“Kullarının günahlarını bilip görmede rabbin yeterlidir.” İsra, 17
İnsan anne karnından bir şey bilmediği halde doğdu. Rabbimiz burdu ki “Sizler hiçbir şey bilmez bir durumdayken Allah sizi analarınızın karnından dışarı çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler, kalpler verdi.” Nahl, 78 Evet, insan öğrenme kabiliyetiyle vucud buldu. Bu yüksek yetenek en büyük nimetlerden biridir. Ne robotlar ve ne de yapay zeka ve benzerleri asla insanın yerini alamaz. Varlığın anahtarı cüzi iradeyle insan teslim edilmiştir. İnsan hangi başarıya ulaşırsa ulaşsın “Bu, Rabbimin fazl (-u lutf) ündendir. Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim, beni imtihan ettiği içindir (bu). Kim şükrederse kendi fâidesinedir. Kim de nankörlük ederse şübhe yok ki Rabbim (onun şükründen) tamamen müstağnidir, (hem O) hakkıyle kerem saahibidir». Neml, 40. Elmalılı’nın ifadesiyle “O Allâh’ın izniyle kuş da yapsa, ölüleri de diriltse yine kuldur yine kuldur. Bütün imkânlar kudretullâhtadır.” Konum başkaydı lakin söz buralara geldi.
İnsan ilişkilerimizde bizim yapıp ettiklerimiz etkilidir. İnsan tevbe etsede geçmişte yaptıkları daiam hatırdadır.” Böylece Âdem, Rabbinin emrine karşı geldi ve şaşırıp kaldı.” Taha, 121. Âdem peygamber tevbeye nail olsa da bu isyanıyla anılmaktadır. Buradan çıkaracağımız dersler vardır. Günümüzde de böyledir. Herhangi birimiz bir isyan işlediğimizde bunu bazı insanlar bilir fakat yüzümüze söylemeyebilirler. İnsanların bilip söylememesi bizi aldatmamalıdır. Rabbimiz ve biz işlediğimizi bildiğimize göre kendimizi tezkiye etmeye gerek yoktur. “Artık insan, mazeretlerini sayıp dökse de kendine kendisi tanıktır.” Kıyamet, 14-15.
Günümüz dünyasının en büyük problemi “Gizli”lik kavramına güvenmemizdir. “De ki: “Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, …haram kılmıştır.” Araf, 33. Başka bir ayette ise, “Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Günah kazananlar, yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.” Enam, 120.
Sonuç olarak tüm gizlilikleri bilen Rabbimiz bizi sırlarımızdan da hesaba çekecektir. “Kuşkusuz Allah göklerin ve yerin sırlarını bilmektedir ve O, kalplerin gizlediklerini de çok iyi bilir.” Fatır, 38.
Peygamberimiz sav buyurur ki, “Allah’ım! Gizli olarak işlediğim günahlarımı, açıktan işlediğim günahlarımı, hatâen işlediğim ve bilerek yaptığım günahlarımı, bildiğim ve bilmediğim bütün günahlarımı bağışla.”
HASTANIN DİNLEDİĞİ KIRAAT
“Hastalandığım zaman bana şifa verendir.” Şuara, 80
Yıllar evvel merhum Limoncu Mustafa abiyle Taraklının bir köyüne gitmiştim. Bir hastayı ziyaret edelim dedi ve gittik. İkram olarak hastanın yanında bir aşrı şerif okudum. Hasta ağlamaya başladı. Kıraat bitince sebebini sordum. Cevaben dedi ki, hocam ben namazlarımı cemaatle eda ederdim. Altı aydır camiye gidip hocamızdan Kuran dinleyemedim, siz okuyunca duygulandım ve sevindim onun için ağladım dedi. Sonuç olarak altı ay kulağına Kuran tilaveti girmediğine ağlayanımız varken ömrünü ve kulaklarını bu kelama kapatanlar için ne demelidir.
Sokak komşum 96 yaşında ki Ahmet amcayı ziyaret ettim. Eşi de 93 yaşındaydı. Konuşması bazen zor anlaşılsa da ziyaretten çok memnun oldu. Ziyaret ikramı olarak bir aşır okudum ve ciddiyetle dinledi. Aklıma geldi ki onun bildiği bir yerden okuyayım dedim. Fatiha suresine başladım ve gördüm ki benimle beraber o da okuyor. Bildiği yer olunca çok sevindi gözleri güldü ve tebessüm ile kıraate eşik etti. Ardından çok dua etti. Kuranla ve namazla yaşayanlar özellikle hasta ve ziyaret anında kıraat sebebiyle çok seviniyorlar.
Yetmişli yıllarda beni bir hasta ziyaretine götürdüler, TV yeni çıkmış ve yayında türkü çalıyordu. Ev halkı dedi ki canı sıkılmasın diye türküyü açtık dinlesin ve rahat etsi dediler halbuki onlar türküyü dinlemek için hastayı bahane ediyorlardı. Hasta da kısa zaman sonra vefat etmişti.
Elli yılı aşkın zamandır yatağında yatan Yaşar efendiyi ziyaret ettik. Allaha hamdini duydukça ve kestiğim tırnak kadar canım sıkılmıyor hamd olsun Rabbime derken televizyonsuz odasında ki sabır ve şükürle teslimiyeti bize ne çok dersler veriyordu.
Kaynak: Yeni Sakarya gazetesi