Mesken binaları için belirlenen metrekare normal inşaat maliyet bedelleri, yapının sınıfına ve grubuna göre büyük değişiklik gösteriyor. 2026 yılında lüks inşaat sınıfındaki binalardan basit yapılara kadar geniş bir yelpazede maliyet hesaplaması yapılacak. Tebliğe göre mesken binalarında metrekare maliyetleri en düşük 474,7 TL'den başlarken, lüks yapılar için bu rakam 21 bin 776,1 TL seviyesine kadar yükseliyor.

3 Şubat 2026 tarihinde güncellenen yapı yaklaşık birim maliyetleri verilerine göre, mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerine esas olan bazı birim maliyetler şu şekilde şekillendi:

Lüks ve Modern Yapılar: Yüksek teknoloji ve üstün işçilik gerektiren yapılarda maliyetler metrekare başına ortalama 11.000 TL – 13.000 TL bandında seyrediyor.

Ticari Yapılar ve İş Merkezleri: Yüksekliği 51,50 metreyi aşan iş merkezleri ve karma kullanımlı kompleks yapılarda birim maliyetler 42.350 TL/m² seviyesine ulaştı.

Sosyal ve Kamu Yapıları: oteller ve şehir hastaneleri gibi özellikli yapılar için belirlenen maliyet ise 53.500 TL/m² olarak kayıtlara geçti.

Gayrimenkul sektöründe fiyatları konuşurken çoğu zaman vitrine bakıyoruz. Oysa asıl hikâye vitrinin arkasında, yani metrekare maliyetlerinde yazıyor. 2026 yılı için açıklanan yeni inşaat metrekare maliyetleri, konut fiyatlarının neden düşmediğini değil, neden düşemeyeceğini net biçimde ortaya koyuyor.

Rakamlar artık yoruma fazla yer bırakmıyor.

Bugün bir konutu üretmenin maliyeti; yapı sınıfına, kaliteye ve donanıma göre birkaç bin liradan başlayıp 20 bin TL’nin üzerine kadar çıkabiliyor. Üstelik bu rakamların içine asansör, klima, kalorifer gibi temel donanımlar dâhil değil. Yani “çıplak beton” maliyeti bu.

Fiyatlar Yüksek Çünkü Maliyetler Yüksek

Konut fiyatlarının neden hâlâ pahalı olduğu sorusuna verilecek en net cevap şu:

Bu maliyetlerle ucuz konut üretmek mümkün değil.

Arsa bedeli, inşaat maliyeti, finansman gideri ve vergiler bir araya geldiğinde; müteahhidin kâr etmeden satış yapması bile zorlaşıyor. Bu noktada sıkça yapılan “müteahhitler fiyatları şişiriyor” eleştirisi, sahadaki tabloyu tam karşılamıyor. Çünkü matematik ortada.

Bugün 100 metrekarelik orta segment bir konutun sadece inşaat maliyeti bile ciddi bir bütçe gerektiriyor. Buna arsa payı eklendiğinde, satış fiyatlarının neden belli bir seviyenin altına inmediği daha net anlaşılıyor.

Bu Rakamlar Sadece İnşaatçıyı İlgilendirmiyor

2026 metrekare maliyetleri sadece müteahhitlerin değil;

• Ev sahiplerinin,

• Yatırımcıların,

• Belediyelerin,

• Emlak vergisi ödeyen herkesin meselesi.

Çünkü bu bedeller aynı zamanda emlak vergisinin hesaplanmasında da esas alınıyor. Yani maliyet yükseldikçe, vergisel yük de artıyor. Vatandaş hem evi pahalıya alıyor hem de sonrasında daha yüksek vergiyle karşılaşıyor.

Sakarya Gibi Şehirlerde Etki Daha Sert

İstanbul’a yakın, göç alan ve arsa üretimi sınırlı şehirlerde — Sakarya bunun en net örneklerinden biri — bu maliyet artışları çok daha sert hissediliyor. Arsa zaten pahalı, maliyet yükselmiş, finansman zor… Sonuçta yerel halk için ev sahibi olmak her geçen yıl daha da zorlaşıyor.

Bu tablo bize şunu söylüyor:

Sorun sadece talep değil, üretim maliyeti krizi.

Konut Sorunu Satışla Değil, Maliyetle Çözülür

2026 inşaat metrekare maliyetleri, sektörün önüne net bir uyarı levhası koyuyor. Bu maliyet yapısıyla;

• Ucuz konut beklemek gerçekçi değil,

• Sadece kredi kampanyalarıyla sorun çözülmez,

• Planlı arsa üretimi ve maliyet düşürücü politikalar şart.

Konut meselesi artık “satıldı–satılmadı” tartışmasından çıktı.

Samet Hızalan

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ