Gece bağırmaları, tekmeler ve yumruklar: Ne zaman doktora gidilmeli?

Uzm. Dr. Orkun Zor | Nöroloji Uzmanı

“Doktor Bey, eşim geceleri biriyle kavga ediyor gibi bağırıyor. Bazen yumruk atıyor, bazen de yataktan fırlıyor. Sabah sorduğumda hiçbir şey olmamış gibi davranıyor.”

Poliklinikte zaman zaman buna benzer yakınmalarla karşılaşıyoruz. Hasta çoğu kez durumun farkında olmuyor. Onu muayeneye getiren kişi genellikle eşi oluyor. Çünkü gece yaşananları gören, bağırma sesleriyle uyanan, hatta bazen istemeden tekme veya yumruk yiyen kişi o.

Uykuda konuşmak, anlamsız sesler çıkarmak veya kötü bir rüyanın ardından korkuyla uyanmak hemen herkeste görülebilir. Özellikle yoğun stres yaşanan, uykunun düzensizleştiği ve kişinin aşırı yorulduğu dönemlerde bu tür olaylar artabilir. Fakat geceleri tekrarlayan bağırmalar, kolları savurma, tekme atma, yataktan düşme veya rüyada yapılan hareketleri gerçekten yapma sıradan bir kâbustan daha fazlası olabilir.

Beyin uyuyor, beden neden hareket ediyor?

Uyku, sabaha kadar hiç değişmeden devam eden tekdüze bir süreç değildir. Gece boyunca farklı uyku evreleri arasında gidip geliriz. Rüyaların daha canlı ve hareketli olduğu dönemlerden biri REM uykusudur.

Bu evrede beynimiz oldukça aktiftir. Buna karşılık kaslarımız büyük ölçüde geçici bir hareketsizlik hâline, tıbbi adıyla atoniye, geçer. Aslında bu, beynin bizi korumak için kullandığı doğal bir güvenlik sistemidir. Rüyamızda koşsak, kavga etsek veya yüksek bir yerden atlasak bile bedenimiz aynı hareketleri yatakta yapmaz.

Bazı kişilerde bu güvenlik sistemi gerektiği gibi çalışmaz. Rüya sırasında kaslardaki doğal hareketsizlik ortadan kalkar ve kişi gördüğü rüyayı bedeniyle yaşamaya başlar. Örneğin rüyasında birinden kaçarken bacaklarını hızla hareket ettirebilir, saldırıya uğradığını düşünürken yumruk atabilir veya yardım istemek için yüksek sesle bağırabilir. Buna ‘REM uykusu davranış bozukluğu’ adı verilir.

Bu tablo en sık orta ve ileri yaşlarda, özellikle erkeklerde tanı alır. Ancak kadınlarda ve daha genç kişilerde görülmeyeceği düşünülmemelidir. Üstelik kadınlarda hareketlerin daha sessiz ya da daha az saldırgan olması, yakınmanın fark edilmesini geciktirebilir.

Bu hastalar uyandırıldıklarında çoğunlukla canlı bir rüya anlatırlar: ‘Birisi eve girmişti, onunla mücadele ediyordum’ veya ‘Üzerime gelen bir hayvandan kaçıyordum’ diyebilirler. Yanında uyuyan kişi ise o sırada hastanın kollarını savurduğunu, tekme attığını ya da yataktan kalkmaya çalıştığını söyler.

Her bağırma aynı anlama gelmez

Burada önemli bir ayrım var: Uykuda bağıran herkesin REM uykusu davranış bozukluğu olduğunu söyleyemeyiz.

Örneğin çocuklarda daha sık gördüğümüz gece teröründe çocuk aniden doğrulabilir, çığlık atabilir, terleyebilir ve gözleri açık olduğu hâlde çevresindekileri tanımayabilir. Aile çocuğu uyandırmakta güçlük çeker. Sabah olduğunda ise çocuk çoğunlukla yaşananları hatırlamaz. Bu durum genellikle gecenin ilk bölümünde ortaya çıkar.

Kâbusta ise kişi korkutucu bir rüyanın ardından uyanır ve gördüğü rüyayı çoğu zaman ayrıntılarıyla anlatabilir. Kâbuslar yoğun stres, kaygı, travmatik yaşantılar, ateşli hastalıklar ve uyku düzensizliği dönemlerinde artabilir.

Poliklinikte bazen hasta yakını bu kez şöyle anlatır: ‘Gecede birkaç kez oluyor ve her seferinde neredeyse aynı hareketleri yapıyor.’ Bu tarif bizi gece ortaya çıkan epilepsi nöbetleri açısından da dikkatli olmaya yöneltir. Bazı nöbetler sanıldığı gibi mutlaka yere düşme ve bütün vücutta kasılma şeklinde olmaz. Kısa süren, birbirine çok benzeyen ve gece içinde birkaç kez tekrarlayan ani hareketler; bağırma, doğrulma, anlamsız el-kol hareketleri veya başın ve gözlerin bir yöne dönmesi de nöbet belirtisi olabilir.

Özellikle her olay aynı biçimde başlıyor, benzer sürede devam ediyor ve peş peşe tekrarlıyorsa epilepsi ihtimali akılda tutulmalıdır. Böyle bir hastayı yalnızca ‘Kâbus görüyor’ diyerek göndermek doğru olmaz.

Uykuda nefesin durmasıyla seyreden uyku apnesi de bazen ani sıçramalara, boğulur gibi uyanmaya ve huzursuz hareketlere neden olabilir. Horlama, uykuda nefes kesilmesi, sabah baş ağrısı ve gündüz aşırı uyku hâli varsa bu olasılık da araştırılmalıdır.

Kullanılan ilaçlar mutlaka sorgulanmalıdır. Bazı antidepresanlar, uyku düzenini etkileyen ilaçlar, alkol kullanımı veya alkolün aniden bırakılması gece yaşanan davranışları ortaya çıkarabilir ya da belirginleştirebilir. Bu nedenle hastanın kullandığı ilaçları kendi kendine kesmesi değil, hekimiyle birlikte değerlendirmesi gerekir.

Parkinson hastalığının habercisi olabilir mi?

Hastaların ve yakınlarının en çok endişelendiği konu genellikle budur. REM uykusu davranış bozukluğu, bazı kişilerde Parkinson hastalığı, Lewy cisimcikli demans ve benzeri hastalıklarla ilişkili olabilir. Hatta gece yaşanan bu hareketler, gündüz görülen titreme veya hareketlerde yavaşlama gibi belirtilerden yıllar önce başlayabilir.

Ancak bu bilgiyi hastaya doğru anlatmak gerekir. Uykusunda konuşan, bağıran veya bir kez tekme atan herkes ileride Parkinson hastası olacak diye bir kural yoktur. Önce gerçekten REM uykusu davranış bozukluğu bulunup bulunmadığı gösterilmelidir. Tek başına hasta veya yakınının anlatımıyla kesin tanı koymak her zaman mümkün değildir.

Özellikle ileri yaşta başlayan ve giderek sıklaşan rüyayı yaşama davranışlarında hastayı nörolojik yönden değerlendirmek önemlidir. Muayenede hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik, titreme ve denge bozukluğu araştırılır. Koku almada azalma, kabızlık, unutkanlık veya davranış değişikliği gibi eşlik eden yakınmalar da sorgulanır. Bunların bulunması mutlaka ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez; fakat takip gerekip gerekmediği konusunda yol gösterir.

Gecenin En Önemli Tanığı: Hasta Yakını

Peki bütün bu olasılıkların arasındaki ayrımı nasıl yapıyoruz? İlk adım, gece yaşanan olayın hikâyesini olabildiğince ayrıntılı dinlemektir.

Gece yaşanan olayları hasta çoğu zaman tam olarak hatırlayamaz. Bu nedenle muayeneye, olayı gören eşin veya aile bireyinin de gelmesi çok faydalıdır. ‘Ne kadar sürdü, gözleri açık mıydı, sizi tanıdı mı, bütün vücudu mu hareket ediyordu, olaydan sonra hemen kendine geldi mi, gördüğü rüyayı anlattı mı?’ gibi sorular tanı açısından oldukça değerlidir.

Güvenli biçimde kaydedilebiliyorsa cep telefonuyla çekilmiş kısa bir video da hekime önemli ipuçları verebilir. Ancak video tek başına tanı koydurmaz. Hastanın öyküsü, nörolojik muayenesi ve gerekirse yapılacak incelemeler birlikte değerlendirilir.

Kısa bir cep telefonu videosu bazen tanıya giden en önemli ipuçlarından birini verir.

REM uykusu davranış bozukluğundan şüphe edildiğinde en değerli inceleme, gece boyunca görüntü kaydıyla birlikte yapılan polisomnografidir. Halk arasında uyku testi olarak bilinen bu incelemede beyin dalgaları, göz hareketleri, solunum, kalp ritmi ve kasların etkinliği kaydedilir. Böylece kişinin hangi uyku evresinde hareket ettiği ve REM uykusunda kasların gerçekten hareketsiz kalıp kalmadığı anlaşılabilir.

Epilepsi şüphesi varsa EEG veya gece boyunca video-EEG kaydı gerekebilir. Her hastaya aynı tetkikin yapılması yerine, anlatılan olayın özelliklerine göre inceleme seçilmelidir.

Önce yatak odasını güvenli hâle getirin

Tanı süreci devam ederken alınabilecek en önemli önlem, hastanın ve yanında uyuyan kişinin güvenliğini sağlamaktır. Çünkü bazen ilk ciddi belirti yataktan düşme, başını komodine çarpma veya eşini istemeden yaralama olabilir.

Yatağın çevresindeki kesici, sivri ve kırılabilir eşyalar kaldırılmalı; pencere ve balkon kapıları güvenli hâle getirilmelidir. Yatağın yanında silah veya yaralanmaya neden olabilecek bir eşya kesinlikle bulundurulmamalıdır. Sık ve şiddetli hareketleri olan kişilerde yatağın alçaltılması, zemine yumuşak bir koruyucu yerleştirilmesi veya geçici olarak ayrı yatılması gerekebilir.

Gerekli görülen hastalarda melatonin veya klonazepam gibi ilaçlardan yararlanılabilir. Ancak bu ilaçlar her hastaya uygun değildir. Özellikle klonazepam ileri yaşta uyku hâli, sersemlik ve düşme riskini artırabilir; uyku apnesi bulunan kişilerde ayrıca dikkatli olunmalıdır. Hangi ilacın seçileceği hastanın yaşı, kullandığı diğer ilaçlar, unutkanlık durumu ve eşlik eden hastalıklarına göre değişir. Bu nedenle komşunun ilacını kullanmak veya internetten görülen bir ürüne başlamak doğru değildir.

Uykuda ara sıra konuşmak ya da tek bir kâbus görmek çoğunlukla endişe edilecek bir durum değildir. Fakat geceleri sık sık bağıran, yumruk ve tekme atan, yataktan düşen veya rüyalarını hareketleriyle yaşamaya başlayan bir kişide ‘Biraz streslidir, geçer’ demeden önce durup düşünmek gerekir.

Bazen hasta gündüz hiçbir şikâyetinin olmadığını söyler. Fakat eşi, gecenin hikâyesini bambaşka anlatır. İşte bu nedenle bazı hastalıklarda tanıya giden ilk ipucu, hastanın kendisinden değil, yanında uyuyan kişiden gelir.

Eşinizin veya bir yakınınızın gece davranışlarından endişe duyuyorsanız, olayların ne sıklıkta ve nasıl gerçekleştiğini not edin; mümkünse güvenli bir şekilde kısa bir video kaydı alın ve bir nöroloji uzmanına başvurun.

Kaynaklar

Howell M, Avidan AY, Foldvary-Schaefer N, et al. Management of REM sleep behavior disorder: an American Academy of Sleep Medicine clinical practice guideline. J Clin Sleep Med. 2023;19(4):759-768. doi:10.5664/jcsm.10424. PubMed

Sobreira-Neto MA, Stelzer FG, Gitaí LLG, Alves RC, Eckeli AL. REM sleep behavior disorder: update on diagnosis and management. Arq Neuropsiquiatr. 2023;81(12):1179-1194. PubMed

Postuma RB, Iranzo A, Hu M, et al. Risk and predictors of dementia and parkinsonism in idiopathic REM sleep behaviour disorder: a multicentre study. Brain. 2019;142(3):744-759. doi:10.1093/brain/awz030. PubMed

Moore JL, Carvalho DZ, St Louis EK, Bazil C. Sleep and epilepsy: a focused review of pathophysiology, clinical syndromes, co-morbidities, and therapy. Neurotherapeutics. 2021;18(1):170-180. Tam metin

Derry CP, Harvey AS, Walker MC, Duncan JS, Berkovic SF. NREM arousal parasomnias and their distinction from nocturnal frontal lobe epilepsy: a video EEG analysis. Sleep. 2009;32(12):1637-1644. PubMed

Foldvary-Schaefer N, Alsheikhtaha Z. Complex nocturnal behaviors: nocturnal seizures and parasomnias. Continuum (Minneap Minn). 2013;19(1 Sleep Disorders):104-131. PubMed

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ