Değerli okurlar;

Dünya sahnesinde perde bir kez daha açılıyor. Oyuncular aynı, replikler tanıdık, dekor değişmiş gibi görünse de senaryo hiç yabancı değil.

Başrolde Amerika ve İran… Figüranlar ise her zamanki gibi bölge ülkeleri, enerji hatları ve küresel piyasalar.

Gündem sıcak;

Hürmüz Boğazı.

Kapatılacak mı, kapatılmayacak mı?

Bu soru aslında teknik değil, tamamen stratejik. Çünkü Hürmüz, sadece bir su yolu değil; küresel ekonominin şah damarı.

Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri buradan geçerken, bu boğazın kapatılması demek sadece bölgesel bir kriz değil, küresel bir sarsıntı demek.

Ama ilginçtir, her kriz söyleminde kapatma tehdidi yükselir, tansiyon artar… sonra bir bakarsınız, hiçbir şey olmamış gibi gemiler geçmeye devam eder.

Peki bu neyin göstergesi?

Basit;

Kontrollü gerilim.

Amerika, bölgede askeri varlığını meşrulaştırmak için tehdidi diri tutmak zorunda.

İran ise hem iç kamuoyuna “direniş” mesajı vermek hem de pazarlık gücünü artırmak için bu kartı sürekli masada tutuyor.

Yani ortada gerçek bir savaş ihtimali kadar, bir o kadar da sahnelenmiş bir kriz var.

Şimdi gözler ikinci kez İslamabad’da yapılacak barış görüşmelerine çevrilmiş durumda. Ama burada da sorulması gereken soru şu;

Gerçekten barış mı aranıyor, yoksa yeni bir denge mi kuruluyor?

Çünkü bu görüşmelerin çoğu, kameraların önünde değil, arka kapılarda şekilleniyor.

Diplomasi dediğimiz şey artık çoğu zaman şeffaf değil; aksine karanlıkta yürütülen bir satranç oyunu.

Amerika bir yandan yaptırımlarla baskı kurarken, diğer yandan dolaylı kanallar üzerinden temasını sürdürüyor.

İran ise meydanlarda sert söylemlerle rest çekerken, masada daha esnek bir dil kullanabiliyor.

Yani halka oynanan başka, perde arkasında konuşulan bambaşka.

Bu çelişkiyi görmeden yapılan her analiz eksik kalır.

Asıl mesele savaş değil; kontrol.

Asıl hedef yıkım değil; yönlendirme.

Enerji hatlarını, ticaret yollarını ve bölgesel dengeleri kontrol altında tutmak isteyen küresel güçler için krizler bir araçtır.

Ve bu araç, gerektiğinde büyütülür, gerektiğinde söndürülür.

Bugün Hürmüz üzerinden verilen mesaj nettir;

“Dünya düzeni hâlâ bizim elimizde.”

İran ise bu mesajı kendi lehine çevirmeye çalışıyor;

“Ben de oyunun dışına itilmiş bir aktör değilim.”

Sonuç?

Gerginlik artar, piyasalar dalgalanır, manşetler büyür…

Ama perde kapanmaz.

Çünkü bu bir savaş değil, bir gösteridir.

Ve biz, izleyici koltuğunda oturanlar, her defasında aynı soruyu sormayı unutuyoruz;

Bu oyun gerçekten kimin için sahneleniyor?

Belki de cevap en rahatsız edici olanıdır;

Hepimiz için…

ama en çok da bizi yönlendirmek isteyenler için.

Tiyatro devam ediyor.

Perde hâlâ açık.

Selam ve Dua ile

Ne Zaman İnsan Oluruz

“ Acem palavralarına kanmadığımızda”

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ