Türkiye’de son birkaç yıldır en çok tartışılan konuların başında kira artışları geliyor. Özellikle büyükşehirlerde yaşanan sert yükselişler, hem kiracıları hem de ev sahiplerini ekonomik açıdan zorlayan bir sürecin kapısını aralamıştı. Ancak son açıklanan veriler, yıllık kira artış oranlarında dikkat çekici bir yavaşlamaya işaret ediyor. Peki bu gerçekten bir rahatlama mı, yoksa geçici bir duraklama mı?

Son dönemde kira artış oranlarının neredeyse yarı yarıya düşmesi, ilk bakışta olumlu bir gelişme gibi görünüyor. Özellikle yüksek enflasyon ortamında kiracıların üzerindeki baskının bir miktar hafiflemesi, sosyal denge açısından önemli. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken kritik bir detay var: Artış hızının düşmesi, kira seviyelerinin düştüğü anlamına gelmiyor. Yani kiralar hâlâ yüksek, sadece artış temposu yavaşlıyor.

Bu noktada piyasayı doğru okumak gerekiyor. Uzun süre uygulanan yüzde 25 kira artış sınırı, piyasada doğal dengeleri bozmuş ve ev sahipleri ile kiracılar arasında ciddi anlaşmazlıklara neden olmuştu. Bugün gelinen noktada, bu tür müdahalelerin etkilerinin yavaş yavaş sistemden çıkmaya başladığını görüyoruz. Ancak bu geçiş süreci sancısız olmayacak.

Özellikle İstanbul gibi arz-talep dengesinin kırılgan olduğu şehirlerde, kira fiyatlarının belirlenmesinde psikolojik faktörler de büyük rol oynuyor. Ev sahipleri geçmişte yaşadıkları kayıpları telafi etme eğilimindeyken, kiracılar ise artık daha temkinli ve seçici davranıyor. Bu durum piyasada bir “bekle-gör” dönemini beraberinde getiriyor.

Diğer yandan, Anadolu şehirlerinde daha dengeli bir tablo dikkat çekiyor. Örneğin Sakarya gibi gelişmekte olan şehirler, hem yatırımcı hem de kiracı açısından alternatif bir merkez haline gelmeye başladı. Daha ulaşılabilir fiyatlar ve artan yaşam kalitesi, bu şehirleri ön plana çıkarıyor.

Önümüzdeki dönemde kira piyasasını belirleyecek en önemli faktörler; enflasyonun seyri, faiz oranları ve konut arzı olacak. Eğer yeni konut üretimi artmazsa, bugün yaşanan yavaşlama kısa süreli bir nefes olmaktan öteye geçemeyebilir. Aksi halde, dengeli bir piyasa yapısına doğru ilerlenmesi mümkün.

Sonuç olarak, kira artışlarında yaşanan bu düşüşü bir “rahatlama” olarak görmek için henüz erken. Daha çok, piyasanın kendi dengesini bulmaya çalıştığı bir geçiş dönemindeyiz. Bu süreçte hem yatırımcıların hem de kiracıların daha rasyonel hareket etmesi, uzun vadede herkesin lehine olacaktır.

Samet Hızalan

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ