Bu ülkede mesele artık ekonomi falan değil. Asıl sorun; İnsanlar yoksullaşmıyor, şahsiyetini kaybediyor.

Para gider gelir; ama satılan karakter bir daha geri gelmez. Bugün yaşadığımız çöküş tam olarak budur.

Para için her şeyini bırakan bir kitle türedi. İnancını, fikrini, geçmişini, dostunu…

Hepsi pazarlık konusu.

Dün savunduğunu bugün inkâr eden, dün lanetlediğini bugün öven tipler bunlar.

Omurga yok, utanma yok.

Her dönüşe “şartlar” diyorlar. Hayır, bu şartlar değil; karaktersizlik.!

Zor gün geldiğinde tablo daha da netleşiyor. Ekonomik sıkıntıya düşen bir arkadaş, bir anda görünmez oluyor.

Aynı masada oturanlar ortadan kayboluyor. Telefonlara bakılmıyor, mesajlar geçiştiriliyor.

Yardım etmek bir yana, hâl hatır sormak bile fazla görülüyor. Çünkü onların dünyasında dostluk, kazandırdığı sürece değerli.

Kaybeden insan, çöpe atılacak bir eşya gibi görülüyor.

Ama en alçakça olan şu; Söz verip yapmamak.!

Umut verip kaçmak. “Yanındayım” deyip arkasını dönmek. Hallederiz abiçim diyip, telefonlara cevap vermemek, Bu düşük seçiye söz verilen insanları yaralar, yıkar.

Çünkü insanı paradan önce, boşa verilen umut bitirir.

Verilen söz tutulmadığında, sadece bir iş yapılmamış olmaz; bir insanın son dayanağı da yıkılır.

Ve bunu yapanlar, sanki hayat kendilerine dokunmazmış gibi davranır.

Sanki yarın hiç düşmeyecek, hiç dara girmeyecekler.

Kibirle bakarlar, tepeden konuşurlar.

Oysa hayat kimseye imtiyaz tanımaz.

Bugün güçlü olan, yarın kimsenin kapısını çalamayacak hâle gelebilir.

Ama bunu anlamak için biraz vicdan gerekir; ondan da nasipleri yoktur.

Kaybedenleri aşağılamak ise işin en çürük noktasıdır.

Düşeni kaldırmak yerine ezmeyi seçen bir dil yaygınlaştı. “Demek ki beceremedi”, “hak etmiş” gibi cümlelerle kendilerini temize çekiyorlar.

Başarıyı ahlaki üstünlük, kaybı suç sayan bu zihniyet; insanlıktan resmen istifa etmiştir.

Dostluklar bu yüzden bitti. Arkadaşlık, zor gün bağı değil; iyi gün süsü oldu.

Arkadan konuşmak sıradanlaştı, ihanetten utanmak garip karşılanır oldu. Güçlüye yanaşmak marifet, zayıftan kaçmak akıl sayılıyor.

Herkes güçlü görünme derdinde; kimse düzgün kalma derdinde değil.

Bu ahlaki çürüme memlekete de bulaştı. Ülkesini çıkar hesabına koyanlar çoğaldı. Vatan sevgisi, rüzgâra göre yön değiştiren bir slogana dönüştü.

Bugün alkış aldıkları yere yarın rahatça sırt dönebilenler var. Çünkü onlar için hiçbir şey kutsal değil; satılamayan tek bir değer bile yok.

Haysiyet, insanın kendine attığı son imzadır.

Vefa, o imzayı zor günde inkâr etmemektir.

Bugün bu ülkede eksik olan para değil.

Eksik olan; sözünün arkasında duran adam, düşene el uzatan insan, satılmayan karakterdir.

Ve unutulmasın:

Herkes kimin zengin olduğunu hatırlamaz.!

Ama zor günde kimin kaçtığını, kimin sırt döndüğünü herkes çok iyi hatırlar.

Çünkü bazı defterler kapanmaz.

Sadece hesap günü bekler.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

" Vefanın bir semt adı olmadığını hatırladığımızda"

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ