Karasu mevzu olunca tartışmada, çelişkide bitmiyor. Son dönem tartışmanın adresi halini aldı.

Nedir mevzu; Karasu sahili, Cumhurbaşkanlığı kararıyla riskli bölge ilan edildi. Karar içeriği gereği kıyı kenarındaki yani sahil bandındaki kaçak ve ruhsatsız yapılarda yıkım gerçekleştirildi.

Birkaç ruhsatlı yapı haricindeki tüm yapılar yıkıldı.

Buraya kadar olan kısmında yanlışlık yok, kaçak ve ruhsatsız yapı ise yıkılmasında bir sorun yok. Ruhsatlı yapılar için uygulanacak hukuk kuralı sabit, yurttaşın hakkı teslim edilecek, kamulaştırma sağlanacak yeni mağduriyetler yaratılmadan kalan yapılarında yıkımı gerçekleştirilecek.

Sahil bandının korunmasında ki temel amaç; “sahiller halkındır” diye duyuruldu. Sahiller yurttaşın ortak kullanımına sokulacak, bundan sonra “sahile tek çivi dahi çakılamaz” açıklaması yapılarak durum ilan edildi.

Kontrolsüz yapılaşmanın önüne geçmek, tüm sahil bandını düzenli bir hale dönüştürmek ve yurttaşın kullanımına sokmak.

Kulağa da gözede hoş gelen ifade ve davranışlar.

İşleyiş söylendiği gibi mi oldu, işte tartışmanın da adresini tayin eden keyfi davranışın ortaya çıkışına tanıklık etmeye başlamış olduk.

Karasu Belediyesi, sahil bandı yani kıyı kenar çizgisi içerisinde yer alan bölgelerde beton ve taş yapılar inşa etmeye başladı.

Oysaki yıkıma gerekçe olan mevzuat ne diyor; kıyı kenar çizgisi içinde kalıcı beton yapı yasak.

Yıkımı haklı kılan ve korumayı esas alan mevzuat, her fırsatta duyuruldu ve ilan halinde yurttaşın dikkatine sunuldu.

Tüm sahil boyunca belediyenin ikaz tabelasına rastlamak mümkün, anlaşılan ikaza ilişkin duyuru yurttaşın sorumluluğunda, belediyeyi ilgilendiren bir durum yok ortada.

İkaz tabelasını takiben beton ve taş yapı çalışmaları yürütülmekte.

İşin sahibi pek tabi Karasu Belediyesi.

Sosyal tesis, adı altında beton yapılaşma yapılmakta. Belediyenin bu duruma ilişkin savunması ise ilginç; sosyal tesis, duş, büfe tarzı yapılar inşa edildiği söylenmekte.

Tartışmanın konusu sosyal tesislerin varlığı ya da içeriği değil, betonarme yapıların yapılıyor olması.

Kıyı kenar çizgisi ve sahil bandı koruma mevzuatı yalnızca yurttaşı kapsıyor, Karasu Belediyesi bu durumdan muaf tutulmuş.

Nasıl bir mevzuatsa!!!

“Halka verir talkını, kendi yutar salkımı”​

Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı, halkın yararına çalışmaların yapıldığını söylemekte, yıkımlar ve yeni yapılan yapıların maksadının yurttaş lehine ve kamu hizmeti niteliğinde olduğu yönünde savunmada bulunmakta.

Yurttaşa yasak olan, belediyeye serbest. Mevzuat nasıl okunuyor ise böyle bir sonuca varılmış.

Merak etmiyor değilim, mevzuata nasıl uyduracaklar, yapımı devam eden beton yapılar nasıl ruhsatlandırılacak.

Ruhsatlandırılacaksa tabi!!!

Mevzunun bir başka tarafı ise; geçtiğimiz günlerde TV264 programına katılan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’a bu soru yöneltildi.

Alemdar, mevcut durumun doğru olmadığını ve inceleteceğini söyledi…

Tartışmanın varacağı nokta ne olacak göreceğiz.

CHP’nin konuya ilişkin suç duyurusu ve Karasu halkının yoğun şikâyeti oldu, tüm bu gelişmelere rağmen çalışmalar durdurulmadı.

En ilginç çıkış ise CHP İl Başkam Yardımcısı Deniz Terzioğlu’ndan geldi; “Ben iddia ediyorum ki Yusuf Alemdar başkanımızda maalesef bu kriptolara hiçbir şey yapamaz”

Sözün özü; konu bir tarafından da hukuka intikal etti, hukukun ya da büyükşehir belediyesinin varacağı sonuç ne olacak…

Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı, kendi belirlediği kurallara göre yol yürümeye devam mı edecek?

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ