TERÖRİST, HAİN DEMEK İÇİN? 
             Kesinleşmiş yargı kararı olmadan, hiç kimseye, terörist, hain denemez. 
Herkesin bildiği, uymak zorunda olduğu “Evrensel hukuk kuralıdır.” 
             Terörist, hain dedikleriniz, gerçekten öyle ise ve bunu biliyor ve inanarak söylüyor iseniz! Devlet nerede? Yargı nerede? Neden haklarında işlem yapmaz? 
Ve neden suç duyurusunda bulunulmaz, bulunmazsınız? 
              Koca bir yalan! 
                          DİN DE ZORLAMA YOK İKEN, SİYASETTE OLABİLİR Mİ? 
             “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” (Kafirun, 6)  
             “Dinde zorlama yoktur." (Bakara, 256)  
             “Dileyen iman eder dileyen inkar eder." (Kehf, 29)  
             Nasıl bir akıl, anlayış ve inançtır ki;  Allah'ın din de insanoğluna vermiş olduğu hürriyet,  toplumumuzda farklı siyasi düşüncelere verilmek istenmiyor., verilmiyor. 
             Farklı siyasi düşüncelere mobing, mahalle baskısı, her türlü hakaret, aşağılama, hainlik, terörist, emperyalist ajanlık isnadı ve dinden çıkarma uygulanıyor! 
             Siyasete iman ve siyasi müritlik mi? 
                         SİYASET YA DA ALDATME VE KANDIRMA SANATI 
             Siyaset; aldatma ve kandırma sanatı oldu! 
            Halkı, kim daha iyi aldatıp kandırabiliyorsa, o kazanıyor. 
             Öyle olunca da, her türlü yalan ve algı meşru görülüyor,  
              Yalan ve algının, bİni bir para oluyor. 
                                 HILFUL FUDUL ( Erdemliler Birliği) 
                Peygamberimizin de, peygamberlikten önce dahil olduğu, Peygamberliğinden sonra da onayladığı,  bir İNSAN HAKLARI-BARIŞ CEMİYETİ olan bu hareketin, 
Antlaşma yeminleri, hareket ilkeleri şunlardı: 
               1- Mekke’de, ister oranın halkından olsun isterse dışarıdan gelen insanlardan olsun, bir kişinin zulme uğradığını gördükleri zaman onunla birlikte olacaklardı. 
               2- Mazlumun hakkı zalimden alınıncaya kadar zalimin karşısında olacaklardı. Başka bir ifadeyle mazluma hakkı iade edilinceye kadar mazlumla bir tek el gibi -tekvücut- olacaklardı. 
               3- Deniz, bir tek tüyü ıslatıncaya kadar, Sebir ve Hira dağları yerlerinde kaldığı müddetçe ve maişette (mali durumda) tam bir eşitlik sağlanana dek bu maddeler geçerli olacaktı. 
                Günümüz Müslümanlarının, bırakınız yabancıları ( Mekke dışı, günümüzde ülke dışı ), aynı ülkede kendi kardeşine nasıl davrandığına bakalım? 
                 Sahi bizim örneğimiz, rol modelimiz, Hz. Peygamber mi, partimiz mi? 
                                  ŞAKA GİBİ…: “YATARAK ÇALIŞMAK” 
               Üretimi durmuş, ama işçilerine halâ maaş veren bir KİT'in genel müdüründen bir elemanın yerini değiştirmesi istenince, gelenlere merakla sorar: "Zaten hiç iş yok, kurumdaki herkes odalarında boş oturuyor. Adamınız bu yeri niye istiyor?" 
               Ricacının gerekçesi: "Geçmek istediği yerde, gündüz yatabileceği bir kanepe var.” Alıntı. 
 
                                       ANNE ve BABA
              
               Dünyaya gözünü açtığın ilk andan itibaren seni seven annendir, seni sevdiğini saklayıp belli etmeyen ise babandır. 
              Annen seni aleme sunar, Baban ise alemi sana sunar. 
               Annen sana hayat verir, Baban ise bu hayatı nasıl yaşarsın onu öğretir, yönlendirir, rehberlik yapar.  
               Annen seni karnında 9 ay taşır, Baban ise hayati boyunca taşır. 
               Annen seni doğururken ağlar ama sen duymazsın, Baban ise sen doğduktan sonra hep ağlar ama çoğunlukla onu şikayet edersin. 
               Sen hasta olduğunda annen ağlar, Baban ise sen hasta olduğun için hasta olur. 
            Annen aç olup olmadığını sorar Baban ise sana aç kalmamak için nasıl kazanacağını öğretir. 
               Annen seni kucağında taşır, Baban ise sırtında taşır ama sen göremezsin. 
               Anne rahmet kaynağı, Baba ise hikmet kaynağıdır. 
               Annen sorumluluğu senin yerine taşır. 
Baba ise sana sorumluluk nedir onu öğretir. 
              Annen seni düşmekten korur baban ise düştükten sonra nasıl kalkarsın onu öğretir. 
            Annen iki ayak üstünde nasıl yürürsün onu öğretir, Baban ise bu hayatta emin adımlarla nasıl yürürsün onu öğretir. 
         Annen sana güzellik ve mükemmelliği akseder. Baban ise sana gerçek hayatı ve ciddiliği akseder. 
            Anne sevgisini doğduğun andan itibaren anlarsın, Baba sevgisini ise baba olduktan sonra anlarsın. 
            Anne paha biçilmez bir mücevherdir, baba ise zamanın tekrar getiremeyeceği en güzel varlıktır. 
           "Rabbim! ikisine de merhamet buyur, beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi onlara merhamet eyle!" Alıntı 
                             DÖRT ÇEŞİT ORUÇ VARDIR 
                1-Şeriatın orucu vardır, ağzına yemek koymayacaksın. 
                2-Tarikatın orucu vardır, ağzından kötü söz çıkarmayacaksın. 
                3-Marifetin orucu vardır, o sözü kalbinden geçirmeyeceksin. 
                4-Hakikatin orucu vardır, kalbini Allah’tan başkasına kapatacaksın. Abdulkadir Geylani 
                Galiba biz ilk 1’i öteye geçemedik!