Tanımadığınız bir mahalleye girdiniz.
Güvenli mi, düzgün mü, iyi insanların yaşadığı bir yer mi?

Bu soruların cevabını evlerin gösterişinden, arabaların lüksünden ya da dükkânların parlak vitrinlerinden mi anlarsınız?
Hayır. Hiçbirinden.

Bunu kedilerden anlarsınız.

Bir yerin nasıl bir yer olduğunu kediler söyler. Kediler sizden dörtnala kaçmıyorsa…
Ürküp saklanmıyorsa…
Yolunuza çıkıp size tasallut ediyorsa…
Bilin ki o mahallede iyi insanlar yaşıyordur. Çünkü kedi, kendisine nasıl muamele ediliyorsa onu yansıtır.

Yurt dışında da Türkiye’nin olumlu tanıtımında en önemli aktörler yine kedilerdir. Sosyal medyada tatlı ya da komik bir kedi videosu gördüğümde, yabancıların altına “Kesin burası Türkiye’dir” diye yazdıklarını gördükçe sevinirim. Sanki ülke kocaman bir mahalleymiş de,kedilerin insanlardan kaçmadığını görüp “Burada iyi insanlar yaşıyor” diyormuş gibi hissederim.

Türkiye’nin en güçlü tanıtım elçileri ne Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tanıtım filmleri ne de turizm acentalarının broşürleridir. Bu işi en iyi yapanlar; sevimli, bıyıklı, kıllı, dört ayaklı cücelerdir.

Ülkemizin kedi sevgisi yeni de sanılmasın. Eskiden kedisiz ev neredeyse yokmuş. Avlularda, mutfak köşelerinde, dükkan eşiklerinde mutlaka bir kedi bulunurmuş. Kedisiyle gömülen şeyhlerin türbeleri, bu bağın ne kadar derin ve gerçek olduğunun en somut ve romantik kanıtıdır. Rivayet edilir ki dönemin adalet temsilcileri olan kadılar, gücün, azametin ve merhametin dengesini göstermek için yanlarında Siyam kedisi bulundururmuş. Bir kedi, adaletin yanına ne de yakışır.

Bugün hala bir mahallenin ruhunu ölçmek istiyorsanız kedilere bakın.
İnsan görünce kaçmayan kedilere…
Eğer kediler orada insanlardan kaçıyorsa, siz de oradan kaçın.

Ve unutmayın, imkanınız varsa bu soğuk günlerde bir kap su, biraz mama ve rüzgar almayan sıcak bir köşe ayırmak; bu memlekette hala iyi insanlar olduğunu kanıtlamanın en güzel yolu ve tarihimizin en faydalı, en güzel geleneklerindendir.

Atalay Pekçetin

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ