Son yıllarda şehir hayatının karmaşası, yüksek kira bedelleri ve betonlaşmanın artması insanları yeniden köylere yönlendirmeye başladı. Özellikle pandemi sonrası dönemde birçok kişi “şehirden kaçış” fikrini sadece hayal olarak bırakmadı; gerçekten köyde bir yaşam kurmanın yollarını aramaya başladı. Bugün geldiğimiz noktada ise en çok sorulan sorulardan biri şu: “Köyde ev yapmak artık daha mı kolay?”
Açık konuşmak gerekirse; geçmişe göre süreçler daha net hale geldi. Ancak hâlâ birçok vatandaş köyde arsası olmasına rağmen hangi şartlarda ev yapabileceğini tam olarak bilmiyor. Bu da hem zaman kaybına hem de ciddi maddi zararlara yol açabiliyor.
Öncelikle şunu bilmek gerekiyor: Köy yerleşik alanı içinde bulunan bir arsa ile tarla vasfındaki bir arazi aynı şey değil. İnsanların en büyük yanılgısı burada başlıyor. “Dededen kalan araziye hemen ev yaparım” düşüncesi maalesef her zaman mümkün olmuyor. Çünkü imar durumu, yapı kayıtları, yol cephesi, altyapı durumu ve belediye ya da il özel idaresinin kriterleri sürecin temel belirleyicileri arasında yer alıyor.
Özellikle büyükşehir yasası sonrası birçok köy mahalle statüsüne geçtiği için artık eski dönemlerdeki kadar “rahat” yapılaşma mümkün değil. Ruhsatsız yapılan yapıların ileride ciddi cezalar doğurduğunu da unutmamak gerekiyor. Vatandaşın burada en çok dikkat etmesi gereken konu; “kulaktan dolma bilgilerle” hareket etmemesi.
Son dönemde ise kırsal yaşamı teşvik eden bazı düzenlemeler ve yapı süreçlerindeki sadeleşme beklentileri yeniden umut oluşturdu. İnsanlar artık sadece yatırım için değil, gerçekten yaşamak için köylerde ev yapmak istiyor. Özellikle Sakarya gibi doğayla iç içe şehirlerde bu talep çok daha hızlı artıyor. Sapanca, Akyazı, Taraklı ve Karasu hattında ciddi bir kırsal yaşam ilgisi oluşmuş durumda.
Fakat burada başka bir tehlike daha var: fırsatçılık.
Köy arazileri üzerinden yapılan yanlış yönlendirmeler, “buraya kesin villa yapılır” denilerek satılan imarsız tarlalar ve gerçeği yansıtmayan ilanlar vatandaşın mağdur olmasına neden oluyor. Maalesef birçok kişi hayat birikimini sadece bir emlak ilanındaki vaatlere güvenerek harcıyor. Sonrasında ise karşısına “buraya ruhsat çıkmaz” gerçeği çıkıyor.
Bu nedenle vatandaşın mutlaka resmi kurumlara danışarak hareket etmesi gerekiyor. Tapu kaydı, imar durumu, aplikasyon, yol ve altyapı kontrolleri yapılmadan hiçbir araziye yatırım yapılmamalı.
Hangi yapı türü olursa olsun, 2026 güncel düzenlemelerine göre şu şartlar aranmaktadır:
Yol Cephesi Zorunluluğu: Arazinin en az bir parselinin yola cephesi bulunmalıdır. Yola cephesi olmayan parsellere (geçit hakkı alınsa dahi) çoğu durumda konut izni verilmemektedir.
Minimum Parsel Büyüklüğü: Köy yerleşik alanı dışındaki tarım arazilerinde ev yapabilmek için arazinin genellikle en az 5.000 metrekareolması şartı aranır.
Yapılaşma Oranı: Arazinin büyüklüğü ne olursa olsun, inşaat alanı genellikle toplam alanın %5’ini ve toplamda 250 metrekareyi geçemez.
Yapı Türüne Göre İzin Süreçleri
Geleneksel Betonarme veya Kagir Evler
Bu yapılar için tam ruhsat süreci işler. İl Özel İdaresi’ne başvurularak; imar durum belgesi, aplikasyon krokisi ve mimari-statik projelerin onaylatılması gerekir. Yapı denetim süreçleri bu konutlarda titizlikle uygulanır.
Prefabrik ve Çelik Konstrüksiyon Yapılar
Halk arasında “ruhsat gerektirmez” gibi yanlış bir algı olsa da, prefabrik evler de İmar Kanunu’na göre konut statüsündedir. Betonarme bir ev için hangi izinler gerekiyorsa, prefabrik evler için de aynı süreçler (belediye veya valilik onayı) geçerlidir.
Tiny House (Tekerlekli Mobil Evler)
Eğer yapınız tekerlekli ve plakalı bir “karavan” statüsündeyse imar izni gerekmez. Ancak;
Elektrik, su ve kanalizasyon bağlantısı yapıldığında,
Sabit bir temel üzerine oturtulduğunda,
Etrafına kalıcı veranda veya eklenti yapıldığında, bu yapılar da “konut” sayılır ve ruhsatsız oldukları gerekçesiyle cezai işlemle karşılaşabilir.
Gerekli Belgeler Listesi
İnşaata başlamadan önce dosyanızda şu belgelerin bulunması şarttır:
Tapu Kaydı (Güncel tarihli)
Koordinatlı Aplikasyon Krokisi (LİHKAB bürolarından alınır)
İmar Durum Belgesi (İl Özel İdaresi’nden)
Mimari, Statik, Elektrik ve Tesisat Projeleri
Fen İşleri Onayı
Benim düşüncem şu: Türkiye’de kırsal yaşam yeniden değer kazanacak. İnsanlar artık sadece büyük şehirlerde sıkışıp kalmak istemiyor. Daha sakin, daha doğal ve daha ulaşılabilir bir yaşam arıyor. Devletin de bu süreci desteklemesi gerekiyor. Çünkü kontrollü ve planlı kırsal yapılaşma hem ekonomiye hem de sosyal yaşama ciddi katkı sağlar.
Ancak unutulmaması gereken en önemli konu şu:
Köyde ev yapmak bir “hayal” olabilir ama bu hayalin sağlam zemine oturması gerekiyor. Aksi halde huzurlu bir yaşam hayali, yıllarca sürecek hukuki ve maddi sorunlara dönüşebilir.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ