Namaz ne yaşlılık işi ne de ertelenecek bir alışkanlıktır. !
Buluğ çağına giren her Müslümana farzdır; erdemli bir hayatın, diri bir vicdanın ve Allah’a karşı sorumluluğun temelidir.
Köşe yazarlığında bazı konular vardır; yumuşak yazınca eksik kalır, sert yazınca rahatsız eder.
Namaz meselesi işte tam da böyledir. Çünkü namaz, kişisel bir tercih değil; açık bir ilahi emirdir.
Üstelik sadece bireysel bir ibadet değil, insanı insan yapan ahlaki duruşun da temelidir.
Toplumda yıllardır dolaşan yanlış bir algı var;
Namaz sanki yaşlıların, hayattan beklentisi kalmamışların ibadetiymiş gibi sunuluyor.
Oysa hakikat son derece nettir.
Namaz, buluğ çağına giren her Müslümana farzdır.
Gençlik, namazdan muafiyet değil; bilakis namazla istikamet kazanması gereken bir dönemdir.
Güç varken kılınmayan namazın, dizler tutmazken telafisi zor olur.
Namaz, erdemli insan olmanın da en açık göstergelerinden biridir.
Secde eden bir insan, haksızlık karşısında daha az susar; kibri daha zor taşır; vicdanını daha kolay kaybetmez.
Çünkü namaz, sadece Allah’a yöneliş değil, aynı zamanda hayata karşı bir duruştur.
Kılan el harama uzanmamayı, kılan dil yalandan uzak durmayı, kılan kalp zulmü normalleştirmemeyi öğrenir.
Elbette herkes aynı yerden başlamıyor. “İstiyorum ama zorlanıyorum” diyenlerin sayısı az değil.
Burada yapılması gereken şey, işi içinden çıkılmaz hale getirmek değil.
Çözüm basit ve sahicidir;
Eğer zorlanıyorsanız, 21 gün boyunca sadece farz namazlarını kılın.
Ne fazlasını kendinize yük edin ne de farzı hafife alın. Çünkü farz, Allah’ın kesin emridir.
Şunu da açıkça söylemek gerekir;
Farzlara 21 gün sabırla devam eden bir insan için sünnetler kendiliğinden gelir. Zorlama ile değil, kalbin isteğiyle…
Namaz, yük olmaktan çıkıp ihtiyaç haline gelmeye başladığında, insan eksik kalan yerleri tamamlamak ister.
İbadetin tabiatı budur.
Ölüm gerçeği ise bu meselenin en sert yüzüdür.
Ölüm; yaşa, unvana, “daha gencim” bahanesine bakmaz.
Geldiğinde tek bir soru kalır geriye;
Allah’a karşı sorumluluğunu yerine getirdin mi? O gün ne niyetler ne de planlar konuşur.
Amel konuşur. !
Namaz ise o hesabın merkezindedir.
Allah’a karşı görevler emekliliğe bırakılmaz.
Kimseye “yaşlanacaksın” garantisi verilmedi.
Nefes ödünçtür ve vakti dolduğunda geri alınır. Bugün kılınmayan namaz, yarın sadece pişmanlık olarak hatırlanır.
Bu yüzden namaz seferberliği, bir çağrıdan önce bir uyanıştır.
Diyanet işleri başkanlığı, STK ‘larımız, lütfen bu akımın başlamasına vesile olan düşünceye layıkıyla destek verin.
Ayrıca, aynaya bakıp kendimize sormamız gereken samimi bir soruda şudur;
“Erdemli bir insan olma iddiam varsa, Rabbimin huzuruna ne kadar duruyorum?”
Cevap zayıfsa, savunmaya geçmek değil; ayağa kalkmak gerekir.
Bugün başlayın, Gençken başlayın. Gücünüz varken başlayın.
Farzlarla başlayın…
Gerisi, sandığınızdan daha kolay gelecektir.
Çünkü namaz, insanı yoran değil; insanı ayakta tutan bir ibadettir.
Herkesi hangi yaşta olursa olsun namaz kılma seferberliğine davet ediyoruz…
Selam ve Dua İle
Ne Zaman Oluruz
“Yaradılış Gayemizi Hatırladığımızda”
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ