Türkiye, uzun yıllardır kanayan bir yarayı kapatmak için tarihi bir adım attı.

TBMM’de kabul edilen ve kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” yasası olarak anılan düzenleme, Türkiye’nin yıllardır mücadele ettiği terör belasından kalıcı biçimde kurtulması adına önemli bir hukuki zemin oluşturuyor.

Bu hedefi desteklememek mümkün mü?

Elbette terör bitsin.

Elbette silahlar sussun.

Elbette analar ağlamasın.

Elbette Türkiye’nin evlatları artık terörle anılmasın.

Bence asıl mesele tam da burada başlıyor.

Çünkü terörün sona ermesini istemek, geçmişi unutmak anlamına gelmez.

Tam tersine…

Gerçek bir barış, geçmişin acılarını bilerek geleceği inşa etmektir.

Yıllarca bu ülkenin evlatları teröre kurban gitti.

Askerlerimiz, polislerimiz, öğretmenlerimiz, korucularımız ve sivil vatandaşlarımız hayatlarını kaybetti.

Anneler evlatlarını gözyaşlarıyla uğurladı.

Babalar tabutlara omuz verdi.

Çocuklar babasız büyüdü.

İşte bütün bunlar bizim ortak hafızamızdır.

Bu nedenle bugün atılan adımı değerlendirirken iki şeyi birbirine karıştırmamalıyız;

Terörün bitmesini desteklemek başka, geçmişi unutmak başkadır.

Yeni bir dönem başlatmak başka, geçmişten ders çıkarmamak başkadır.

Barışa kapı açmak başka, terörü meşrulaştırmak başkadır.

Türkiye’nin önündeki hedef açıktır:

Silahların tamamen susması, örgütsel yapının sona ermesi ve Türkiye’nin terör gündeminden kurtulması.

Zaten düzenlemenin uygulanması da PKK/KCK’nın fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edilmesi gibi şartlara bağlanmıştır.

Öyleyse Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var.

Bu fırsatı doğru değerlendirelim.

Terörsüz Türkiye’yi hep birlikte inşa edelim.

Ama bunu yaparken şehitlerimizin hatırasını da yaşatalım.

Çünkü şehitlerimizin hatırasını yaşatmak ile barış istemek birbirine zıt değildir.

Aksine bir daha hiçbir annenin evladını kaybetmemesi için barış istemek, şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmanın en anlamlı yollarından biridir.

Bugün artık çocuklarımızın terör haberleriyle büyümesini istemiyoruz.

Dağlarda silah sesi değil, kuş sesi duymak istiyoruz.

Şehirlerde korku değil, huzur istiyoruz.

Türkiye’nin enerjisinin teröre değil; ekonomiye, eğitime, teknolojiye, üretime ve kalkınmaya harcanmasını istiyoruz.

Çünkü Türkiye’nin önünde artık terörle kaybedilecek yıllar değil, kazanılacak bir gelecek vardır.

Elbette devletin kırmızı çizgileri olmalıdır.

Elbette hukuk üstün olmalıdır.

Elbette şehitlerin ve gazilerin hatırası korunmalıdır.

Ve elbette atılan her adım Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini, bütünlüğünü ve güçlü devlet yapısını daha da sağlamlaştırmalıdır.

Ancak bütün bunları savunurken barışın kapısını da kapatmamalıyız.

Çünkü bugün yapılması gereken;

Geçmişle kavga ederek geleceği kaybetmek değil, geçmişten ders çıkararak geleceği kazanmaktır.

Türkiye artık terörle anılan bir ülke olmak istemiyor.

Türkiye;

huzuruyla, üretimiyle, gücüyle, kardeşliğiyle ve geleceğe güvenle bakan insanlarıyla anılmak istiyor.

İşte “Terörsüz Türkiye” hedefinin gerçek anlamı da budur.

Bu süreç başarıya ulaşırsa kazanan bir parti olmayacak.

Kazanan bir siyasetçi olmayacak.

Kazanan Türkiye olacak.

Ama bu kazanımın gerçek anlamına ulaşması için bir şart daha var;

Şehitlerimizin hatırası unutulmayacak!

Çünkü barış, hafızasızlık değildir.

Kardeşlik, geçmişi inkâr etmek değildir.

Ve yeni bir gelecek kurmak, eski acıları yok saymak değildir.

Yarın çocuklarımız bize soracak;

“Terör nasıl bitti?”

İşte o gün onlara şöyle diyebilmeliyiz;

“Silahları susturduk.

Terörü bitirdik.

Türkiye’yi daha huzurlu hale getirdik.

Ama bu topraklar için can verenleri hiçbir zaman unutmadık.”

Bence asıl başarı budur.

Türkiye barışı istiyor.

Türkiye huzuru istiyor.

Türkiye terörsüz bir gelecek istiyor.

Ve artık bu hedef için hepimizin ortak bir dileği olmalı;

Silahlar sussun, terör bitsin, Türkiye kazansın.

Ama…

Bu millet geçmişini de unutmasın.

Çünkü hafızasını koruyan millet, geleceğini daha sağlam kurar.

Selam ve Dua İle…

Ne Zaman İnsan Oluruz?

Geçmişi unutmadan, geleceği birlikte kurabildiğimizde.

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ

fotoğraf: sosyal medya