Yıllarca “sinüs”, “tansiyon” ya da “stresten” denen ağrı aslında migren olabilir.

Poliklinikte sık duyduğum cümlelerden biri şudur: “Hocam yıllardır baş ağrım var, sinüs iltihabı dediler, ilaç kullandım ama geçmedi.”

Hastanın yüzünde çoğu zaman aynı yorgun ifade vardır. “On yıldır böyle yaşıyorum hocam” der; çantasından farklı dönemlerde yazılmış ilaçları, çekilmiş filmleri, kullanılmamış burun spreylerini çıkarır. Aslında mesele sadece baş ağrısı değildir; yıllarca adı konmamış bir hastalıkla yaşamanın yorgunluğudur.

Hikâyeyi biraz daha dinlediğimde tablo çoğu zaman netleşir: Ağrı saatlerce sürer, bulantı eşlik eder, ışık ve ses hastayı rahatsız eder. Hasta karanlık ve sessiz bir odaya çekilmek ister.

Bu tablo çoğu zaman sinüzitten çok migreni düşündürür.

Migren, toplumda çok sık görülen nörolojik hastalıklardan biridir. Ancak buna rağmen tanı almadan, yanlış tedavilerle ya da “benim başım hep ağrır” diyerek yaşayan çok sayıda hasta vardır. Oysa migren kader değildir. Tanınabilir, yönetilebilir ve doğru tedaviyle yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.

Migren nasıl bir ağrıdır?

Migren denince akla yalnızca “tek taraflı zonklayan baş ağrısı” gelmemelidir. Evet, klasik migren ağrısı çoğu zaman zonklayıcıdır, orta ya da şiddetli düzeydedir ve günlük aktiviteyle artabilir. Ancak migren her hastada aynı yüzle karşımıza çıkmaz.

Bazı hastalarda ağrı iki taraflı olabilir. Bazılarında zonklama yerine baskı hissi ön plandadır. Bazı hastalar baş ağrısından çok mide bulantısı, ışık hassasiyeti, sese tahammülsüzlük veya kokuya aşırı duyarlılıktan yakınır. Merdiven çıkmak, hızlı yürümek ya da günlük işleri sürdürmeye çalışmak ağrıyı belirginleştirebilir.

Ağrı birkaç saat sürebileceği gibi bazen bir iki güne de uzayabilir. Geçtikten sonra kişi kendini yorgun, halsiz ve zihinsel olarak tükenmiş hissedebilir. Sanki ağrı bitmiş ama bedende izi kalmıştır.

Bu nedenle “Benim ağrım tek taraflı değil, migren olamaz” demek yanıltıcı olabilir. Migreni tanımak için yalnızca ağrının yerine değil; ağrının süresine, şiddetine, eşlik eden bulantıya, ışık-ses hassasiyetine ve günlük yaşamı ne kadar durdurduğuna da bakmak gerekir.

Aura nedir?

Bazı migren hastalarında baş ağrısından önce ya da ağrıyla birlikte geçici nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir. En sık görülen aura görseldir. Hasta ışık çakmaları, zikzak çizgiler, görme alanında bulanıklık veya geçici görme kaybı tarif edebilir.

Bazen elde, yüzde veya dilde uyuşma-karıncalanma olabilir. Nadiren konuşmada geçici zorlanma da eşlik edebilir. Bu belirtiler genellikle yavaş yavaş başlar, dakikalar içinde yayılır ve çoğu zaman bir saat içinde tamamen düzelir.

Auralı migren yaşayan kişiler bazen bu durumu felç başlangıcı sanarak paniğe kapılır. Bu anlaşılabilir bir korkudur. Çünkü görme bozulması, uyuşma ya da konuşma güçlüğü gerçekten ciddiye alınması gereken belirtilerdir.

Bu nedenle önemli nokta şudur: Daha önce hiç yaşanmamış, alışılmış migren tablosuna benzemeyen veya ilk kez ortaya çıkan nörolojik belirti varsa mutlaka değerlendirme gerekir. “Bende migren var” diyerek her yeni belirtiyi migrene bağlamak doğru değildir.

Migren neden olur?

Migren, yalnızca damarların genişleyip daralmasıyla açıklanabilecek basit bir baş ağrısı değildir. Beynin ağrıya duyarlılığının arttığı, sinir sistemi ve damar yapılarının birlikte etkilendiği karmaşık bir nörolojik süreçtir.

Genetik yatkınlık önemlidir. Ailesinde migren olan kişilerde migren daha sık görülebilir. Ancak tek neden genetik değildir. Migreni olan birçok kişide beyin belli dönemlerde daha hassas hale gelir; uykusuzluk, aç kalmak, yoğun stres, hormonal değişimler, parlak ışık, ağır koku, hava değişimi veya uzun süre ekran maruziyeti bu hassas eşiği aşabilir.

Bazı hastalar bunu yıllarca fark etmeden yaşar. Birinin tetikleyicisi cuma akşamı içilen bir kadeh şarap olabilir; bir diğerininki pazartesi sabahı ofisteki parlak ışık. Kimi hasta öğün atlayınca, kimi hasta adet döneminde, kimi hasta ise yoğun stres bittikten sonra migren atağı yaşadığını söyler.

Tetikleyicileri tanımak önemlidir; ama migren yalnızca tetikleyicilerden ibaret değildir. Kişi her şeye dikkat etse bile migren atağı geçirebilir. Bu nedenle hastaya “Stres yapma, geçer” demek çoğu zaman hem eksik hem de haksız bir yaklaşımdır.

Migren sadece ağrı değildir

Migren atağı bazen baş ağrısı başlamadan saatler önce kendini belli eder. Hasta aşırı esneme, halsizlik, konsantrasyon güçlüğü, boyun sertliği, ışığa veya sese hassasiyet, tatlı yeme isteği ya da huzursuzluk hissedebilir. Bu döneme prodrom denir.

Ağrı bittikten sonra da süreç hemen tamamlanmayabilir. Bazı hastalar ağrı geçse bile ertesi gün kendini yorgun, dalgın ve zihinsel olarak yavaşlamış hisseder. Buna da postdrom dönemi denir. Halk arasında “migren sonrası sersemlik” gibi tarif edilen bu durum, migrenin yalnızca ağrı anından ibaret olmadığını gösterir.

Yani migren bazen bir günlük baş ağrısı değil, birkaç güne yayılan bir beyin hassasiyeti sürecidir.

Ağrı kesici ne zaman sorun olur?

Migren hastalarının önemli bir kısmı yıllarca kendi kendine ağrı kesici kullanır. Başlangıçta bu ilaçlar işe yarayabilir. Ancak çok sık kullanıldığında ağrıyı azaltmak yerine zamanla baş ağrısını daha sık hale getirebilir.

Haftada üç gün ya da daha fazla ağrı kesici kullanma ihtiyacı doğuyorsa dikkatli olmak gerekir. Çünkü ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı gelişebilir. Bu durumda hasta “İlaç almadan duramıyorum ama ilaç da artık eskisi kadar etki etmiyor” demeye başlar.

Bu tablo tedavi edilebilir. Ancak önce fark edilmesi gerekir. Her baş ağrısında rastgele ilaç almak yerine, ağrının tipi ve sıklığı değerlendirilmelidir.

Migren tedavi edilebilir mi?

Evet. Migren tedavi edilebilir ve kontrol altına alınabilir.

Tedavide iki temel yaklaşım vardır: Atak tedavisi ve koruyucu tedavi.

Atak tedavisi, baş ağrısı başladığında atağı durdurmaya yöneliktir. Burada zamanlama önemlidir. Uygun ilaç, ağrı henüz hafifken alındığında çoğu zaman daha etkili olur. Ağrı çok şiddetlenip bulantı-kusma başladıktan sonra ilaçların etkisi azalabilir.

Koruyucu tedavi ise migren ataklarının sıklığını, şiddetini ve süresini azaltmayı hedefler. Ayda dört veya daha fazla migren atağı geçiren, atakları uzun süren, ağrı kesicilere rağmen rahatlamayan ya da yaşam kalitesi belirgin bozulan hastalarda koruyucu tedavi gündeme gelebilir.

Bu tedaviler kişiye göre planlanır. Her migren hastasına aynı ilaç verilmez. Hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları, tansiyonu, kilosu, uyku düzeni, gebelik durumu ve kullandığı diğer ilaçlar tedavi seçiminde önemlidir.

Bu belirtiler varsa beklemeyin

Migren sık görülen bir hastalıktır; ancak her baş ağrısı migren değildir. Aşağıdaki durumlarda baş ağrısı migren atağı gibi düşünülmemeli ve gecikmeden değerlendirme yapılmalıdır:

• Daha önce hiç yaşanmamış, aniden başlayan ve saniyeler içinde en şiddetli haline ulaşan baş ağrısı.

• Ateş, ense sertliği, bilinç bulanıklığı veya döküntüyle birlikte olan baş ağrısı.

• Baş ağrısına konuşma bozukluğu, kol-bacak güçsüzlüğü, yüz kayması, çift görme veya bilinç değişikliği eşlik etmesi.

• 50 yaşından sonra yeni başlayan ve daha önceki ağrılara benzemeyen baş ağrısı.

• Giderek artan, her geçen gün kötüleşen veya gece uykudan uyandıran baş ağrısı.

• Gebelik, lohusalık, kanser öyküsü, bağışıklık sistemi baskılanması veya kafa travması sonrası ortaya çıkan baş ağrısı.

Bu durumlarda “migrenim tuttu” diyerek beklemek doğru değildir. Acil değerlendirme gerekebilir.

Son söz

Migren, “biraz baş ağrısı” değildir. Beyni etkileyen, yaşam kalitesini düşüren, iş gücünü, sosyal hayatı ve günlük düzeni bozan gerçek bir nörolojik hastalıktır.

Yıllarca “sinüs”, “tansiyon”, “stresten” ya da “psikolojik” diye geçiştirilen baş ağrılarının arkasında migren olabilir. Doğru tanı, gereksiz tetkikleri azaltır; yanlış ilaç kullanımını önler ve hastanın hayatını belirgin şekilde rahatlatabilir.

Baş ağrınız size tanıdık gelen, yıllardır benzer şekilde seyreden bir migren atağı olabilir. Ama ağrınız değiştiyse, sıklaştıysa, şiddetlendiyse ya da yanında alışılmadık belirtiler getirdiyse bu bir mesajdır.

Beyin bazen ağrıyla konuşur. Önemli olan, ne zaman dinlemek gerektiğini bilmektir.

Uzm. Dr. Orkun Zorsu

Nöroloji Uzmanı

Not: Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Baş ağrısı, migren ve diğer nörolojik hastalıkların tanı ve tedavisi için hekim değerlendirmesi gerekir. Ani, şiddetli, alışılmadık veya nörolojik belirtilerin eşlik ettiği baş ağrılarında acil başvuru yapılmalıdır.

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ