“Eskiden ne yesem kilo almazdım, şimdi aynı şekilde besleniyorum ama tartı sürekli yükseliyor.” Bu cümleyi danışanlarımdan oldukça sık duyuyorum. Özellikle belirli bir yaştan sonra kilo vermenin zorlaştığını fark eden birçok kişi, bunun nedenini doğrudan “metabolizmam yavaşladı” şeklinde yorumluyor. Peki gerçekten metabolizmamız bir anda yavaşlıyor mu?

Öncelikle metabolizma, yalnızca yediğimiz besinleri yakmamızı sağlayan bir sistem değildir. Vücudumuzun nefes almak, kalp atışını sürdürmek, vücut ısısını korumak, organların çalışmasını sağlamak gibi yaşamsal faaliyetleri için harcadığı enerji de metabolizmanın bir parçasıdır. Günlük enerji harcamamız; yaşımız, cinsiyetimiz, kas kütlemiz, fiziksel aktivite düzeyimiz, beslenme düzenimiz ve genetik özelliklerimiz gibi birçok faktörden etkilenir.

Bu nedenle “metabolizmam yavaşladı” dediğimizde aslında çoğu zaman tek bir nedenden söz etmiyoruz.

Yaş aldıkça metabolizma neden değişiyor?

Yaş ilerledikçe vücudumuzdaki kas kütlesinde azalma meydana gelebilir. Kas dokusu, vücudun enerji harcamasında önemli bir role sahiptir. Daha az kas kütlesi, günlük enerji ihtiyacının da azalmasına neden olabilir. Bunun yanında günlük hareketlerimizin azalması da büyük önem taşır.

Burada yalnızca spor salonunda yaptığımız egzersizlerden bahsetmiyorum. Gün içerisinde attığımız adımlar, merdiven çıkmak, ev işleri yapmak, ayakta kalmak, iş sırasında hareket etmek gibi aktivitelerin tamamı enerji harcamamıza katkı sağlar. Masa başında geçirilen uzun saatler, araç kullanımının artması ve günlük hareketliliğin azalması zaman içerisinde toplam enerji harcamamızı ciddi şekilde etkileyebilir.

Dolayısıyla bazen sorun metabolizmanın “bozulması” değil, yaşam tarzımızın yıllar içerisinde değişmesidir.

Çok az yemek metabolizmayı hızlandırır mı?

Kilo vermek isteyen kişilerin yaptığı en büyük hatalardan biri, daha az yemenin her zaman daha hızlı kilo kaybı sağlayacağını düşünmektir. Özellikle uzun süre çok düşük kalorili beslenmek, hızlı kilo kayıpları ve ardından yeniden kilo alma döngülerine neden olabilir.

Vücut, enerji alımının uzun süre ciddi şekilde azalması durumunda enerji kullanımını azaltmaya yönelik çeşitli uyum mekanizmaları geliştirebilir. Ayrıca yetersiz beslenme ile birlikte kas kaybı meydana gelmesi de günlük enerji ihtiyacının azalmasına katkıda bulunabilir.

Metabolizmayı desteklemek için ne yapabiliriz?

Metabolizmamızı desteklemenin en önemli yollarından biri hareket etmektir. Düzenli yürüyüş, günlük adım sayısını artırmak ve kişinin durumuna uygun direnç egzersizleri kas kütlesinin korunmasına ve geliştirilmesine yardımcı olabilir.

Beslenme tarafında ise yeterli ve dengeli beslenmek büyük önem taşır. Özellikle yeterli protein almak; yumurta, yoğurt, kefir, peynir, balık, tavuk, et, kurubaklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarını beslenmeye uygun şekilde dahil etmek kas dokusunun korunmasına katkı sağlar.

Bunun yanında sebze, meyve, tam tahıllar, sağlıklı yağ kaynakları ve yeterli su tüketimi de sağlıklı beslenmenin temel parçalarıdır. Tek bir besinin, baharatın ya da içeceğin metabolizmayı mucizevi şekilde hızlandırmasını beklemek yerine bütünsel bir beslenme düzeni oluşturmak çok daha doğru bir yaklaşımdır.

Uyku ve stres de göz ardı edilmemelidir. Yetersiz uyku ve kronik stres; iştah, yeme davranışı ve günlük hareketlilik üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Dolayısıyla metabolizma dediğimiz konu yalnızca “ne yediğimiz” ile sınırlı değildir.

Sonuç olarak metabolizmanın yavaşlaması her zaman kaçınılmaz ve değiştirilemez bir durum değildir. Yaş, kas kütlesi, hareket düzeyi, beslenme alışkanlıkları, uyku ve yaşam tarzı gibi birçok faktör bir arada değerlendirilmelidir.

Tartıda kilo vermenin zorlaşması, mutlaka metabolizmanızın tamamen yavaşladığı anlamına gelmez. Bazen günlük hareketimiz azalmış, porsiyonlarımız fark etmeden büyümüş, kas kütlemiz azalmış veya beslenme düzenimiz değişmiş olabilir.

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ