Bildiğiniz üzere geçen hafta Türkiye’de fon krizi patladı… Türkiye, dünyanın dört bir yanındaki mazlumlar için mücadele ederken “içimizdeki İrlandalılar” boş durmuyor demek ki.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; kirli oyunlarla fonlardan beslenen ve ülkenin istikrarına zarar veren her kim olursa olsun; -ucu nereye dokunursa dokunsun- o kişiler hakkında gereğini yapacağına da inancımız tamdır.

İsmi fon kriziyle ilgili iddialara karışan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın tüm görevlerinden apar topar istifa etmesinin sebebi Cumhurbaşkanımızın bu konulardaki hassasiyeti ve halk iradesinin göstergesidir.

İşin ekonomik boyutu bir yana; gelmek istediğim konu başka…

Her kim olursa olsun halka tepeden bakan kibirli su kurnazları -AK Parti içindeki AKP’liler- Dünya Müslümanlarının Lideri ve Türkiye’nin umudu “Recep Tayyip Erdoğan” ismiyle birlikte anılmaya layık değiller.

Yeni Şafak Gazetesinin üç yazarı geçtiğimiz hafta fon krizine dair kaleme aldıkları yazılarda bu konuya temas ettiler…

Aydın Ünal, Ersin Çelik ve İsmail Kılıçarslan’ın yazılarını ilgiyle okudum. Duygularımıza tercüman olan samimi ikazları önemli ve yerindeydi.

Kıymeti bilinsin, dostlar hep tatlı söylemez, bazen de acı söyler. Netice de dostun görevi –mış gibi yaparak aldatmak değil her durumda dosta/düşmana Hakk’ı söylemektir.

***

https://www.yenisafak.com/yazarlar/ersin-celik/ucu-kimselere-dokunmazsa-4858170 Ersin Çelik Kardeşimiz az bile yazdı… Yaptığı yerinde uyarılara karşılık kendisine teşekkür edilmesi gerekirken sosyal medyada linç edilmek istenmesi, ağır ithamlara maruz kalması ayıptır, yazıktır, günahtır…

Ersin Çelik, LGBT destekçisi İsrail lobilerinin haz etmediği; Anadolu mayasından ve bizden olan hakikatin kalemidir.

Ersin Çelik, azgın azınlığa karşı makul çoğunluğun sesidir.

Ersin Çelik, Filistin davasına sahip çıkan Tayyip Erdoğan’ın samimiyetine inanan mütedeyyin ve dindar kesimin gönül sesidir.

***

Ülkemizin her tarafından -kalem erbâbı- binlerce üyesiyle Ersin Çelik’e destek veren Türkiye Yazarlar Birliğini tebrik ederim. Ersin Çelik yalnız değildir.

…Yeni Şafak’taki yazılarında her daim muteber duruş sergileyen, kalemini mesuliyet bilinciyle, vicdani duyarlılıkla ve maharetle kullanan Ersin Çelik, tüm bu fikrî mesaisi boyunca nezaketi, hakkaniyeti ve üslup inceliğini asla elden bırakmamış kıymetli isimlerimizdendir. Çelik’in bu yapıcı ve mutedil çizgisine rağmen maruz kaldığı ağır ithamlar, haksız kampanyalar ve insani sınırları aşan tepkiler karşımıza vahim bir tablo çıkarmaktadır. Bir yazarın görüşlerine katılmamak, farklı perspektiften meselelere bakmak ve nezaket sınırları içinde eleştiri getirmek suretiyle mümkünken, bunu saldırgan bir tavra dönüştürmek ifade ve düşünce özgürlüğünün sınırlarını tamamen yok saymaktır. Düşünce hayatımızın renkliliği, yazarların kendi değerleri çerçevesinde özgürce yazabilmesiyle kaimdir. Bu vesileyle, Türkiye Yazarlar Birliği olarak muteber kalemi, şahsiyetli duruşu ve zarif üslubuyla tanınan, Yönetim Kurulu Üyemiz Ersin Çelik’e yönelik yürütülen haksız kampanyaları şiddetle kınıyor, bu vesileyle yazarımızın, kalemin ve düşünce özgürlüğünün yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Fikirlerin ancak fikirle, hürmetle ve meşru zeminlerde tartışıldığı bir iklimin inşası için tüm kesimleri sorumluluğa ve sağduyuya davet ediyoruz.” Metnin tamamı için: https://www.tyb.org.tr/basin-duyurusu-72807h.htm

***

İsmail Kılıçarslan gönlümüze tercüman olmuş: “Biz aşağıda imzası bulunmayanlarız. Aslında irabda da pek mahalli olmayanlarız. Türkiye’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine inandığımız için belli konular hariç sesini pek çıkarmayanlarız.

Fakat Türkiye sevgimizi ve Recep Tayyip Erdoğan’a bağlılığımızı kullanarak bizi “salak” zannetmenize de en hafif tabirle, içerliyoruz artık.

Bazı beyaz, aşırı beyaz, bembeyaz adamların niçin “başımızın üzerinde yeri” oluyor her seferinde? Özel toplantılarında “ya bu Tayyip de çok şey abii” diye ağzını yaya yaya konuşan bit yavrularıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın adamı olduğunu iddia edenlerin ne işleri oluyor her seferinde?

Muhtemelen çok kızacaksınız yine bu yazıma. Muhtemelen “bu da çok oluyor” diyeceksiniz. Yok yok. Çok olan ben değilim. Çok olan sizsiniz. Her şeyin sizin dışınızda olup bittiğini düşünmemizi isteyip zekâmıza hakaret ederek çok oluyorsunuz. Türkiye’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a hayatı pahasına bağlı insanları bunca üzdüğünüz için çok oluyorsunuz.

Muzaffer Özak rahmetlinin tonlamasıyla okuyun bu cümleyi: “Bilmem anlatabildik mi?”

***

Dostlar; bugünkü yazıyı urefânın kelâm-ı kibârıyla sırlayalım:

“Dağdan düşenin parçası bulunur da gönülden düşenin parçası bulunmaz.”

Bilmem anlatabildik mi?

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ