Sırbistan Devlet Başkanı Irkçı Slobodan Miloşeviç’in mimarı olduğu Bosna Savaşı’na (1992-1996) şahit olduk. Hemen ardından 1997-1999 arasında Kosova’da savaş yaşandı. Ülkemize sığınan mazlumların acılarına şahitlik etmiştik. Her iki savaşta katledilen Boşnak ve Arnavutların ortak kaderi “İslam” milletinden olmalarıydı.

Balkan coğrafyasında hayalet gibi gezen ölümler; farklı insanlarda zuhur etse de hakikatte Müslümanlar üzerinde tazelendi. Savaşlarda ölen erkekler, kadınlar, çocuklar istatistik kayıtlardan düşüldü. Şehitlerin ardından ağlayan akrabaları acı hatıralarıyla yaşamaya devam ettiler. Aynı acıların daha şiddetlisi şimdi Gazze’de yaşanıyor. Allah, bu ümmetin makûs talihinden izzetli bir çıkış yolu lutf eylesin. Ateş düştüğü yeri yakar demişler. Muhacir sıfatının insan ruhu üzerindeki kalıcı tesirini kelimelerle anlatmak zordur. Yaşayan ve şahit olan bilir.

Yukarıdaki paragrafı yazma sebebim unutkan olmamız. Tabiat boşluk kabul etmiyor, cephede kazandıklarımızı masada kaybetmeye devam ediyoruz. Ne zamana kadar?

Balkanlarda siyasi gelişmeleri takip edenler bilir. Ülkemizdeki göçmenlerin Kosova’dan vatandaşlık talebinde belirsizlik yıllardır giderilemedi. Şu ana kadar ülkemizden yapılan binlerce başvurudan çok azı müstesna çoğu reddedildi. Makedonya’ya yapılan başvurular ise geçen yıl donduruldu.

Arnavutlar, 1981 yılındaki olaylardan sonra Avrupa ülkelerine siyasi sığınmacı olarak iltica etmeye başladı. 2008 yılında Sırbistan işgalinden kurtulan Kosova Cumhuriyeti kurulduktan sonra yaşam standartları cazibesiyle Avrupa’da ciddi sayıda Arnavut diasporası oluşmaya başladı. Tabii ki bu bilinçli tercihin bir bedeli olacaktı. Dini ve kültürel asimilasyon…

Dünyada sayısal olarak en kalabalık Arnavut Diaspora, Türkiye’dedir. Arnavutluk ve Kosova’nın toplam nüfusundan daha fazla sayıda Arnavut, hâlen Türkiye’de yaşamaktadır. Osmanlı bakiyesi sayılan bu sosyolojik gerçek, ülkemizin Balkan siyasetinde değerlendirilmesi gereken yumuşak (soft power) gücüdür.

Kosova ve Makedonya Arnavutlarıyla birlikte, Makedonya göçmeni Türk asıllı vatandaşların akrabalık bağı üzerinden anayasal hakkı olan vatandaşlık talepleri uzun yıllar boyunca görmezden gelinmeye devam etti. Belki de Avrupa ve ABD’nin görünmez baskısı buna sebeptir.

Diğer yandan Kosova’da siyasi istikrarsızlık devam ediyor. Son yılda birkaç seçim gören Kosova Meclisi, Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani’nin görev süresinin dolması üzerine ortak aday üzerinde anlaşamadı. Cumhurbaşkanı seçilemeyince 45 günlük süre sonunda, 07 Haziran 2026’da Kosova’da yeniden genel seçim yapılacak.

Lëvizja Vetëvendosje Partisi lideri Başbakan Albin Kurti iktidarı tarafından genel seçimler öncesinde sürpriz bir açılım geldi. 23 Nisan 2026 tarihinde Kosova Meclisi tarafından değiştirilen “yeni vatandaşlık yasası” geçen hafta yürürlüğe girdi. İçişleri Bakanı Xhelal Sveçla, Kosova Cumhuriyeti’nin yeni vatandaşlık yasasının Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe girdiğini açıkladı.

Yeni yasa kapsamında çeşitli nedenlerle Kosova vatandaşlığından çıkmak zorunda kalan kişiler için yeniden vatandaşlık kazanma süreci önemli ölçüde kolaylaştı. Değerlendirme süresi altı aydan 30 güne indirildi ama Türkiye’deki Arnavutlar açısından belirsizlik halen sürüyor. Daha önceki başvurularda dokuz belge talep edilirken artık yalnızca başvuru formu ve kişinin yaşadığı ülkedeki apostilli adli sicil kaydı yeterli olacak.

Kosova vatandaşlık başvuruları e-Kosova platformu, https://ekosova.rks-gov.net/Service/12 linki üzerinden de yapılabilecek.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Donika Gërvalla-Schwarz, Kosova Yeni Vatandaşlık Yasası hakkında, “Arnavut Diasporası ailelerin geri dönüş hikâyeleri ve diğer zorluklara rağmen Kosova ile asla kopmayan bağları var. Gurbetçimiz uzakta değil, çünkü her zaman kalbimizde. Sizler her gün, sonsuza dek bizim bir parçamızsınız diyor.

Donika Gërvalla, dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış olan Arnavutlar için genel bir çağrı yapıyor. Ne yazık ki Kosova’yı içinden bilen biri olarak bu çağrının samimiyetine inanmakta güçlük çekiyorum.

Türkiye’de yaşayan Arnavutların yoğun vatandaşlık talepleri sonuçlanırsa Kosova’nın demografik ve siyasi yapısı üzerine “ay-yıldız” gölgesinin düşmesinden korkuyor Avrupa.