Yazar / İlişki ve Evlilik Danışmanı

Gamze KARADAĞ

Bipolar bir bireyle aşk yaşamak…

Bazı ilişkiler vardır başladığı anda insana ‘nihayet’ dedirtir. Her şey hızlı gelişir, yoğun yaşanır, duygular neredeyse taşar. Karşınızdaki insan sizi hayatının merkezine koyar, büyük cümleler kurar, geleceği bugünden inşa etmek ister. Siz de doğal olarak bunu aşk sanırsınız. Hatta belki de hayatınızda ilk kez bu kadar yoğun sevildiğinizi düşünürsünüz.

Oysa bazı ilişkilerde yaşanan bu yoğunluk, sandığımız gibi iki insan arasındaki derin bir bağdan değil, bir ruh halinin yarattığı geçici bir yükselişten besleniyor olabilir.

Bipolar bir bireyin aşkı yaşama biçimi, tam da bu noktada klasik ilişki dinamiklerinden ayrılır.

Özellikle mani döneminde kişi, duygularını son derece yoğun, hızlı ve kontrolsüz biçimde deneyimler. Bu yalnızca hayata karşı değil, ilişkiye karşı da böyledir. Sevgi gösterisi artar, ilgi belirgin şekilde yükselir, partner adeta idealize edilir. Kurulan cümleler abartılı değildir; aksine, o an için tamamen gerçektir. Ancak asıl mesele, bu gerçekliğin süreklilik taşımamasıdır.

Çünkü aynı kişi, bir süre sonra bambaşka bir duygusal noktaya geçebilir. Depresif dönemde içe kapanma, mesafe koyma, iletişimi azaltma hatta zaman zaman tamamen geri çekilme görülebilir.

Bu değişim çoğu zaman karşı taraf için anlaşılması güç bir kırılma yaratır. Dün sizi hayatının merkezine koyan birinin bugün size yabancılaşması, ister istemez kişisel bir reddedilme hissi doğurur. Oysa burada yaşanan şey çoğunlukla bir duygusal geri çekilmedir, bir vazgeçiş değil.

Ancak bu gerçeği bilmek, hissedilenlerin ağırlığını hafifletmez. Çünkü insan zihni tutarlılık arar. Sevginin bir gün yoğun, ertesi gün mesafeli yaşanması, ilişkide güven duygusunu zedeler ve kişiyi sürekli bir anlam arayışına iter.

Bu tür ilişkilerin en zorlayıcı taraflarından biri de tam olarak burada başlar. Kişi, zamanla partnerine değil, onun yaşattığı duygusal dalgalanmaya bağlanabilir.

Mani döneminde hissedilen o yoğun ilgi, o ‘özel ve vazgeçilmez olma’ duygusu, bir referans noktası haline gelir. İlişki ilerledikçe amaç, sağlıklı bir bağ kurmak olmaktan çıkar; o yüksek duygunun yeniden yaşanmasını beklemeye dönüşür. Ancak beklenen şey bir kişilik özelliği değil, geçici bir ruh halidir.

Bu nedenle bipolar bir bireyle sürdürülen ilişkiler, romantik bir anlatının ötesinde, ciddi bir farkındalık ve denge gerektirir.

Bu tür bir ilişkinin sağlıklı ilerleyebilmesi için kişinin tanı almış olması, tedavi sürecini sürdürmesi ve kendi duygusal döngülerinin farkında olması büyük önem taşır.

Aynı şekilde partnerin de yaşanan değişimleri kişisel algılamayacak bir bilinç düzeyine sahip olması gerekir. Aksi halde ilişki, iki taraf için de yıpratıcı bir hale gelebilir.

Sonuç olarak, bipolar birinin aşkı zaman zaman büyüleyici, zaman zaman ise oldukça zorlayıcı olabilir. Bu ilişkilerde asıl mesele, yaşanan duygunun gerçek olup olmadığı değil; o duygunun ne kadar sürdürülebilir olduğudur.

Eğer bir ilişkide kendinizi sürekli ‘gerçek olan hangisi’ sorusunu sorarken buluyorsanız, belki de sorgulamanız gereken şey karşınızdaki kişinin sevgisi değil, içinde bulunduğunuz duygusal döngüdür.

Sevgilerimle…

Mail: [email protected]

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ