Bir ilişkiyi mutlu yapan şey nedir; birlikte çekilmiş onlarca fotoğraf mı, her özel günü sosyal medyada kutlamak mı, sürekli "çok mutluyuz" mesajı vermek mi; yoksa bütün bunların ötesinde, kimsenin görmediği anlarda birbirine gösterilen saygı, güven ve emek mi?

Son yıllarda ilişkiler yaşanmaktan çok sergilenir hale geldi. Kimin daha romantik olduğu, kimin daha pahalı hediyeler aldığı, kimin daha gösterişli tatillere çıktığı adeta görünmez bir yarışın parçası oldu. Oysa bir ilişkinin değeri, insanların onu nasıl gördüğüyle değil; o ilişkinin iki insana ne hissettirdiğiyle ölçülür.

Gerçek sevgi, kameralar açıldığında değil; hayatın sıradan anlarında kendini belli eder. Hastalandığında yanında bekleyen, en kötü gününde elini bırakmayan, seni değiştirmeye çalışmadan kabul eden insan gerçek sevgiyi sana hissettiren insandır. İşte ilişkinin gerçek fotoğrafı budur.

Elbette sevgiyi paylaşmanın yanlış bir tarafı yoktur. Sevdiğin insanı hayatının bir parçası olarak göstermek, ona değer verdiğini hissettirmek de sevginin doğal bir yansımasıdır.

Çünkü sevmek, saklamak değildir. Ama her anı başkalarının onayına sunmak da sevginin ölçüsü değildir.

Ne yazık ki bugün birçok çift, birlikte mutlu olmaktan çok başkalarına mutlu görünmeye çalışıyor. Gerçekte bir ilişkinin en büyük ihtiyacı beğeni değil, güvendir. Güven sessizdir; gösteriş ise çoğu zaman gürültülüdür.

En sağlam ilişkiler, sevgisini yeteri kadar gösteren ama en kıymetli yanlarını yalnızca kendine saklayabilen ilişkilerdir. Çünkü gerçekten mutlu olan iki insan, mutluluklarını sürekli kanıtlama ihtiyacı hissetmez.

Birlikteliklerde kendimize soracağımız en önemli soru; ilişkimizi gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa onu başkalarına göstermeye mi çalışıyoruz sorusudur.

Gerçek mutluluk, alkış toplamak değildir. Gerçek mutluluk, iki insanın birbirine huzur olabilmesidir. Huzurun en güzel yanı ise kimsenin görmesine ihtiyaç duymamasıdır.

Sevgilerimle…

[email protected]