“Doktor bey, başım dönüyor.”

Bu cümleyi poliklinikte sık duyarız. Ancak biraz ayrıntıya indiğimizde herkesin aynı şeyi tarif etmediği anlaşılır. Bir hasta çevresindeki eşyaların döndüğünü söylerken bir diğeri ayağa kalkınca gözlerinin karardığını, dengesinin bozulduğunu veya bayılacakmış gibi olduğunu anlatır.

Aslında bunların altında birbirinden oldukça farklı nedenler bulunabilir.

Vertigo dediğimiz durumda kişi, kendisinin veya çevresinin dönüyormuş gibi olduğunu hisseder. Yatakta sağa ya da sola dönerken, yataktan kalkarken veya başın belirli hareketleriyle ortaya çıkan kısa süreli ve şiddetli dönme hissi, iç kulaktan kaynaklanan pozisyonel vertigoyu düşündürebilir.

Kişi otururken veya yatarken hiçbir sorun yaşamazken ayağa kalktıktan birkaç saniye sonra göz kararması, sersemlik veya bayılacakmış gibi olma hissi yaşıyorsa bu kez farklı nedenleri araştırmak gerekir.

Ayağa Kalkınca Vücudumuzda Ne Oluyor?

Ayağa kalktığımızda yer çekiminin etkisiyle kanın bir kısmı kısa süreli olarak bacaklarda göllenir. Vücudumuz normal şartlarda bunu saniyeler içerisinde telafi eder. Damarlar kasılır, kalp ve dolaşım sistemi yeni pozisyona uyum sağlar, beynin yeterli kanlanması devam eder.

Bazı kişilerde ise bu uyum yeterince hızlı gerçekleşmez ve ayağa kalkmayla birlikte kan basıncı belirgin şekilde düşer. Buna ortostatik hipotansiyon adı veriyoruz.

Hasta bunu çoğunlukla göz kararması, başta hafiflik, sersemlik, birkaç saniyelik dengesizlik veya bayılacakmış gibi olma şeklinde tarif eder. Bazen yeniden oturma veya bir yere tutunma ihtiyacı hisseder.

İleri yaşlarda, uzun süre yatakta kalanlarda, sıcak havalarda ve yeterli sıvı tüketmeyen kişilerde bu yakınmalara daha sık rastlanabilir.

Yaz aylarında sıvı kaybı daha fazla önem kazanır. Yoğun terleme ve yetersiz su tüketimi, dolaşımdaki kan hacmini azaltabilir. Kişi uzun süre oturduktan sonra hızla ayağa kalktığında birkaç saniyelik göz kararması yaşayabilir. Yani bazen “baş dönmesinin” arkasında iç kulak hastalığından çok daha basit bir neden bulunabilir.

İlaçlar ve Kan Değerleri de Önemli

Baş dönmesi araştırılırken hastanın kullandığı ilaçları mutlaka sorgularız. Çünkü bazı tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler, Parkinson hastalığında kullanılan bazı ilaçlar ve bazı psikiyatrik ilaçlar ayağa kalkınca tansiyon düşmesini kolaylaştırabilir.

Elbette çözüm, ilaçları kendi kendine bırakmak değildir. Şikâyetlerin tedaviyle bağlantılı olabileceği düşünülüyorsa ilaçların dozu ve kullanım şekli hekim tarafından yeniden gözden geçirilmelidir.

Baş dönmesi, göz kararması ve halsizlik yaşayan bir hastada kan değerlerine de bakmak gerekebilir. Demir eksikliği ve buna bağlı kansızlık; çabuk yorulma, çarpıntı, halsizlik ve sersemlik hissiyle karşımıza çıkabilir.

B12 vitamini eksikliği ise kansızlığın yanı sıra el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yürümede güvensizlik ve denge bozukluğuna yol açabilir. Folat eksikliği de kansızlık üzerinden benzer yakınmalara katkıda bulunabilir.

Bu nedenle rastgele vitamin kullanmak yerine gerekli görüldüğünde hemogram, demir depoları, B12 ve folat düzeylerine bakılması daha doğru olur.

“Şekerim Düştü” Demeden Önce…

Baş dönmesi veya fenalık hissi yaşayan birçok kişi bunu hemen “Şekerim düştü” şeklinde yorumlar.

Kan şekerinin belirgin şekilde düşmesi; terleme, titreme, çarpıntı, açlık hissi ve sersemlik yapabilir. İnsülin veya kan şekerini düşüren bazı ilaçları kullanan diyabet hastalarında hipoglisemi ihtimali daha büyük önem taşır.

Her göz kararmasının nedenini kan şekerinde aramak yerine mümkünse yakınma sırasında ölçüm yapmak, bu ayrımı daha güvenilir hâle getirir.

Bazen Sorun Kalbin Ritmindedir

Baş dönmesinin gözden kaçabilen nedenlerinden biri de kalp ritim bozukluklarıdır.

Kalbin zaman zaman çok hızlı, çok yavaş veya düzensiz çalışması, beyne ulaşan kan miktarını kısa süreli olarak azaltabilir. Hasta bunu ani bir boşluk hissi, göz kararması, çarpıntı veya bayılacakmış gibi olma şeklinde yaşayabilir.

Baş dönmesine çarpıntı ya da bayılma ekleniyorsa kalp ritmiyle ilgili bir sorun akla gelmelidir.

Hastanede çekilen standart bir EKG’nin normal olması, gün içerisinde hiçbir ritim bozukluğu yaşanmadığını göstermez. Bazı ritim problemleri yalnızca kısa ataklar hâlinde ortaya çıkar. Bu durumlarda ritim Holter kaydından, gün içerisindeki tansiyon değişimlerini görmek için ise tansiyon Holter ölçümünden yararlanılabilir.

Baş Ağrısı Olmadan Migren Olabilir mi?

Baş dönmesinin nörolojik nedenlerinden biri de vestibüler migrendir.

Migren denildiğinde çoğumuzun aklına şiddetli baş ağrısı gelir. Vestibüler migrende ise baş dönmesi ve dengesizlik ön planda olabilir. Bazı ataklarda baş ağrısı eşlik ederken bazılarında hiç görülmeyebilir.

Tekrarlayan baş dönmesi ataklarına ışık ve sese hassasiyet ya da bulantı eşlik ediyorsa hastanın geçmişte migren yaşayıp yaşamadığı sorgulanmalıdır.

Baş Dönmesi ile Dengesizlik Aynı Şey Değildir

Hasta öyküsü alırken sık karşılaştığımız durumlardan biri, “Vertigom var” diyerek başvuran kişinin aslında hiç dönme hissi tarif etmediğini fark etmektir.

Bazı hastalar yürürken sağa sola yalpalamayı, bazıları ayağa kalkınca göz kararmasını, bazıları ise başındaki sersemlik hissini vertigo olarak tanımlar. Bu ayrım tanı açısından oldukça değerlidir.

Hekiminiz size etrafın gerçekten dönüp dönmediğini, daha çok göz kararması mı yaşadığınızı, şikâyetin ne zaman ortaya çıktığını, ne kadar sürdüğünü ve baş hareketleriyle ilişkili olup olmadığını sorabilir. Çarpıntı veya bayılmanın eşlik edip etmediği de önemli bir ipucudur.

Bazen birkaç dakikalık ayrıntılı bir hasta öyküsü, yapılacak birçok tetkikten daha fazla yol gösterir.

Hangi Durumlarda Vakit Kaybetmemeliyiz?

Baş dönmesi yakınmalarının önemli bir bölümü iyi huylu nedenlerle ortaya çıksa da bazı belirtiler alarm işareti olabilir.

Baş dönmesiyle birlikte aniden konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta uyuşma ya da güç kaybı, çift görme veya belirgin yürüme bozukluğu gelişirse vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bu belirtiler inme gibi nörolojik acillerin habercisi olabilir.

Göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, belirgin çarpıntı veya bilinç kaybının eşlik ettiği durumlarda da hızlı hareket edilmelidir. Bu tablo, kalp ve dolaşım sistemiyle ilgili acil bir soruna işaret edebilir.

Baş dönmesi tek başına bir hastalık adı değildir. Bu nedenle hekime başvurduğunuzda yalnızca “Başım dönüyor” demek yerine ne hissettiğinizi, şikâyetin nasıl başladığını ve ne kadar sürdüğünü anlatmanız önemlidir.

Etraf mı dönüyor, gözünüz mü kararıyor, yoksa yürürken dengenizi mi kaybediyorsunuz?

Bu ayrım, çoğu zaman doğru tanıya giden ilk ve en önemli adımdır.