Acil servise inmeyle getirilen hastaların bir kısmı, kalplerinde ritim bozukluğu olduğunu ilk kez orada öğreniyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü vesilesiyle, bir nörolog olarak kalp ile beyin arasındaki bu sessiz bağdan söz etmek istiyorum.

Bu bağın önemli halkalarından biri atriyal fibrilasyon. Bu ritim bozukluğunda kalbin üst odacıkları düzenli kasılmak yerine adeta titrer. Kan akışı yavaşlayabilir; özellikle sol kulakçığın küçük bir uzantısında pıhtı oluşabilir. Pıhtı yerinden kopup beyne ulaştığında bir damarı tıkayarak inmeye yol açabilir. Atriyal fibrilasyonu olan kişilerde inme riski yaklaşık beş kat artar.

İşin zor tarafı, bu ritim bozukluğunun her zaman kendini belli etmemesi. Kimi hasta belirgin çarpıntı hisseder, kimi hiçbir şey fark etmez. Bazen de ritim bozukluğu aralıklarla ortaya çıktığı için muayene sırasında saptanmaz.

Bu yüzden özellikle 65 yaşın üzerindeyseniz veya yüksek tansiyon, diyabet ya da kalp hastalığınız varsa düzensiz nabzı ve tekrarlayan çarpıntıyı hekiminize söyleyin. Akıllı saatiniz ritim uyarısı veriyorsa bunu da paylaşın; ancak saat uyarısının tek başına tanı koymadığını bilin. EKG önemli bir ilk adımdır. Şüphe sürüyorsa hekiminiz daha uzun süreli ritim kaydı isteyebilir.

Tanı konduğunda tedavi herkese aynı şekilde verilmez. Hekiminiz inme ve kanama riskinizi değerlendirerek pıhtı önleyici (antikoagülan) ilaç gerekip gerekmediğine karar verir. Burada sık karşılaştığım bir yanlışı da düzeltmek isterim: Aspirin, atriyal fibrilasyona bağlı inmeyi önlemek için gerekli olabilecek antikoagülanın yerini tutmaz. “Nasılsa aspirin kullanıyorum” düşüncesi yanlış bir güven verebilir. Yeni bir ilaca başlamadan veya kullandığınız ilaçları bırakmadan önce hekiminize danışın.

Elbette korunma yalnızca ritim takibinden ibaret değil. Tansiyonu kontrol altında tutmak, sigarayı bırakmak, düzenli hareket etmek, kan şekerini ve kolesterolü takip etmek hem kalbi hem beyni korur. Bunların etkisi bir günde görülmez; yıllar içinde fark yaratır.

Son olarak herkesin bilmesini istediğim belirtiler var: yüzde ani kayma, bir kol veya bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma, ani görme kaybı veya belirgin denge kaybı. Bunlardan biri ortaya çıkarsa geçmesini beklemeyin; hemen 112’yi arayın. Hastaneye kendiniz araç kullanarak gitmeyin. Belirtilerin başladığı saati, bilinmiyorsa kişinin en son ne zaman normal görüldüğünü not edin. Bu bilgi, uygulanabilecek tedavilerin belirlenmesinde önemlidir.

Belirtiler birkaç dakika içinde düzelse bile acil değerlendirme gerekir. Bu durum, halk arasında “mini inme” diye anılan geçici iskemik atak olabilir. Belirtilerin geçmesi tehlikenin geçtiği anlamına gelmez.

Kalbimizin ritmine gösterdiğimiz özen, beynimizi de korur.

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ