“İnkâr edenler de birbirlerinin yakın ve yardımcılarıdır. İlişkilerinizi böyle kurmazsanız yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozulma olur.” Enfal, 73

“Medine dönemi sosyal yapısında görüldüğü şekliyle velâyet ilişkisinin dine bağlı olarak yürümesi müslüman olmayan topluluklar için de geçerlidir; yani onlar da kendi dinlerine mensup olanlara öncelik verirler, birbirlerini korurlar, aralarında yardımlaşırlar. İnsan tabiatına ve sosyal realiteye uygun bulunan bu kural değiştirilir de, dini farklı olan kimselerle velâyet ilişkisi kurulursa, âyette bundan iki kötü sonuç doğacağı bildirilmektedir: Fitne birey ve toplumun dinî ve ahlâkî hayatının bozulması, kirlenmesi, değişmesi tehlikesidir. Fesat ise din birliğine dayalı dayanışma düzeninin değişmesi, dinleri farklı kimselerle –onlara, yukarıda açıklanan çerçevede velâyet yetkisi vererek– yardımlaşan grupların ortaya çıkması sonucu sosyal düzenin bozulması, asayişin sarsılması, hatta iç karışıklıkların çıkmasıdır.” Diyanet Tefsiri.

“Yeryüzü iyi kullarıma kalacaktır. İşte bunda, Allah’a kulluk eden topluluk için yeterli açıklama vardır.” Enbiya 105- 106

Müslümanlar için en değerli ve önemli zaman Peygamberimizin yaşadığı devirdir. O dönem zor olmakla beraber tek önder ve lider sebebiyle hedef birliği vardı. Sonrasında ise siyaseten tartışmalı dönemler yaşanmıştır. Buna rağmen bazen siyaseten bazen ilmen ve ahlaken önemli ve yükselişi ifade eden zamanlar yaşanmıştır. Hamdolsun. Son dönem olan Osmanlının tarih sahnesinden çekilmesiyle ortaya çıkan dönemde parçalanmalar olmuş ve halen de devam etmektedir. Ülkemizin ise kuruluş felsefesi ümmet ve cihat ruhundan uzaklaşarak yaşamını sürdürmektedir. Kemalizm ne batıya yar oldu ne ümmet şuurunu yar oldu. İki arada bir derede münafıkane bir yol izledi.

“Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimizde, öldüğünü, ancak asâsını kemiren ağaç kurdu göstermişti. Süleyman’ın cesedi yere yıkılınca ortaya çıktı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı o aşağılayıcı eziyete katlanıp durmazlardı.” Sebe, 14

Türkiye coğrafi olarak dünyanın başkenti olacak konumdadır. Zor bir yerde iskân ediyoruz. Zorluk komşularımızdan daha çok NATO üyesi ve ABD müttefiki olma sebebiyle Rusya’nın ateş çemberinin ve ABD’nin kurgusal alanının içindeyiz. Ülkemizde ve komşu devletlerde sayısını yetkililerinin bildiği yabancı üstlerin varlığı ve teknolojik tahakküm bölgeyi ve bizi daima tedirgin etmektedir.

“Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, zerrece haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir.” Enfal, 60

Her ülkede olduğu gibi bizde de gavura aşık halk ve siyasetçi bulmak mümkündür. Venezüella konusunda yazılıp çizilenler teori mi yoksa gerçek mi, hayal mi hangisi doğru tam bilinmezken doğru olan sadece 63 yaşındaki Nicolás Maduro ve eşinin büyük bir planla ülkesinden derdest edilip kaçırılmasıdır. Bedenen ABD askerlerinden iri olmasına rağmen, güvenlik bakımından spekülasyonlara açık derecede zaaf içinde olduğu gerçektir. Herkese göre farklı değerlendirmeye açık olan olay gerçek gücün liderde olsa şahısta değil sistem ve planlamada olduğu gerçektir. Aynı zafiyet Trump içinde kulağından vurulduğu zaman geçerliydi. İsteselerdi kulağına kar suyu kaçacağına beynini patlatabilirlerdi. 2. Seçimi kaybettiği zaman başkanlık sarayında yaşananlar hafızadadır. Bu durumdan dolayı Donald Trump’ın kulağı deliktir. “2020 de Trump Beyaz Saray önündeki Floyd protestoları sırasında gizli sığınağa alındığı iddia edildi” Haberine şahidiz.

Tarihte bazı devlet ve liderler en güçlü dönemlerinde yıkılmıştır. Firavun dahi gücünü sınarken helak olmuştur. Bedirde Ebu Cehil can vermiştir. Trump İslam ve Müslüman düşmanıdır. Biz müslüman olarak nasıl ki Rum suresinden öğrendiğimize göre çevremizde olup bitenlere dikkat kesilmemizi anlıyoruz.

HABER AHLAKI

“Kendilerine güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu yayıyorlar. Hâlbuki onu Resûlullah’a ve aralarından yetki sahibi kimselere götürselerdi, içlerinden haberin mana ve maksadını çıkarabilenler şüphesiz onu anlarlardı. Size Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.” Nisa, 83

“Tefsircilerin de işaret ettikleri üzere haberlerin tahkik edilmeden ve sonuçları hesaplanmadan hemen halka yayılmasının zararlı olması yalnızca savaş haline ve savaşla ilgili olana mahsus değildir. Her çeşit haberin topluluğa yayılmadan önce hem doğruluğunun araştırılması hem de yayıldığı takdirde toplulukta hâsıl edeceği sonuçların hesaplanması gerekmektedir. Âyet, günümüzde tartışılan “medyanın duyarlık ve sorumluluğu” meselesi bakımından da ilgi çekici ve yol göstericidir.” Diyanet Tefsiri

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ