Gazze, Filistin, G. Lübnan, Yemen, Suriye ve İRAN ile sarsıldığımız, emperyalizmin, ziyonizmin ve bunların oluşturduğu Epstein cephesinin bölgemizi ateşe verdiği ve canımızı cayır cayır yaktığı bu büyük yangınlar yetmezmiş gibi,
Şimdide canice saldırılar düzenlenen ve MASUM CANLARIN SÖNMESİNE NEDEN OLAN okullarımızdaki olaylarla bir kere daha derinden sarsıldık!
Gerek bu vahim cinayetler, gerekse bu olaylardan hareketle eğitim sistemimiz ve sorunları ile ilgili bir çok şey yazılmaya, tespitler yapılmaya başlandı.
Sosyal basında yer alan bu tespitleri inceleyerek ve doğru bulduklarımızı derledik ve kendi görüşlerimizle harmanlayarak şu sonuçlara ulaştık:
Eğitimde görülen sorunlar tek yönlü değil, çok yönlü.
1-Aileden kaynaklanan sorunlar 2-Aileyi aciz ve etkisiz kılan sorunlar 3-Okul idarelerinden kaynaklanan sorunlar 4-Öğretmenlerden kaynaklanan sorunlar 5-Okul idaresi ve öğretmenleri aciz ve etkisiz kılan sorunlar 6-Eğitim sisteminden kaynaklanan sorunlar 7-Bilumum muhit/çevre sorunları 8-Güvenlikle ilgili sorunlar 9-Mevzuatla ilgili sorunlar 10-Basın, sosyal basın, telefon, tv, b.sayar, i.net ile ilgili sorunlar (Yazarın tespitleri)
*************
Bir çocuğa SABIRLI olmayı öğretmek, o çocuğa teşekkür aldırmaktan çok daha önemlidir. Bir çocuğa MERHAMETLİ olmayı öğretmek, O çocuğa üniversite okutmaktan çok daha önemlidir. Bir çocuğa HELAL PARA KAZANMAYI öğretmek, o çocuğu doktor, öğretmen yapmaktan çok daha önemlidir. (S. Çamlıca)
**************
Her gün çocuğumu okula bırakıyor, okuldan alıyorum. Ordaki velileri inceliyorum. Hepsinde tespit ettiğim şu: Benim çocuğum ÖZEL, benim çocuğum FARKLI, benim çocuğum çok ZEKİ, benim çocuğum çok HARİKA. Hiç kimsenin çocuğu özel değil, çocuk çocuktur. Öğretmen, okul yetkileri artırılsın, eti senin kemiği benim, hadi eski günlere dönelim, bu FAZLA ÖZGÜRLÜK BİZE YARAMADI. ( Ses sanatçısı Onay Şahin)
***************
13 Yaşında bir çocuk elinde beş silahla okul basıyor. Çocukların eline tablet veriyoruz, telefon veriyoruz, kimle konuştuğuna, neye özendiğine bakmıyoruz. Belki saatlerce şiddet izliyor, belki nefretle büyüyor, sonra bir gün okul kapısından içeri silahla giriyor ve herkes nasıl olur diyor. EVDE ÇOCUĞUNA SINIR KOYMAYANLA OLUR, HER İSTEDİĞİNİ VERİP AMAN ÜZÜLMESİN DİYENLE OLUR, ÖĞRETMENİ SUÇLAYIP ÇOCUĞUNU HEP HAKLI ÇIKARANLA OLUR. ESKİDEN ÖĞRETMENE SAYGI VARDI, ŞİMDİ İSE ÖĞRETMEN KONUŞUNCA ŞİKAYET EDİLİYOR, BAĞIRILIYOR HATTA DÖVÜLÜYOR. ÇOCUKTA GÖRÜYOR, DEMEKKİ KİMSEYE SAYGI DUYMAMA GEREK YOK DİYOR. BİR OKULUN KAPISINDAN SADECE BİR ÖĞRENCİ GİRMİYOR, İÇERİ İHMAL GİRİYOR, YANLIŞ YETİŞTİRME GİRİYOR, SEVGİSİZLİK GİRİYOR. SONRADA KÜÇÜCÜK TABUTLAR ÇIKIYOR. İŞTE İNSANIN CANINI EN ÇOK TA BU YAKIYOR. (Bizim kız/Nurşen Karayanız)
**************
Bir Müdür yardımcısının dikkat çeken paylaşımı: "BU BİR İHBARDIR!
Müdür yardımcısı olarak görev yaptığım okulumun önünde; bu akşam mesai bitimime yakın, serseri edasıyla takılan, ailelerinin veremediği terbiyeyi okulda vermeye çalıştığımız kendi okulumdan 4-5 öğrencime “evlerinize gidin evladım, buralarda dolanmayın” dedim. Baktım laftan anlamıyorlar birinin sırtından HAFİF İTEREK “hadi olum dağılın, doğru evlerinize gidin” dedim.
Öğrenciler biraz uzaklaştıktan sonra sırtından iterek uyardığım öğrenci geri döndü ve “buna hakkınız yok hocam, burası okul dışı, beni itemezsiniz” dedi.
İki gündür yaşanan olaylara zaten canım sıkkın, o hışımla öğrencinin yanına gidip nelere hakkım olup olmadığı hususunda, fiziksel bir müdahale de bulunmadan kendisiyle fikir alış verişinde bulundum.
Hani olur da; sesimi yükselterek öğrencinin psikolojisine olumsuz etkide bulunmuşumdur, bağırarak öğrenciyi incitip moralini bozmuşumdur, o öğrenci yarın bir gün beni yetkili makamlara şikayet ederse, şimdiden KENDİMİ İHBAR EDİYORUM.
Zamanında bir milli eğitim bakanının “Senin saçını keserlerse bana söyle, ben de müdürün saçını keserim”, “Velimi üzeni, ben de üzerim” saçmalığıyla başlayan yozlaşmanın geldiği bu durum içler acısı maalesef. Kimler doğrudan veya dolaylı olarak bu berbat durumdan sorumluysa yatacak yerleri yok. Yazıklar olsun…" (Bir okulun müdür yardımcının paylaşımı)
***************
MEDYA bir eğlence aracı olmanın ötesine geçti çoktan, bir MODEL alma kaynağı haline geldi. Genci yaşlısı ekrandan akan davranışları bilinçli bilinçsiz içselleştiriyor, maruz kaldığı ŞİDDET içeriği, şiddete karşı duyarsızlığını perçinliyor. Sorunlarını fiziksel güç kullanarak çözen karakter, şiddeti çözüm yolu olarak aktarıyor. Sigaranın bulurlandığı ekranlarda, silahlı sahneler tanıtım görsellerinde ışıl ışıl parlıyor. SİLAHI bırakın normalleştirmeyi, ÇEKİCİ hale getiriyor. Güç, otorite, saygınlık ne eğitimde ne emekte, hepsi kendine şiddette yer buluyor. Tv. Kanallarındaki silahların şiddeti teşvik ettiği artık hepimizin malumu ve bu dizilerdeki reklamlarda, gerçek hayattakinin aslında çok ötesinde, aksine, toplum nezdinde sempatik, karizmatik ve vatansever olarak gösterilen karakterler canlanıyor. Asıl tehlike, DEVLETLE SUÇ ÖRGÜTLERİ ARASINDA MEŞRULAŞTIRICI BİR İLİŞKİ varmış gibi gösteriliyor. Bu gençlerde bir algı bulanıklığına neden oluyor ve tehlike gerçekten burada. Bu içerikler ŞİDDETİ olgunlaştırıyor ve suçu ROMANTİZE ediyor. 16-17 Yaşındaki gençlerimizin suçla erken yaşta temas etmelerinin arkasındaki nedenleri ararken, önemli bir nedenin de medyadaki etkilerin olduğunu görmezden gelmememiz gerekir ve buna daha fazla kayıtsız kalamayız. Yaklaşık üç yıldır bu kürsüden hem ülke hem de siyaset kurumuna çağrıda bulunuyoruz, toplumu ifsad eden DİZİLERE, GÜNDÜZ KUŞAĞI pıroğramlarına karşı iradenizi ortaya koyun diyoruz. Bu pıroğramların en büyükleri iktidara yakın medya kuruluşlarında yer aldığı için havaya ıslık çalınarak dinleniyoruz maalesef. Kendilerinin çocuklarıyla, aileleriyle dinlemediği izlemediği dizileri maalesef bu topluma reva görüyorlar. Biz dedik dinlemediniz ama bakın geçtiğimiz günlerde AZİZ MAHMUT HÜDAİ VAKFI çok değerli bir çağrıda bulundu, “insanı, aileyi, toplumu ifsad eden içeriklere karşı hepimizi göreve davet etti.” Şimdi birde şöyle bir gerekçe ile geliyorsunuz, “medya dünyası reytinge göre hareket eder, biz özel sektöre ne diyebiliriz ki” diyorsunuz. Bu, meseleyi gerçekten çözmek istediğinize inanmamız için şu iradeyi ortaya koymanız gerekirdi mesela, şunu denemiş olmanız lazımdı, küçükte olsa bir çözüm iradesi göstermeniz, samimiyet göstergesi emaresi olarak bunu yapmanız gerekirdi. Bunlara demeliydiniz ki “siz özel sektörsünüz, özel sektörün reklamlarıyla ayakta durun, kanallarınızdan kamu bankalarının reklamlarını kaldırıyoruz” demeliydiniz mesela. Bunu dediniz mi? Hayır demediniz. Bu yayınlara oluk oluk KAMU BANKALARINDAN PARALAR AKIYOR. O yüzden özel sektör falan diyerek topu taca atamazsınız, sorumluluktan kurtulamazsınız. Bir taraftan aileyi koruyacağız diyeceksiniz, bir taraftan şiddeti yok edeceğiz, şiddete sıfır tolerans diyeceksiniz ama bir taraftan da o şiddeti besleyen, aileyi yok eden yayınlara karşı hiçbir tedbir almayacaksınız ve onlara göstere göstere aslında bir de destek olacaksınız. (Yeni yol gurubu m. vekili Sema Silkin Ün’ün meclise sunduğu konu ile ilgili önerge konuşması)
SONUÇ: Tez zamanda, başta mecliste gurubu bulunan ve bulunmayan tüm partilerle bir araştırma komisyonu kurulması, eğitim otoritelerinin, eğitim camiasının ve eğitim sendikalarının önerileri alınarak, güvenlik kurumlarını da işin içine katarak çözüm üretilmeli, keskin tedbirler alınmalı ve bir daha bu acının yaşanmaması için ne yapılması gerekiyorsa yapılmalıdır. VEKİL SEMA SİLKİN ÜN’ÜN MECLİSTE YAPTIĞI KONUŞMA iyi dinlenmeli, VERDİĞİ ÖNERGE MUTLAKA SAMİMİYETLE ELE ALINMALI ve gereği ivedilikle yapılmalıdır.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ