Ey iman edenler! İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin. Umulur ki rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlerine koyar. O gün Allah, peygamberi ve onunla aynı imanı paylaşanları utandırmaz. Onların nuru önlerinde ve sağ yanlarında ilerleyerek yollarını aydınlatırken şöyle derler: “Rabbimiz! Nurumuzu arttır eksiltme ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.” Tahrim, 8

1980 ihtilalinden biraz sonra biz imamları Adapazarı Kız Endüstri Lisesi konferans salonuna mecburen toplantıya davet ettiler. Konu Aile ve Nüfus kontroluydu. Konuşmacılar fazla nüfustan dem vurarak sözde fetvalarla din görevlilerinden nüfusun azaltılmasını istemişlerdi.O günlerde doğum evi duvarlarında saksı resimleri ve içini çocuk doldurulup toprağın azalacağını işaret ediyorlardı.

Aile ve çocuk meselesi sadece ülkemizin değil dünyanın önemli bir problemidir. Bu durum tüm ülkeleri etkilemektedir. Bu meseleyi sosyal olarak üç bölüm de anlayabiliriz.

Birincisi yazdığımız gibi dünyanın tercihi, gidişi ve etkileri. İkinci olarak ülkemizin yıllarca nüfusa karşı propagandasına maruz kalınmasıdır. Son olarak 2002 yılından beri devam eden iktidarın teslim aldığı dönemden çok daha geri duruma düşerek nüfusun azalmış olduğunu kendilerinin ikrarıdır. Öyle ki kadın ve aile plan ve programları bu azaltmayı hızlandırmıştır. Kadem ve Kefek gibi kurumlar ile iktidarın etkin kadın sözcüsü de bu konuda azalmanın sorumluları olmuştur. İktidar bir yandan aile ve çocuk sahibi olmayı arzu ederken diğer taraftan uygulanan, uzun eğitim yılları ve kadına pozitif ayrımcılık yapısı ve ailede uygulananevden uzaklaştırma, nafaka vs icraatleri evliliği ve çocuksuzluğu teşvik etmektedir. Söylemle eylem maalesef birbirinin zıttır. Bir yandan kadın istihdamı adına bekar kadınlar ve boşananlar artmakta diğer taraftan çocuk doğumuna teşvikler getirilmektedir. Ki bu uygulamalar asla fayda etmeyecektir. Bu yuvarlanan kar kütlesi toplumu eze eze sindirmektedir.

Mesele birilerini suçlamak değil gerçeği anlamaktır. İslam dinine mensup olanlar da güncele tabi olarak eski söylem ve eylemlerini terk etmişlerdir. Artık ne ayetler ve ne de hadisler nüfus artışını sağlamıyor. Şehirleşme, sekülerizm, cinsiyet değişiklikleri, ekonomik sebepler vs evlenmeyi anne olmayı kerih ve isteksiz hale getirmiştir. Çevremde gözlemlediğim çalışan ailelerin problemleri kanunla, parayla ve kreşlerle çözülecek değildir. Bu nesil arttıkça ilgisiz ve sevgisiz büyüyecektir. Yorgun tır şoförlüğü dahil her işte çalışan kadınlar ve onları özendiren iktidarın aile bakanlığı, kadınların İslam’a göre uygunsuz spor oyunlarının tebrik ve destek görmesi, zinanın serbestliği, boşanmanın ve nafakanın zorlukları gibi birçok husus özenilecek değil maalesef üzülecek ve düşünülecek durumları ihtiva etmektedir.

Ma'kal b. Yesar'dan, adamın birisi resulullah'a (sav) (evlenmek için) doğurgan olmayan ancak kariyer sahibi endamlı güzel bir kadın bulduğunu hatırlatınca onu o kadınla evlenmekten alıkoydu. Sonra tekrar hatırlattı onu tekrar alıkoydu. Sonra Resulullah (sav) şöyle buyurdu: "Siz doğurgan ve sevecen kadınlarla evlenin. Ben sizin çokluğunuzla övünürüm."

(Taberani, el-Mu'cemu'l-Kebir, XX, 219)

Yaşlılık dönemlerinde çocuk isteyen İbrahim ve Yunus peygamberlerin -selam onların üzerinde olsun- örnekliğini iyi anlamak gerekir. Halbuki şimdi 85 yaşında ki hocanın hanımının vefatı üzerine yeniden evlenmesi sebebiyle medyada bazılarının kınama ve alay edilen sözlerini okumaktayız. İşte Zekeriya as ile ilgili ayetler ayetler. "Rabbim!" demişti. Artık kemiklerim zayıfladı, saçlarıma ağardı, gerçekten yaşlandım ben… Ama Rabbim! Bugüne dek ben Sana dua etmekle hiç pişman olmadım, hiçbir şeyden mahrum kalmadım… Doğrusu ben, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın asi olmalarından korkar oldum. Karımın kısır olmasına rağmen, Senin yüce katından bana bir evlat bağışlamanı diliyorum. Hem öyle biri olsun ki, bana da Yakub ailesine de mirasçı olsun. Rabbim! (Ne olur) o aynı zamanda senin de razı olduğun kullardan biri olsun…(Meryem, 1-6)

Geleceğin gençliği, boşanan ailelerin çocukları, çalışan ailelerin çocukları, devlet kontrolunda çocuklar, köprü altı çocuklar ve sahiplenilen evlatlar ile koruyucu aileler gibi çok çeşitli bir toplum bizi beklemektedir. Suçlular suçunu kabul etmese de gerçek gün ışığı gibi parlamaktadır. Gelecekten ümitsiz değilim ancak bu gidişle beklenen ve yenilenen bir nesil olmayacaktır. Çocuk dendi mi Türkler azalıyor ve Kürt ile Suriyeli çocukların çoğalmasından da Kemalizm müntesipleri cidden korkuyorlar. Öyle ki dış Türklerden ithal insan bile düşünülüyor.

Merhum Neşet Ertaş’ın dediğini hatırlayalım.

Karadır bu bahtım kara
Sözüm kâr etmiyor yare
Yüreğimi yaktı nara
Eyvah eyvah eyvah eyy

Kendim ettim kendim buldum
Gül gibi sararıp soldum
Eyvah eyvah eyy

kaynak: yeni sakarya gazetesi