2003 Yılında Refah’ta, Filistin için, “HİÇBİR CANLI TÜRÜNE, SINIFINA GİRMEYEN, ZOOLOGLARCA BU CANLI TÜRÜ HENÜZ TEŞHİS EDİLEMEYEN, CANİ, BARBAR, KANLA BESLENEN LANETLİ KAVMİM DOZERLERİ ALTINDA CANINI FEDA EDEN kahraman ‘RACHEL CORRİ’den sonra,

             Şimdide aynı kahramanlığı, canını feda ederek ortaya koyan “AARON BUSHNELL.”

             Her ikisi de farklı ırkın, farklı coğrafyanın, farklı din, dil ve kültürün insanı olarak, hem de Aaron, kendi devletine, milletine, küresel eşkıya, Deccal, ‘BÜYÜK ŞEYTAN’ ABD’ ne rağmen, kendi yönetimine muhalefet ve isyan ederek (Kendi devletine, hükümetine karşı bu eylemi yapacak biri bizde olur muydu ve olursa nasıl karşılanır, ne denirdi?), en son feda edilebilecek ve en kıymetlisini, canını verdi.

                 Koca Müslüman alemde, farklı şekillerde de olsa, bu kahraman VİCDAN ABİDELERİNİN yaptığının yarısı, çeyreği kadar fedakarlık yapan çıkmadı.

                 Ne yazık, ne acı ve düşündürücüdür ki, Filistin için, Gazze için küçükte olsa adım atanlar, herkesin bildiği HAMAS kahramanları yanında Hizbullah, emperyalistlerce yerli işbirlikçi uşakları ile yerle yeksan edilmiş YEMEN ve her türlü siyasi, diplomatik, iktisadı ve  silah desteği veren İran dışında,  “BATI’NIN MAŞASI, KUKLASI OLMUŞ, HALKININ DEĞİL, EMPERYALİST VE ZİYONİSTLERİN,  KULLANIMLARINA KARŞILIK, DESTEĞİ İLE AYAKTA DURAN SAHTE, NAYLON, KARTONDAN BÖYÜK MÜSLÜMAN İDARECİLER” ve halklarından değil de, çok çok az da olsa yine ecnebi ülkelerin halklarından ve devletlerinden çıkmış olmasıdır. Ve bu utanç bize yeterli, ağır hesap günü için felaketimiz olacak, belki de, Gayretullah’a dokunacak ve GAZABULLAH’a sebep olacaktır.

                 Her zaman yazdığım ve köşeme taşıdığım gibi; Hissiyatımıza, meramımıza ve anlatmak istediğimize tercüman olan bir yazı gördüğümüzde, kendimize söylenecek söz bırakmaz, hazır bize sunulan makaleden istifade eder ve iktibas ederiz.

                İşte Aaron için taziye “başlığıyla yazacaklarımızı yazmış, H. Kaplan’a ait o yazı:

               “Washington'daki İsrail Büyükelçiliği önünde, 25 Şubat günü, 25 yaşındaki bir Amerikan askeri kendini yaktı.

                  Amerikan Hava Kuvvetleri'nde istihbarat verilerini işleyen bir yazılım mühendisi olan AARON BUSHNELL, karşısına koyduğu kameranın önünde "SOYKIRIM SUÇUNA ORTAK OLMAYACAĞIM" diyerek kendini ateşe verirken, geride yanmış bir bedenden çok daha fazlasını bıraktı.

                  Her şeyini ‘FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARA YARDIM FONU’NA’ bıraktığını söyleyen bir vasiyetname, komşularına emanet ettiği bir kedi, medyanın bütün görmezden gelme çabalarına rağmen, Amerikan halkında uyandırdığı yasla karışık bir öfke ve dünyanın kulaklarında çınlatmayı başardığı iki kelime: "ÖZGÜR FİLİSTİN!" "Soykırıma daha fazla ortak olmayacağım. Uç bir protesto eylemi gerçekleştireceğim. Ama Filistin'deki insanların, sömürgecilerin elinde yaşadıklarıyla kıyaslanınca hiç de aşırı değil. Yönetici sınıfımız bunun 'normal' olduğuna karar verdi."

                 Bu sözleri paylaştıktan sonra kendini ateşe veren Aaron, gücünün yettiği son ana kadar "Özgür Filistin" diye haykırmayı sürdürdü.

                 2010 yılında Tunuslu işportacı Muhammed Buazizi'nin kendini yakmasını öne sürerek, bütün bir coğrafyayı cehenneme çeviren Pentagon ve Buazizi'yi kurucu babalara benzeten ABD Başkanı gitti; yerine Aaron'un ölümü için "tırajik" demekle yetinen bir başsağlığı mesajı kaldı.

                 Başta New York Times olmak üzere, İsrail lobisinin kapıkulu olduğunu artık herkesin bildiği ABD basını, Bushnell'in psikolojik sorunları olduğunu, akıl sağlığının yerinde olmadığını ima eden makaleler yayınladı.

                  Amerikan ordusunun istihbarat verilerini emanet edeceği kadar akıl sağlığı yerindeydi; ne zaman ki bu akıl dışı ZULME BAŞKALDIRDI, akıl sağlığı yerinde olmayan bir zavallı gibi yansıtılmaya çalışıldı.

                 ‘Bir Müslüman için kesinlikle yasaklanmış olan intihar eylemini kahramanca bulmak özendiricilik bakımından çok sakıncalı olabilir; amenna.’

                Ancak, Hıristiyan bir toplulukta büyümüş olan bu genç Amerikalıyı kendi değerler sistemi içerisinde değerlendirirsek; dünyanın dikkatini Filistin'e çekmek için, bireysel olarak ‘yapılabilecek en büyük fedakârlığı yaparak kendisinden, gençliğinden, geleceğinden, hayatından vazgeçtiğini de’ görmek gerekiyor.

                 Amerika'nın İsrail'e sadece finansal ve siyasi destek vermekle kalmadığını, Amerikan askerlerinin Gazze'deki tünellerde bizzat yer alarak doğrudan bu işgalin bir parçası olduğunu öğrendikten sonra planladığı bu eylem, ABD basınının iddia ettiği gibi anlık bir duygusal tepki ya da irrasyonel bir davranış bozukluğu değildi. Ne yaptığını ve neden yaptığını gayet iyi biliyordu.

                Öldüğü günden beri Washington'daki İsrail Büyükelçiliği önünde nöbetler tutuluyor, arkadaşları askeri üniformalarını yakıyor.

                Aaron Bushnell'in eylemi muhtemelen Amerikan siyasetinde hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Rachel Corrie'nin 2003'te Refah'ta İsrail dozerlerinin altında kalarak can vermesinin bir şeyi değiştirmediği gibi.

                 Ama ‘Bushnell'in vicdanlı duruşu ve Amerikan halkının zihninde oluşturduğu soru işaretleri bile saygıyı hak ediyor.’

                  Aaron, adını aldığı Harun Peygamber gibi "SOYKIRIMA DUR" diyemeyen bu kekeme dünyanın dilini çözmeye yardımcı olur mu bilmiyorum.

                  Bildiğim, tıpkı ‘Rachel Corrie gibi onun da ismini zulme karşı duran vicdan abidelerinin yanına yazdırdığıdır.’ “

                  Evet. “SELAM OLSUN BU KAHRAMAN VİCDAN ABİDELERİNE”

                  Sizleri unutmayacağız, unutturmayacağız!