DEVLET HESAP SORMALIDIR!

“Sorumluluğu olan kim varsa, hukuk önünde hesap sorulacaktır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fon kriziyle ilgili bu sözü, meselenin geldiği noktayı anlatan en önemli cümledir.

Çünkü ortada sıradan bir piyasa dalgalanması yoktur.

Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren, sermaye piyasalarına duyulan güveni sarsan ciddi bir süreç yaşanmıştır.

Şimdi sorulması gereken soru açıktır;

Bu noktaya nasıl gelindi?

Ve daha önemlisi;

Kimler neyi zamanında gördü, kimler neyi zamanında göremedi?

Bir başka soru ise çok daha çarpıcıdır;

Risk daha önce görülmüşse, bugün yaşanan tablo neden bu boyuta ulaşmıştır?

İşte bu sorunun cevabı, meselenin en önemli düğüm noktasıdır.

SPK YÖNETİMLERİNE AÇIK SORULAR

Burada SPK’nın mevcut ve önceki yönetimlerine yöneltilmesi gereken sorular artık netleştirilmelidir;

Fonlarda ve portföy yönetim şirketlerinde ortaya çıkan riskler ne zaman tespit edildi?

Bu riskler SPK yönetimine ne zaman bildirildi?

Yönetim, kendisine ulaşan bilgi ve uyarılar karşısında hangi denetim tedbirlerini aldı?

Risklerin büyüdüğü görülmesine rağmen neden daha erken ve daha etkili bir müdahalede bulunulmadı?

Denetim mekanizmaları zamanında ve yeterli biçimde işletildi mi?

Yatırımcıların mağduriyetini önlemek için hangi tedbirler alındı ve bu tedbirler neden bugünkü aşamaya gelmeden uygulanmadı?

Ve belki de en önemli soru;

Eğer bugün ortaya çıkan tablo öngörülebilir risklerin sonucuyduysa, bu riskleri önlemekle görevli olan kamu otoritesi neden zamanında gereken adımları atmadı?

Bu soruların cevabı verilmeden, yalnızca birkaç kişi üzerinden yürütülecek bir soruşturma kamu vicdanındaki bütün soru işaretlerini gidermeyecektir.

Çünkü SPK’nın görevi yalnızca kriz ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değildir.

SPK’nın görevi, krizi doğurabilecek riskleri önceden görmek, denetlemek ve gerektiğinde zamanında müdahale etmektir.

Dolayısıyla SPK’nın mevcut ve önceki yönetimlerinin bu süreçteki idari ve denetim sorumlulukları bütün yönleriyle araştırılmalıdır.

Burada peşin hüküm vermekten değil, hesap verebilirlikten söz ediyoruz.

Kim denetledi?

Kim uyardı?

Kim karar aldı?

Kim müdahale etti?

Kim müdahale etmedi?

Hangi bilgi hangi makamın önüne geldi?

Hangi tedbir neden alındı veya alınmadı?

Bütün bu soruların cevabı belgeleriyle ortaya konulmalıdır.

Çünkü borsa yalnızca rakamlardan ibaret değildir.

Borsa güven demektir.

Yatırımcı parasını piyasaya koyarken yalnızca şirketlere değil; devlete, hukuka ve denetim mekanizmasına da güvenmektedir.

Bu güven zedelenirse ortaya çıkacak zarar, yalnızca yatırımcının hesabındaki rakamla ölçülemez.

Türkiye’nin sermaye piyasalarının itibarı da bundan etkilenir.

Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,

“Sorumluluğu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacaktır.”

sözü son derece önemlidir.

Şimdi yapılması gereken bellidir;

Suçlu varsa bulunacak.

Sorumlu varsa hesap verecek.

İhmal varsa ortaya çıkarılacak.

Denetimde zaaf varsa ortaya konulacak.

Mevzuatta boşluk varsa kapatılacak.

Kamuoyunun beklentisi de budur.

Kim olursa olsun…

Hangi makamda bulunursa bulunsun…

Kamu görevinin gereğini yerine getirmemişse, bunun hesabı hukuk önünde verilmelidir.

Çünkü mesele yalnızca kaybedilen para değildir.

Mesele, Türkiye’de sermaye piyasalarına duyulan güvendir.

Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor.

Halk arasında Spk

Türkiye bürokratlarının sistemden aşırdığı paraları aklama alanı olarak görüldüğü ifade edilemektedir.

Bu söylem çok cirkindir..!

Devletin görevi yalnızca mağduriyeti gidermek değil, mağduriyete yol açan sistemi ve sorumluluk zincirini de bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarmaktır.

Cumhurbaşkanı’nın sözünün gereği tam da burada ortaya çıkmaktadır;

Kim sorumluysa, hesabını vermelidir.

Çünkü devletin itibarı, herhangi bir piyasa kazancından çok daha değerlidir.

Cumhurbaşkanının 25 yıldır bu ülke için gece, gündüz çabalamaları bir kalemde beceriksiz ve görev ihmali bulunan , çıkarcı bürokratlar yüzünden, ekonomi piyasasına çöp edilemez..

AkParti Genel Başkan yardımcısının istifasının alınması ve mal varlığına el konulması, yarınlar için ümit ışığı doğmasına vesile olmuştur.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

“Suçluları Kayırmadığımızda”

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ