Gayrimenkul sektörü uzun zamandır yalnızca fiyatlarla değil, güven sorunuyla da mücadele ediyor. Aynı daire için onlarca farklı ilan, gerçeği yansıtmayan metrekareler, yetkisiz kişiler tarafından verilen satış duyuruları… Tüm bunlar piyasada hem kafa karışıklığı yaratıyor hem de tüketicinin güvenini zedeliyordu. İşte tam bu noktada, ilan doğrulama zorunluluğu ile yeni bir dönem başlıyor.
Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’nin satılık ilanları da kapsayacak şekilde genişletilmesi, aslında sektöre bir “düzenleme” değil, bir filtre getiriyor. Artık ilan vermek isteyen herkes kimliğini ve yetkisini doğrulamak zorunda. Bu küçük gibi görünen adım, zincirleme bir etki yaratacak: sahte ilanların azalması, fiyat manipülasyonunun zorlaşması ve piyasa verilerinin daha gerçekçi hale gelmesi.
Ancak her düzenlemede olduğu gibi burada da önemli bir geçiş süreci var. Özellikle alışkanlıklarını değiştirmek istemeyen bazı aktörler için bu sistem başlangıçta zorlayıcı olabilir. Yetkisiz ilanlarla çalışan kayıt dışı yapıların ortadan kalkması, kısa vadede ilan sayısını düşürebilir. Fakat bu düşüş, piyasada daralma anlamına gelmiyor; aksine temizlik ve şeffaflık anlamına geliyor.
Daha önemlisi, bu uygulama emlak sektörünü profesyonelleşmeye zorluyor. Artık “herkesin ilan verebildiği” bir alan yerine, sorumluluğun ve izlenebilirliğin olduğu bir yapı kuruluyor. Bu durum hem ev sahipleri hem de alıcılar için daha güvenli bir ticaret ortamı yaratabilir.
Elbette hiçbir sistem tek başına mucize yaratmaz. Denetim, uygulama disiplini ve sektör paydaşlarının uyumu belirleyici olacak. Ancak şu bir gerçek: Gayrimenkul piyasasında güven, fiyat kadar değerlidir. Bu yeni dönem, belki de sektörün en ihtiyaç duyduğu şeyi güveni yeniden inşa etme fırsatı sunuyor.
Sonuç olarak mesele yalnızca ilan vermek değil; piyasayı daha şeffaf, daha izlenebilir ve daha adil hale getirmek. Eğer bu hedefler korunursa, bugün atılan adım yarının daha sağlıklı bir emlak ekosisteminin temelini oluşturabilir.
Kaynak: Yeni sakarya gazetesi