Geçen hafta Cuma hutbesinin konusu Namaz idi ve ‘Gözümüzün Nuru Namaz’ başlığı ile sunulmuş, fevkalade anlaşılır, güzel ve sarih bir şekilde açıklanmıştı.

           Ankebut Suresi29. Ayet meali olan: "Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak olan namaz, en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilir." İle başlayan hutbe,

         "Kıyamet günü kulun hesaba çekileceği ilk ameli namazdır." Hadisiyle delillendirilmiş, farz ve sünnet ile ortaya koyulmuştu.

          Devamında: “Yüce dinimiz İslam'ın emrettiği beş temel esastan biri de namazdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in buyurduğu üzere namaz; dinimizin direği, gözümüzün nurudur. Gönlümüzün süruru, cennetimizin anahtarıdır. Bizler, kulluk ve sorumluluk bilincini namazla elde eder; Allah'ın rızasına, sonsuz rahmet ve mağfiretine namazla ulaşırız. Ruhumuzu daraltan sıkıntılardan namazla kurtulur; huzur ve esenlik iklimine namazla kavuşuruz. Aynı safta omuz omuza namazla bir araya gelir; birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi namazla perçinleriz.” İfadelerine yer verilmiş,

          Namaz, Cenâb-ı Hakk'ın verdiği nimetlere karşı şükrümüzün ifadesidir. O'nun huzurunda ve gözetimi altında olduğumuzu hatırlatan müstesna bir ibadettir. Namaz, Rabbimize olan muhabbetimizin ve bağlılığımızın tezahürüdür. Müslüman oluşumuzun alameti, imanımızın hayata yansıması,

           Namaz, bizi her türlü kötülükten uzak tutar. Bize nice güzel alışkanlık kazandırır.” Açıklamaları ile namazın önemi vurgulanmıştı.

            Hiç şüphesiz doğru olan bu ifadelerden sonra, esas mühim açıklama ise, namaz öncesi abdestten başlayarak, namazın rükünlerinin ne anlam taşıdığı ile ilgili açıklamalar idi.

             Şimdi onlara bakalım ve anlamlarını, bize ne öğrettiklerini özet olarak sunalım:

             ABDEST: Maddi ve manevi kirlerden arınmamız gerektiğini öğretir.

             KABE’YE YÖNELME: Dünyevi meşgaleleri geride bırakıp, Rabbimizin divanına durmayı anlatır.

             ALLAHÜ EKBER: Her işimizde Allah'a sığınmamız gerektiğini vurgular.

             KIYAM: Hakkın ve hakikatin yanında durmamızı, “ZULME VE ZALİME KARŞI TAVIR ALMAMIZI” dile getirir.

             KIRAAT: Kur'an'ı okuduğumuz gibi “HÜKÜMLERİNİ DE HAYATIMIZIN TAMAMINA AKTARMAMIZ” gerektiğini hatırlatır.

            RÜKU: “ ALLAH’TAN BAŞKA HİÇ KİMSENİN KARŞISINDA EĞİLMEMEMİZ” gerektiğini bildirir.

           SECDE: Allah'a yakın olmanın hazzını hissettirir.

           SELAM: “KARDEŞLERİMİZE MUHABBET BESLEMEYİ, ARAMIZDA BARIŞ VE GÜVENİ HAKİM KILMAMIZ” gerektiğini haber verir.

            Ve Hutbe, Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in şu müjdesiyle bitirilmişti:

             "Beş vakit namazın Allah'ın emri olduğunu kabul eden; abdestlerine, vakitlerine, rükûlarına ve secdelerine özen göstererek beş vakit namazı kılmaya devam eden kimse cennete girer."

             Buraya kadar hepsi doğru, dosdoğru.

             Gelelim namaz ile ilgili sorunlarımıza ve sorulara?

             Böyle bir namaz kılıyor muyuz? Daha doğrusu, böyle bir namaz kılabiliyor muyuz, kılabilenimiz var mı?

             ABDEST bizi maddi ve manevi kirlerden arındırıyor mu? Ya da arındıracak şekilde bir abdest alıyor muyuz, alabiliyor muyuz?

             ALLAHU EKBER deyip, her işimizde Allah’a sığınıyor muyuz?

             KIYAM ile kim olursa olsun, zalim bizden olsa bile zalime ve zulme tavır alıyor muyuz?

             KIRAAT ile Kur’an’ın tüm hükümlerini hayatımızın tamamına aktarıyor muyuz?

             RÜKU ile Allah’tan başka hiç kimsenin önünde eğilmiyor muyuz?

             SECDE bizi Allah’a yaklaştırıyor mu?

             SELAM bize kardeşliği, kardeşler arasında barış ve güveni sağlıyor mu?

              Başta Diyanet’in en başından en alttakine kadar, partilerde, cemaatlerde, tarikatlarda, derneklerde, vakıflar da, odalarda, birliklerde, kurumlarda, kuruluşlarda, İlahiyat erbapların da, hacılarda, hocalarda, hülasa hepimizde bunların emareleri var mı? BU NAMAZIN NERESİNDEYİZ?

              Binlerce Cami ve cami  cemaatlerinde, Türkiye Müslümanlarında, ümmette ( Gazzeliler müstesna) bu namaz var mı?

              Varsa Türkiye’nin, ümmetin hali neden böyle? Varsa GAZZE, D. TÜRKİSTAN, ARAKAN, Irak, Suriye, Libya, Yemen ve kahir ekseriyet Müslüman alemin hali neden böyle? Mazlum Gazze ve D. Türkistan neden yapayalnız?

             Yoksa namaz kıldığımızı zannederek, kendimizi mi kandırıyoruz?

              En başta ben kendimde bunları çoğunlukla göremiyorum, kendinde gören var mı? Varsa elini öpmeye hazırız!

              Son soru? Nasıl edeceğiz de böyle bir namaz kılacağız?

               Yaradan’ın huzurunda  olduğumuzu, O’nunla konuştuğumuzu bilerek, emrine amade olduğumuzu, huşu içinde ve yukarıda zikredilen hususları düşünerek, tüm benliğimizi bu rükünlerin amaçlarına adayarak namaz, adanmış bir NAMAZ..

               Bu namazı kılıp, hayatımızın tamamına uyguladığımız an, her iki alemin kurtuluş kapıları açılacaktır.