Konuşturan: Şair Kadir Korkut, Anlatan: Yazar Fahri Tuna

Bursa, birkaç cümle ile nedir senin için Fahri Abi? Aklına neler gelir Bursa denilince? Osmanlı demektir, öncelikle Bursa. Haza Osmanlı. Kuruluş aklıma gelir sonra. İlk Osmanlı şehri de diyebiliriz. Osman Gazi, Orhan Gazi, Murat Hüdavendigar, yani Osmanlı’nın ilk üç padişahı gelir. Uludağ gelir. Huzur gelir. Süleyman Çelebi gelir. Karagöz - Hacivat gelir. Ulucami gelir. Muhacirler gelir. Sevdiğim abilerim, dostlarım gelir. İskender gelir bir de. Kestane şekeri gelir.

Bursa’yı kısaca tanımak istesek? Uludağ’ın eteklerinde 3 milyon 250 bin kişinin yaşadığı Bursa, nüfus bakımından Türkiye’nin 4. büyük ilidir. Üçü merkez (Osman Gazi, Yıldırım ve Nilüfer) olmak üzere on yedi ilçeden meydana gelmektedir. Dört ilçesinin (Gemlik, Mudanya, Yıldırım ve Karacabey) Marmara Deniziyle kıyısı vardır. Çok önemli bir sanayi şehridir aynı zamanda. Sınai üretim ve ihracatta ülkemizin 4. büyük şehridir. Öte yanda Süper Lig’de, Anadolu’dan, Trabzonspor’dan sonra şampiyon olmayı başaran ikinci şehirdir. Tarih, sanayi, turizm, spor. Dört alanda da oldukça gelişmiş, zengin bir şehirdir.

Bursa’nın bizim için önemi nedir? Her şeyden önce Bursa, Söğüt’ten neşet eden ecdadımızın yani Osmanlı’nın kurduğu ilk şehir ilk başkenttir. Cami cami, medrese medrese, tekke tekke, türbe türbe; bir mücevher titizliğiyle işlenmiş bir şehirdir. 624 yıllık varlığıyla, insanlık tarihinin en büyük medeniyet ve devletlerinden biri olan Osmanlı’nın ilk üç padişahı da Bursa’da medfundur. Meşhur Somuncubaba, mevlitin yazarı Süleyman Çelebi de Bursalıdır. Osmanlı’nın son elli yılındaki bozgunda Kafkas ve Balkan muhacirleri için adeta bir sığınaktır, huzur limanıdır Bursa. Böylece Osmanlı’nın hem ilk başkenti hem de altı asır sonra sosyal açıdan son başkenti olmuştur. İstiklâl Harbi’nin ünlü Galip Hocası, 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Bursa Gemlik Umurbeylidir. Bursa Türk müziğine Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Bülent Ersoy, Yıldırım Gürses, Adnan Şenses, İlhan İrem, Fatih ve Sinan Erkoç kardeşler, Şebnem Ferah gibi çok sayıda iz bırakan değerli ses sanatçıları, Halil Ergün, Nur Sürer, Erkan Can, Olgun Şimşek, Ata Demirer gibi sinema oyuncusu ve komedyenler armağan etmiştir. Nezihe Meriç, Cemil Kavukçu, Pınar Kür, Mehmet Şeker gibi güçlü ve tanınmış yazarlar, İbrahim Balaban gibi ressamlar da yetişmiştir Bursa’dan.

Bursa senin dünyana nasıl girdi abi? İlk tanıdığın Bursalı kimdir? 1976 senesinde MTTB Sakarya Şubesine intisap ettiğim zaman, MTTB Camiasının doğal başkanı, Bursa Ulucamii İmamının oğlu olan ve çok sevdiğimiz Yusuf Aydın abimizdi. Yine yan sınıfta bizim gibi yatılı Server Aydınlı da Bursalıydı. 1978’de ben İTÜ SMF’yebaşladığımda liseden sıra arkadaşım Şair Mustafa Emircan da Bursa’da üniversite okumaya başlamıştı. Üç dostum sayesinde Bursa dünyama on altı yaşlarımda girmiş oldu.

Senin Bursa’ya ilk gidişin-görüşün ne zaman ve nasıl oldu? Bugüne değin kaç kere gittin? En son gidişin ne zaman? 1988 kışında eşim ve bazı yakınlarımla Bursa ve Uludağ’a yönelik bir kültür gezisine katılmıştık. İlk görüşün o vesileyleydi. Sonraki yıllarda birçok kültür gezisi düzenledim Bursa’ya. Muradiye’de ikindi namazına bayılırım. Başka vesilelerle de gittim Bursa’ya. Çok ama çok severim. Muradiye’de tarihin koynunda kaybolur, kendimden geçerim. Hiç unutmam, 1998 yazında ailece Erdek’e tatile giderken, ben Muradiye Haziresinde Şehzade Mustafa’nın türbesi başında heyecanla eşim oğlum ve kızıma tarihî olayları anlatırken, oğlumla eşim fısıldaştılar. Ben, ‘bana da söyleyin’ diye ısrar edince konuşmalarını açık ettiler, oğlum eşime demiş ki, ‘babam onuncuya getirdi bizi buraya, sanki ilk gelmiş gibi aynı heyecanla anlatıyor yine.’ Gülüştük. Bursa’ya en son Büyük Salgın sürecinde, 2020 yılında, Yazar Şifanur Özçelik kardeşim tarafından ‘Neşet Ertaş Türküleri’ temalı bir edebiyat söyleşisine ve imza gününe davet edilmiş, katılmıştım. Çok güzel bir gündü.

Bursa senin için kimler demek Fahri Abi? Öncelikle makine mühendisi, iş insanı, MTTB’den çok sevdiğim ağabeyim Yusuf Aydın demek. Lisede yan sınıftan devre arkadaşım Server Aydınlı demek. Üniversiteden Şinasi Arabacı ağabeyim demek. Can dostum şair-yazar Mehmet Şeker demek. Şair dostlarım İhsan Deniz, Mustafa Muharrem, Yunus Emre Altuntaş demek. TYB Bursa Şubesi Başkanı Mustafa Baki Efe demek. Mimar Goncagül Meriç, yazar Şifanur Özçelik kardeşim demek. Son olarak da Kafiye Galveyeğenim demek.

İlk olarak Yusuf Aydın desem? Lise ve üniversite öğrenciliğimizde Milli Türk Talebe Birliği Sakarya Şubesi’nde çok değerli ağabeylerimiz vardı. Karizmatik, mert, yiğit, okuyan, düşünen, bize sahip çıkan ağabeyler, Özellikle de İhvan Kitabevi’nde. Bursalı Yusuf AydınAğabeyimiz de bu büyüklerimizin ilk sırasında geliyordu. Orta boylu, karayağız, siyah sakallı, zeki, az ama güzel ve etkili konuşan, Necip Fazıl sevgisi ve bilgisi üst düzeyde bir ağabeyimizdi. Daima takım elbiseli, kravatlıydı. Güzel giyiniyordu. Cömertti. Müşfikti. Teşkilatçıydı. İletişimi çok iyiydi. Dört yıllık mühendislik öğrenciliğini, on yıla çıkartmıştı bilerek. Mezuniyet sonrasında Bursa’da proje ve taahhüt işleriyle uğraştı, Müsiad Bursa Şubesini örgütledi. Önemli bir iş adamı olmuştu. Ak Parti Ankara’da onun ofisinde kuruldu, derler. Zaman zaman telefonda görüşür konuşurduk. Çok çok sevdiğim bir büyüğümdü Yusuf Abi. Maalesef çok genç yaşta bir trafik kazasında kaybettik onu. Nasip oldu, hayatını kitaplaştırdım.

Server Aydınlı? Adapazarı İmam Hatip Lisesi’nde parasız yatılıydık ikimiz de. Yan sınıfta, devre arkadaşımızdı. Son sınıfta ortaklaşa mütalaa / etüt abiliği yaptık, aynı mütalaa sınıfında. Ortadan uzunca boylu, kalıplı, yiğit, cesur, gözü kara, samimi bir dava adamıydı Bursalı Server. MTTB’liydi benim gibi. Teşkilatçıydı. Son sınıfta okulumuzun öğrenci başkanıydı. Severdik. Uzun yıllardır Avrupa’da imamlık yaptığını duyuyoruz. Selâmlar gönderiyoruz gurbet ele.

Şinasi Arabacı ağabeyini sormak istiyorum? Bugünkü adıyla Sakarya Mühendislik Fakültesi’ne hâkim olan MTTB orijinli ekibin öncülerinden birisi de Bursalı Şinasi Arabacı ağabeyimizdi. Şinasi Arabacı Abi, 1.90 boyu, karayağız teni, belirgin siyah bıyıkları, endamlı ve edalı yürüyüşü ile Altaylardan Gelen Yiğit filminin başrol oyuncusu bir aktör gibiydi. Sanki tarihi bir filmin çekimlerinden gelmiş gibiydi okulumuzda. Sakarya Hareketi grubunun Ulubatlı Hasan’ydı adeta. Öyle çok seviyor ve güveniyorduk ona. Mezuniyet sonrası memleketi Bursa’da mühendislik, yöneticilik, genel müdürlükler yaptı. Zaman zaman görüşüyoruz. Aynı samimiyet ve ağabeyliğiyle devam ediyor Şinasi Ağabey.

Çok yakın dost olduğunuzu bildiğimiz Şair - Deneme yazarı Mehmet Şeker, ne ifade ediyor senin için Fahri abi? Doğrudur, Mehmet benim hayattaki en yakın beş arkadaşımdan birisidir, belki de birincisidir. Son yirmi beş yılda belki de yüz kez bir araya geldiğimiz, ailece veya ikili birçok seyahate gittiğimiz, birçok projede birlikte görev aldığımız bir kardeşimdir. Kara gün dostudur. Vefalıdır. Sessiz sedasız ama güvenilirdir. Otuz küsur senedir Yeni Şafak Gazetesinde köşe yazarlığı yapan, aynı zamanda şiir ve hikâye kitapları da bulunan ödüllü bir yazarımızdır Mehmet. Türkçeyi ironik, zengin ve en güzel kullanan çok az sayıdaki yazarımızdan birisidir. Bursa Gemlik Umurbeylidir. Bir süredir Silivri’de yaşayan Mehmet Şeker, köyüne ve annesine de çok bağlıdır. Tarihin bir cilvesi, köylüleri Celal Bayar vefat edince, yapılacak anıt için Mehmetlerin evini istimlak edip binayı / anıt mezarı maalesef onların yerine inşa etmişler. Eşi Ülkü, Mehmet, eşim Gülseren, Hikâyeci Mukadder Gemici, daha iki hafta önce üç günlük bir Ankara Seyahati gerçekleştirdik, yine huzur bulduk. Cenabı Hak, Mehmet Şeker gibilerin sayısını artırsın. Herkese onun gibi dostlar, kardeşler nasip etsin.

Bursalı üç şairi birden sormak istiyorum: İhsan Deniz, Mustafa Muharrem, Yunus Emre Altuntaş? Birbirinden değerli üç şair. İhsancığımla kuşaktaşız. Çok severim. Şirini de kendisini de. Bütün şiir kitapları var bende. Hepsini de okudum. Beslendim. Güzel naif zarif sakin kontrollü insandır. Mustafa ile Yunus Emre, bizden sonraki kuşak. İkisini de severim. Mustafa bir süredir Ankara’da bürokrat. Başarılı bir şair ve bürokrat. Yunus Emre de şiirleri kadar denemeleri ve organizasyonları ile fark ediliyor. Yolları açık olsun.

Tyb Bursa Şubesi Başkanı M. Baki Efe desem? Doktoralı imam. Bursa Emir Sultan Camii İmam Hatibi aynı zamanda. İyi şair, iyi organizatör, iyi insan, Baki kardeşim. Kıraati, duruşu, edası, sahiplenişi ile örnek bir şube başkanı. Hisli bir güzel adamdır. Edebiyat ve akademiyayı birleştiren güzel işler yapıyor. Ekip ruhuyla. Uzaktan da olsa, muhabbet ve duayla takip ediyoruz onu.

Bursa’da bir mimarı, Goncagül Meriç’i sormak istiyorum abi? Edirne günlerimin armağanıdır bana Goncagül kardeşim. Edirne’de vali kültür sanat danışmanı olduğum (2012-14) günlerde Kaleiçi’nde Mihran Hanım Konağı’nda yetkiliydi. Zaman zaman o harika mekânda bize edebiyat faaliyeti yapma imkânı tanımıştı. O günlerden beri kardeşimdir Goncagül. Sonra Bursalı oldu. On yıldır Bursa’da. Evlendi çoluk çocuğa karıştı. Hem altın kalpli bir kardeş hem de restorasyon - kültürel/sanatsal yenileme-yaşatma alanlarında çok faydalı işler çıkaran, çok çalışkan ve örnek bir kişidir. Selâm olsun Goncagül kızımıza.

Yazar Şifanur Özçelik Bursa için ne ifade ediyor? Bursa’daki Angaralı. Atom karınca. Bayan tebessüm. Bayan enerji. Bayan organizasyon. Bayan yazar. (Bayan demek de yasaklanmış son yıllarda, affedin, eski alışkanlık deyin.) Kankisi ve yakın destekçisi Sabahat Sürer ile beraber, Bursa’dane güzel işlere imza atıyor Şifanur kardeşim. Yazar getirdi getirdi getirdi Bursa’ya, sonra da kendisi yazdı, yazdı, yazdı; artık onu götürüyorlar başka şehirlere. Enerjin, kalemin, kitapların daim olsun kardeşim. Her şehre lâzım kız.

Sürpriz, Batman ve Kafiye; bu üç kavramı sormak istiyorum. 2021 kışı, Büyük Salgın günleri. Batman Kitap Fuarı’ndan dönüyoruz. Havaalanındayız. Uçağımız altı buçuk saat rötar yaptı. Elimde bilgisayar yazıp çiziyor, oflayıp pufluyordum. Fizik olarak kızım Ayşenur’a da çok benzeyen, melaike gibi bir evlat dikkatimi çekti. Tanıştık: Adım Kafiye Galve dedi. Bursalı bir sınıf öğretmeniymiş. Bir İmamın kızıymış. Edep, haya, saygı, güler yüz, mesleğe adanmışlık, her birine 100,100, 100, 100, 100 puan. Kardeşim oldu Kafiye o gün bugün. Evlendi, çoluk çocuğa karıştı. Şimdi Balıkesir’de öğretmen. Ülkemin geleceğine dair beni umutlu kılan gençlerden Kafiye yeğenim. Ve Batman Kitap Fuarı’nın bana armağanı, sürprizi. Selâm olsun Balıkesir’deki Bursalı öğretmen kızıma.

Son olarak Bursa denilince aklımızda nasıl bir cümle kalmalı? Bursa’yı beş kelime ile nasıl hatırlamalıyız? İlmek ilmek dokunmuş Türk şehri. Tarih. Tasavvuf. Sanayi. Ve lezzet. Bir cümleyle, Osmanlı’nın ilk ve son başkenti, diye tanımlayabiliriz.

Kaynak: yeni sakarya gazetesi