Belki çeyrek asır önceydi cuma gecesi cami kürsüne çıktığımda cemaatin azaldığını gördüm. Sebebi üzerinde durup düşündüm, çok şey geçti aklımdan. O esnada vaaza başladığım saati notumun kenarına yazdım 18. 35 idi vakit ve ansızın aklıma geldi ki bir tefe'ul yapayım. Kehf suresinde 35. ayetinde” Böyle bir böbürlenme içinde kendine kötülük ederek bağına girdi ve şöyle dedi: “Bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmam.” Ve ayetlerin devamında aradığımı bulmuştum. “Keşke bağına girdiğinde, ‘Mâşallah! Güç yalnız Allah’ındır’ deseydin!”

Camiye girdiğimde ve cemaatimle temaşa ettiğimde söylemem gereken şey “Mâşallah! Güç yalnız Allah’ındır’ ilahi sözü ve anlamıydı. Meğer benim bahçem camiydi, çiçekleri ise cemaatiydi. Bir başkasının ki işi, dükkânı, okulu, ziraatı, memuriyeti, sanatı, el becerisi, sesi, güzelliği ve benzerleriymiş. Sizler benim düştüğüm hataya lütfen düşmeyiniz ve bu zikrin şuurunu daima korumaya çalışınız.

BABAANNEM VE KEHF SURESİ

Rahmetli nenem 1905 doğumludur. Merhum dedem hastalanmış ve hastaneye götürmüşler. O zaman imkansızlıktan dolayı nenem ziyarete gidememiş. Bir tanıdığı şehirde ki hastaneye gitmiş ve dönüşte arabadan inmiş. Nenem o şahsı görünce eşinin vefat ettiğini anlamış. Konuşmadan nasıl anladın diye sorduğumda şöyle açıklamıştı. O kişi beni görünce ellerini ovuşturdu yani elden avuçtan çıktı demek istedi” demişti.

Yıllar sonra Kehf suresini okurken şu ayeti görünce beden dili olarak ortak duruşu ve nenemi hatırladım. “İki avucunu ovuşturmaya başladı. “Kehf, 42

TORUNLARIM DEDİ Kİ

Üç ve dört yaşında iki kız torunumla çarşıya gittim. Kardeşimizin kitapçı dükkanına girerken otomatik cam kapı açılıverdi. Torunlardan biri “dede kapı bizi tanıdı ve açıldı”diyerek çok sevindi. Demek ki misafiri açık kapıyla karşılamalı ve o ev veya sokaktan ayrılmadan kapıyı kapamamalıdır. Çocuk aklıyla açılan kapı onu çok memnun etmişti

Zümer suresinde 71 ve 73. Ayetlerinde “futihat - ve futihat” kelimelini okursunuz. Birincisinde kafirler için cehennem kapısı kapalıyken onlar gelince açıldığını ifade ediyor, ikincisinde ise cennet kapısı müminleri için açık olarak beklediğine işaret ediyor,yazmaktadır. Evet kapı bizi tanıyorsa açık bekleyecektir. Allah’ım bize rahmet kapılarını aç.

Evet bir hocamızın ifade ettiği gibi, siz otomatik kapıya yaklaşırsanız hidayet kapısı size açılır.

KEHF SURESİNİ HİÇ OKUNDUNUZ MU

Hamd Allah’a mahsustur. (O Allah ki, insanları) kendi tarafından gelecek çetin bir azap ile uyarmak, dünya ve âhiret için yararlı işler yapan müminlerin, içinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfata (cennet) erişeceklerini müjdelemek için kuluna sağlam ve kusursuz kitabı indirmiş, onda hiçbir bozukluğa yer vermemiştir. 1-3

İlk ayetler hamdi ve inzal edilen kitabın konumunu, ahiret azabını ve müminlerin güzel akıbetini müjdelemiştir.

De ki: “Ben, yalnızca sizin gibi bir insanım. Şu var ki bana, ilâhınızın, sadece bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim rabbine kavuşmayı bekliyorsa yararlı iş yapsın ve rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.” Kehf, 110

Bu son ayette ki hakikatler beşerin vahiyle ulaştığı mertebe, tek bir ilah bilgisinin değeri, kavuşmak salih amel ve şirkten kaçınmayı gerektirir. Bir anlamıyla tevhidle başlayan hüküm tevhidle başlamaktadır.

Berâ b. Âzib’in (r.a.) dediğine göre bir adam Kehf sûresini okuyordu, yanında da iki uzun iple bağlı bir at vardı. Derken bir bulut adamın üzerine doğru inmeye başladı. Bulut yaklaştıkça yaklaşıyordu. At bundan dolayı ürktü ve huysuzlardı. Sabaha çıkınca o zat Nebî’ye (s.a.s.) gelerek hâdiseyi anlattı. Resûlullah (s.a.s.): “O, kalbe huzur veren bir melektir, Kur’an okuduğun için inmiştir” buyurdu.

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ