Tasavvufta bir öğreti vardır; eğer tenkit üzere olursanız, nefis buna çok sevinir. Çünkü serbest kalır ve size her şeyi yaptırır. Tenkit ettiğiniz hâllerden daha beter hâllere düşürür. Sizi, tenkit ettiğiniz, eleştirdiğiniz hatta şeytanlaştırdığınız şeye dönüştürür. Sokrates de “Canavarlarla mücadelenin ilk şartı, canavarlaşmamaktır.” der. Bu nedenledir ki arif olan, bu tedrisatı bilir ve uygular.
Günümüzde siyaset, sivil toplum örgütleri, iş dünyası, mahalle dünyası; kısacası toplumu oluşturan tüm sosyolojik alanlar ve gruplar, “Başkasının putuna İbrahim olmakta.” Oysa topluma öncülük edeceği iddiasında bulunanlar, düzeltmek yerine düzelme anlayışını prensip edinmeli; karşısına çıkan çirkinlikleri, şeytan taşlar gibi taşlamak yerine, ne yapmaması gerektiğini gösteren bir pusula farz etmelidir. Az konuşup çok çalışmalıdır.
Çok matah sayılmasak da uzun yıllardır, alanım itibarıyla devletleri, hükümetleri, iktidar sahiplerini takip etmiş biri olarak; devletimizin zirvesinde, Cumhurbaşkanlığında ve bazı bakanlıklarda bir benlik terbiyesi tedrisatı olduğunu net söyleyebilirim. Çünkü bu denli uzun ve güçlü nice iktidar sahiplerinin nelere evrildiklerine dünya şahit olmuştur. “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.”
İktidardan girdik söze, madem iktidardan devam edelim. Zira muhalefet, bu hâliyle neden iktidar yapılmadıklarını ve neden yapılmaması gerektiğini; yerel seçimlerde aldıkları başarıdan sonra yaptıklarıyla birlikte gözümüze sokuyor. Kızmayın hemen, yandaşlıkla falan suçlamayın; ben çürük bir idealistim. Ama hiçbir idealist yandaş olmaz, “yana” olur.
İktidar bileşenlerine dönersek; devrimci kimliğinizi unutmuşa benziyorsunuz. Türk akıncıları olmak yerine, şımarmış yeniçeriler gibi egolar denizinde kayık yarıştırıyorsunuz. Hanımlar, beyler; elinizde büyük bir medeniyetin kaderini tutuyorsunuz. Bulunduğunuz makam, “ben” değil “millet” deme makamıdır.
Not: “Başkasının putuna İbrahim olma” cümlesi, merhum gazeteci-yazar Ömer Lütfi Mete’den alıntılanmıştır.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ