Geçtiğimiz günlerde Antalya’da meydana gelen feci otobüs kazası haberiyle sarsıldık. Ölü sayısı her geçen saat arttı ve maalesef 10 vatandaşımızı daha trafikte yitirdik. Her kaza sonrası aynı yas, aynı keder... Ama bu kez sadece üzülmekle kalmayalım, biraz da ihmallerimizle yüzleşelim. O devrilen otobüslerin içinde bizi hayata bağlayacak incecik birşerit var, çoğumuz için sadece koltuğun kenarına sıkışmış, tozlu ve bazen de bozuk bir aksesuardan ibaret olan bu şeridin adı emniyet kemeri. Özellikle şehirler arası otobüs yolculuklarında garip bir özgüven hakim. Bunun sebebi sanırım sıradan araçlara nazaran yüksekte olmak.Otobüse biniyoruz, yerimize yerleşiyoruz ve sanki o devasa araç fizik kurallarından muafmış gibi emniyet kemerini görmezden geliyoruz. Ben ne zaman o kemeri çekip yuvasına oturtsam, yanımdaki yolcuların bana "ne kadar evhamlı biri" der gibi baktığını hissediyorum. Kemer takmak, toplumda sanki bir delilik ya da aşırı korkaklıkmış gibi algılanıyor. Oysa o "tık" sesi, olası bir kazada hayatta kalma ihtimalini %75’e varan oranda artırıyor. Anlamadığım ve sinirlendiğim en büyük nokta ise anlamsız bir çifte standart. Uçağa bindiğimizde, henüz motorlar bile çalışmadan kemerimizi sıkıca bağlıyoruz. Kabin memurları tek tek koltukları kontrol ediyor, uyarılarda bulunuyor. Peki, binbir türlü trafik riskinin, uykusuz şoförlerin ve her an her şeyin olabileceği karayollarının ortasında neden bu kadar rahatız? Otobüs firmaları, muavinler ve şoförler bu konuda derin bir sessizlik içinde. Muavinler sadece uyduruk abur cubur ve çay servisiyle ilgilenirken, şoförler yola çıkmadan önce tek bir kez bile kemer uyarısı yapmıyor. Oysa uçaktaki o katı kemer hassasiyeti otobüslerde de olsa, bugün bu kadar can kaybını konuşmuyor olabilirdik. İstatistikler yalan söylemez; otobüs devrilmelerinde ölümlerin çoğu yolcuların koltuktan fırlayıp aracın altında kalmasıyla gerçekleşiyor. Antalya'daki kazada yitirdiğimiz 10 canın acısı tazeyken, yanınızdaki size "garip" bakmasın diye hayatınızı riske atmaya değer mi? Lütfen o kemeri takın; şoför uyarmasa da, muavin bakmasa da siz hayata bağlı kalın.
Atalay Pekçetin
Kaynak: yeni sakarya gazetesi