Devletin imkânı kişisel imkân değildir.
Devletin verdiği makam, araç, koruma veya tahsisli plaka; kimsenin özel mülkü, dostlarına dağıtabileceği bir ayrıcalık ya da bir grubun hizmetine sunabileceği kişisel imtiyaz değildir.
Son günlerde gündeme gelen İdris Naim Şahin adına tahsisli araçlar meselesi de bu nedenle yalnızca birkaç araç ve plakadan ibaret görülmemelidir.
Mesele, devletin verdiği bir imkânın hangi amaçla ve kimler tarafından kullanıldığıdır.
Şahin adına tahsisli olduğu belirtilen üç araç üzerinden ortaya çıkan iddialar, kamuoyunun önüne çok daha önemli bir soru getiriyor;
Tahsisli araçlar gerçekten tahsis edilen kişinin hizmetinde mi, yoksa başkalarının kullanımına da açılabiliyor mu?
Milletvekilinin plakası da milletvekilinin özel malı değildir!..
Burada altını özellikle çizmek gerekiyor
Milletvekillerine tahsis edilen araç ve plakalar da milletvekilinin şahsi malı değildir.
Bir milletvekili, kendisine kamu görevi nedeniyle tahsis edilen aracı veya plakayı istediği kişiye kullandırabilecek bir özel mülk sahibi değildir.
Şoförüne, yakınına, arkadaşına, siyasi çevresinden birine veya başka bir kişiye tahsisli imkânı keyfî biçimde kullandırmak söz konusu oluyorsa, bunun mutlaka hukuki ve idari açıdan sorgulanması gerekir.
Elbette burada bütün milletvekillerini aynı kefeye koymak doğru değildir.
Ancak “Bazı milletvekillerinin tahsisli plakalarını başkalarına kullandırdığı” yönünde iddialar veya tespitler varsa, bunların da üzeri örtülmemeli; kim kullandı, hangi yetkiyle kullandı, araç hangi amaçla kullanıldı soruları cevaplandırılmalıdır.
Çünkü milletvekili olmak, kamu imkânı üzerinde sınırsız tasarruf yetkisi anlamına gelmez.
Tam tersine, milleti temsil eden kişinin kamu malı konusunda daha hassas davranması gerekir.
Üç plaka, aslında çok daha büyük bir soruyu gösteriyor
Bugün tartışılan üç tahsisli plaka üzerinden şu sorular sorulmalıdır;
Araç kime tahsis edildi?
Tahsis gerekçesi neydi?
Kimler tarafından kullanıldı?
Tahsis edilen kişinin dışında başka kişiler kullandıysa kim izin verdi?
Araçların yakıt, bakım ve diğer giderlerini kim ödedi?
Araçların kullanım kayıtları tutuluyor mu?
Ve en önemlisi;
Tahsis amacı dışında kullanım varsa neden bugüne kadar gerekli denetim yapılmadı?
Bu soruların cevabı yalnızca eski bakanlar için değil, milletvekilleri ve diğer kamu görevlileri için de geçerlidir.
Devletin anahtarı emanet edilir, dağıtılmaz!
Devletin verdiği araç bir emanettir!
Tahsisli plaka bir ayrıcalık kartı değildir.
Makam aracı, kişinin ailesinin, arkadaşlarının veya siyasi çevresinin kullanımına açılabilecek özel bir otomobil hiç değildir.
Eğer bir milletvekiline veya eski bir bakana araç tahsis ediliyorsa bunun amacı bellidir.
O amaç ortadan kalkıyorsa tahsis yeniden değerlendirilmelidir.
Tahsis devam ediyorsa da kullanım kuralları açık ve denetlenebilir olmalıdır.
Aksi halde vatandaşın zihninde şu düşüncenin oluşması kaçınılmazdır;
“Devletin imkânları belli makamlara ve onların çevresine mi tahsis ediliyor?”
İşte asıl tehlike budur!
Ayrıcalık varsa hesabı da olmalı
Vatandaş kendi aracının vergisini, sigortasını, yakıtını ve bakımını kendi cebinden karşılıyor.
Devlet ise bazı görev ve makam sahiplerine araç tahsis ediyor.
Bu uygulamanın elbette hukuki ve güvenlik açısından gerekçeleri olabilir.
Fakat kamu kaynağı kullanılıyorsa kamu denetimi de olmak zorundadır.
Milletvekili de olsa bakan da olsa eski bakan da olsa; kamu aracını kim kullanıyor, neden kullanıyor ve hangi yetkiyle kullanıyor sorusunun cevabı bulunmalıdır.
Kimse makamının gücünü kamu malı üzerinde sınırsız tasarruf hakkı olarak görmemelidir.
Artık istem sorgulanmalı!
Bu nedenle mesele sadece İdris Naim Şahin adına tahsisli olduğu belirtilen üç araç değildir.
Mesele, Türkiye'deki tahsisli araç ve plaka sisteminin tamamıdır.
Kaç kişiye tahsisli araç veriliyor?
Hangi makamlar hangi şartlarda araç kullanıyor?
Tahsisli plakalar kimlere veriliyor?
Araçların fiilî kullanıcıları kayıt altına alınıyor mu?
Milletvekillerine tahsis edilen araçların başkaları tarafından kullanılması nasıl denetleniyor?
Eski bakanların görevleri sona erdikten sonra devam eden tahsislerin hukuki gerekçeleri neler?
Bütün bu soruların cevabı kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde verilmelidir.
Çünkü şeffaflık, devletin zayıflığı değil; devlet ciddiyetinin göstergesidir.
Son söz; Devletin arabası devletindir.
Devletin plakası devletindir.
Devletin parası milletindir!
Milletvekili de olsa, bakan da olsa, eski bakan da olsa hiç kimse kamu adına tahsis edilen bir imkânı kendi özel çevresinin kullanımına açma hakkına sahip olmamalıdır.
Eğer böyle bir kullanım yapıldığına ilişkin somut iddialar varsa, soruşturulmalıdır.
Varsa sorumlusu ortaya çıkarılmalıdır.
Ve varsa kamu zararı millete açıklanmalıdır.
Çünkü vatandaş artık şunu bilmek istiyor;
Devletin verdiği tahsisli plaka gerçekten göreve mi hizmet ediyor, yoksa makam sahibinin çevresine dağıtılan bir ayrıcalığa mı dönüşüyor?
Bu sorunun cevabı üç plakadan çok daha değerlidir.
Çünkü mesele otomobil değil.
Mesele devlet ciddiyetidir.
Ve devlet ciddiyeti, kim olursa olsun herkes için aynı kuralla başlar.
Selam ve Dua İle…
Ne Zaman İnsan Oluruz?
"Vekillere, asıllara karşı sorumluluklarını hatırlattığımızda."