yaklaşık kırk gün süren bu eğitim, sanıldığından çok daha büyük bir anlam taşıyor.
Üstelik bu kurslarda sadece Kur'an okumak öğretilmiyor. Çocuklarımız; Allah sevgisini, Peygamber Efendimizin örnek hayatını, güzel ahlakı, namazı, ibadet bilincini, büyüğe saygıyı, küçüğe sevgiyi ve milli-manevi değerlerimizi de öğreniyor. Çünkü din eğitimi sadece bilgi vermek değil, güzel insan yetiştirmektir.
Doğrusu gönlümüz, camilerimizin çocuk sesleriyle dolup taşmasını arzu ediyor. Avlularında oynayan, cami içerisinde Kur'an öğrenen, ezan sesine koşarak gelen çocuklar, aslında geleceğimizin en büyük teminatıdır.
Ancak burada ailelerin de önemli bir sorumluluğu bulunmaktadır. İlk olarak çocuklarını ne olursa olsun camiye göndermelidirler. Sonra çocuğun camiye neden gittiği ile ilgili, neler öğrendiğini günlük olarak takip etmelidirler. Çocuğu camiye göndermek elbette çok değerlidir. Fakat din ve ahlak eğitiminin tamamını cami hocalarına bırakmak doğru değildir. Çocuğun ilk öğretmeni anne ve babasıdır. Evde yapılan tekrarlar, birlikte kılınan namazlar, okunan birkaç ayet ve yaşanarak gösterilen güzel ahlak; camide verilen eğitimin en güçlü tamamlayıcısıdır.
Aynı örneklemeler cami hocaları için de geçerlidir. Diğer taraftan cami hocalarımıza da büyük görev düşmektedir. Çocuklar camiden korkarak değil, severek ayrılmalıdır. Onların gönüllerine dokunabilen, şefkatle yaklaşan, sabırla öğreten her hoca, aslında bir neslin hafızasında silinmeyecek izler bırakacaktır. Çünkü çocuklar, kendilerine gösterilen sevgiyi de kırgınlığı da yıllarca unutmazlar. Biz yetişkinler bile güler yüzlü esnafı sert mizaçlı esnafa tercih ediyoruz.
Bugün manevi eğitimin önemini her zamankinden daha fazla hissediyoruz. Bu yazıyı onlarla kirletmek istemem ama değinmeden de geçemem. Ne yazık ki bazı çevreler, mizah adı altında kutsallarımıza dil uzatmayı özgürlük olarak görebiliyor; Kur'an-ı Kerim'e, Yüce Allah'a ve Sevgili Peygamberimize saygısızlık edebiliyor. (Onlar hakkında daha ağır sözlerle bir yazı yazmayı arzu ettimse de muhatap olundukça kendilerini bir yere koyacaklar korkusuyla yazmaktan vazgeçtim). Böylesine bir ortamda çocuklarımızı sağlam bir inançla, güzel bir ahlakla ve güçlü bir kimlikle yetiştirmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Atalarımızdan kalan bu ülkeyi, onların bıraktığı gibi değilse de bari kötü bırakmayalım.
Yaz tatili elbette dinlenme zamanıdır. Ancak aynı zamanda geleceğe yapılan en değerli yatırımdır. Bu yaz çocuklarımız sadece eğlenmesin; Kur'an'la tanışsın, camiyi sevsin, güzel ahlakı öğrensin ve manevi değerlerle büyüsün. Çünkü geleceğin güçlü toplumu, bugün camilerin rahlelerinde yetişen çocukların omuzlarında yükselecektir.
Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ