Türkiye’de konut sahibi olmanın her geçen gün daha da zorlaştığı bir dönemde vatandaşın alternatif finansman modellerine yönelmesi kaçınılmaz hale geldi. Banka kredilerine erişimin zorlaşmasıyla birlikte tasarruf finansman sistemi, yani kamuoyunda bilinen adıyla “Evim Sistemi”, son yılların en çok tercih edilen modellerinden biri oldu.
Ancak artan ilgi beraberinde yeni düzenlemeleri de getirdi.
BDDK’nın aldığı son kararla birlikte sistemin en dikkat çeken avantajlarından biri olan erken teslim şartları sıkılaştırıldı. Artık vatandaşın erken teslim hakkından yararlanabilmesi için sözleşme bedelinin yüzde 45’ini ödemesi gerekecek. Daha önce bu oran yüzde 40’tı. Bunun yanında en erken teslim süresi de 150 günden 180 güne çıkarıldı.
İlk bakışta bu karar, “ev sahibi olmak zorlaştı” şeklinde yorumlanabilir. Oysa asıl amaç, sektörün daha sağlıklı büyümesini sağlamak ve şirketlerin verdikleri teslim sözlerini daha güçlü mali yapılarla yerine getirebilmelerini temin etmektir.
Düzenlemenin dikkat çeken bir diğer yönü ise ödeme planlarına getirilen disiplin. Bugüne kadar bazı sistemlerde düşük taksitlerle başlanıp ilerleyen dönemlerde ciddi artışlar yaşanabiliyordu. Yeni uygulamayla en düşük taksit, en yüksek taksidin üçte birinden daha az olamayacak. Böylece vatandaşın ödeme planı daha öngörülebilir hale gelecek.
Bir başka önemli adım ise şirketlerin büyüme hızına getirilen sınırlar oldu. Artık tasarruf finansman şirketleri kontrolsüz şekilde yeni sözleşme yapamayacak. Bu durum sektörde finansal istikrarı güçlendirecek ve katılımcıların haklarını koruyacak bir mekanizma oluşturacak.
Elbette kısa vadede erken teslim bekleyen vatandaş açısından süreç biraz daha uzayacak. Ancak uzun vadede bakıldığında güven veren, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir sistem hem sektörün hem de tüketicinin yararınadır.
Konut piyasasında bugün en büyük ihtiyaç sadece finansman değil, aynı zamanda güvendir. Güvenin olduğu yerde yatırımcı da olur, tasarruf sahibi de sisteme daha rahat dahil olur.
Sonuç olarak BDDK’nın son düzenlemesi, tasarruf finansman sektörünü yavaşlatmaktan çok kurumsallaştırmayı hedefleyen bir adım olarak okunmalıdır. Kısa vadede bazı beklentileri öteleyecek olsa da, uzun vadede daha sağlam bir sistemin oluşmasına katkı sağlayacaktır. Türkiye’de konuta erişimin kolaylaşması için ise finansman modellerindeki düzenlemelerin yanı sıra üretimi artıracak ve arzı destekleyecek politikalara da her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunmaktadır.
Kaynak: Yeni Sakarya Gazetesi